Cüneyt Sadıç

tüm yazıları
Seyyah-ı Alem
e-posta gönder

ENDÜLÜS’TE RAKS

21.03.2017 Salı

Nisan ayı takvimim pek bir yoğun. Ay başında Berlin, arkasından Atina ve ay sonunda dünyanın en ilginç şovu olan Hannibal için Sölden var programımda. Hafta sonu sevgili meslektaşım Serkan Özay’la sohbet ederken, “Aradaki hafta da boş geçmesin Endülüs’ü ekle programına, Nisan tam zamanı!” deyip aklımı çeldi. Serkan, zamanı diyorsa kesin doğrudur, ne de olsa Türkiye’den çok Endülüs’te kendisi. Düşüneyim bir dedim.

Akşam kahve keyfime eşlik etsin diye plak koleksiyonundan rastgele bir plak alıp pikaba koydum ki Nesrin Sipahi’nin o berrak sesi odayı doldurdu:

“Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı...

Şevk akşamında Endülüs üç defa kırmızı...”

Endülüs’ü nisanda şereflendirir miyim henüz belli olmadı ama, bu hafta sizleri bu satırlarda Endülüs’e götüreceğim, bu şarkıyla kesinleşti…

Gemileri yakan komutan

İspanya’nın, 17 özerk bölgesinin en özeli Endülüs’ün hikayesi, Kuzey Afrikalı berberi komutan Tarık Bin Ziyad ile başlar. Hani bugün ‘gemileri yakmak’ diye bir deyimimiz var ya, işte onun kahramanıdır kendisi.

8’inci yüzyılda bugün adının verildiği Cebelitarık’ı gemileriyle geçer ve kimse kaçmasın, geri dönüş şansı kalmasın diye Boğaz’ı geçer geçmez hepsini yaktırır. Böylece, takip eden 8 yüzyıl boyunca Müslüman, Katolik ve Musevi kültürlerinin iç içe geçeceği, İber Yarımadası’na imza atmış, önemli eserler bırakmış bir medeniyetin, Endülüs’ün de temellerini atar.

Nerelere gidelim?

Sevilla, Málaga, Cadiz, Granada, Córdoba, Almería, Jaén ve Huelva büyüklük sırasıyla Endülüs’ün birbirinden güzel şehirleri.

Fazla zamanınız yoksa üç gün izin alır, perşembe sabahı THY ile Malaga’ya uçar pazartesi döner ve beş günde keşfediverirsiniz dünyanın bu güzel köşesini.

İşte size kaba hatlarıyla kısa bir Endülüs programı:

1. gün: Malaga Katedrali, Pablo Picasso Evi ve Alcazaba’yı yazın programınıza ve Malaga sokaklarında kaybolmayı da ihmal etmeyin.

2. gün: Granada’da dünyanın en önemli kültür miraslarından El Hambra Sarayı sizi bekliyor. Katedral, Arap Çarşısı, Albaizin ve Sacro Monte de programa ekleyebileceğiniz diğer yerler.

3. gün: Cordoba’da dünyaca ünlü Cordoba Camii, Roma Köprüsü ve Musevi Mahallesi’ni gezin. Calleja De Las Flores yani çiçekli sokağı da unutmayın!

4. gün: Sevilla’yı keşif günü. Alcazar Sarayı, Altın Kule, Santa Cruz Bölgesi, Maria Luise Parkı ve Plaza De Toros De La Maestranza programa konulabilecek yerler arasında. 

Unutmadan, Sevilla’nın Triana semti Flamenco’nun doğduğu yer olarak kabul edilir. Dolayısıyla en güzel Flamenco şovları da burada.

5. gün: Son hediye alışverişlerini tamamlayıp öğle uçağıyla Malaga’dan eve dönüş.

Kaça mal olur?

Seçeceğiniz tarihe bağlı olarak, uçak biletleri 400-900 euro arasında değişirken, 
otel fiyatları dört yıldızlılar için kişi başı gecelik 60 eurodan başlıyor. Nisan ayında beş günlük Endülüs paket turlarının fiyatları, örneğin Tuareg’te 600 eurodan 
başlıyor. Bu fiyata ekstra geziler hariç; uçak, konaklama, otobüs, rehberlik ve 
panoramik turlar dahildir.

Bir şiir...

1929’da Madrid elçiliğine atanan Yahya Kemal, çok merak ettiği halde, doğru dürüst bir İspanyol raksı göremediğini sohbet sırasında dostu Marki’ye söylediğinde Marki, kendisini Endülüs’e davet eder. Elinde zil, omzunda şal ve göğsünde Gırnata’nın en güzel gülüyle raks eden esmer bir İspanyol güzeli, şairin dikkatini çeker ve şiirin ilk dizesi o gece ortaya çıkar. ‘Endülüs’te Raks’ bir İspanyol akşamındaki neşeli bir anın ve bir İspanyol güzelinin tasviridir. Münir Nûreddin Selçuk’un daha sonra bestelediği ve de seslendirdiği bu muhteşem şiiri en güzel Nesrin Sipahi yorumlamıştır.

Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı...
Şevk akşamında Endülüs üç defa kırmızı...
Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir.
İspanya neş’esiyle bu akşam bu zildedir.
Alnında halka halkadır aşüfte kâkülü,
Göğsünde yosma Gırnata’nın en güzel gülü...
Altın kadeh her elde, güneş her gönüldedir
İspanya varlığıyla bu akşam bu güldedir.
Raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi;
Bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi...
Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli...
Şeytan diyor ki, sarmalı, yüz kerre öpmeli...
Gözler kamaştıran şala, meftun eden güle,
Her kalbi dolduran zile, her sineden: “Ole!” 

Yazarın Önceki Yazıları

21.03.2017

ENDÜLÜS’TE RAKS

14.03.2017

TAKSİM’İ BİLİR MİSİNİZ?

07.03.2017

BAHAR GELİYOR, DÜNYAYI GEZME ZAMANI!

28.02.2017

İŞE GİDİŞİNİZİ KÜLTÜR TURUNA ÇEVİRİN

21.02.2017

KİM DEMİŞ ‘ALMANLAR EĞLENMEYİ BİLMEZ’ DİYE?

14.02.2017

UMUTSUZ AŞIKLARIN ŞEHRİ: İSTANBUL

07.02.2017

MELEKLER SEHRi: BANGKOK

31.01.2017

YARIYILDA KAYAK HEYECANI

17.01.2017

HANLARI, ÇARŞILARI VE KAPANLARIYLA TARİHİ YARIMADA

13.01.2017

KIŞ SPORLARI CENNETİ: AVUSTURYA
daha fazlası...

Günün Yazarları

Sinan Biçici

KANAL D’DEN CESUR ADIM
25.03.2017

Çağdaş Ertuna

Yeni trend: Küresel ama yerli
25.03.2017

Ali Eyüboğlu

GENÇLERİN SPİKERLİK HEVESİ VE ACI GERÇEK
25.03.2017

Nazlı Mengi

LONDRA GÜVENLİ DEDİK!
25.03.2017