Eski Beyaz Yakalı Alp Özbek ile Röportajdaydık

05.06.2018 Salı

Alp ile tanışmamız 2009 yılına dayanıyor. O sıralarda İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti kapsamında İstanbul'da yaşayan yabancılara yönelik bir fotoğraf projesi hazırlığı içindeydim. Proje kapsamında 2010 kişiyi fotoğraflamayı hedeflemiştik. Tik diyorum; proje İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı tarafından kabul görmüş, ajans yönetiminin defalarca değişmesiyle birlikte proje son aşamada rafa kaldırılmıştı, çok üzülmüştüm. Ciddi emek, zaman ve bir ton masraf yapmıştık. Her olay büyütüyor insanı geçmiş zaman.

Birgün çekimdeyken telefonum ısrarla çalınca açtım. Karşımda muazzam ses tonuna sahip son derece kibar bir erkek sesi "Marka Konferansı için Yeşim Mutlu" ile görüşmek istediğini söylüyordu. "Buyrun benim nasıl yardımcı olabilirim" derken karşımda ki ses Alp Özbek'ti. "2009 yılında 10.'su gerçekleşecek Marka Konferansı'nın resmi fotoğrafçısı olup olmayacağımı" bana soruyordu. Telefondaki şaşkınlığımı sanırım Alp hala hatırlar. "Beni nereden buldunuz vb " diye saçmaladığımı hatırlıyorum.

Sonrasında bendeniz Mira'ya 3,5 aylık hamile ve hamilelik kanaması atlatmış bir kadın olarak Marka Konferansı'nı fotoğrafladım. Dört gün boyunca muazzam bir deneyim yaşadığım gibi Tom Dixon, Ze Frank, Stefan Sagmeister, Martin Roll, Jonathan Banks ve daha birçok kişiyi fotoğraflamanın yanı sıra onları yakından tanımak muazzam bir deneyimdi. Şimdi geriye dönüp baktığımda "Alp diyorum, iyi ki aradın" diyorum. İşte Alp ile biz iş için tanıştık. Marka Konferansı sonrası da iletişimimiz hiç kopmadı. Bugün Alp kurumsal hayatı geride bırakarak hayallerinin peşinden gidiyor. Çok yakında kendisini her yerde göreceğiz.


Sevgili Alp, 2009’da başlayan tanışma sürecimiz sonrası ikimiz de inanılmaz değişim içindeyiz. Neden değiştin (gülüşmeler) neden?
Zamanı gelmişti çünkü. Sanırım bu değişimi en iyi tanımlayan yanıt bu olacak... Bunu biraz daha açmam gerekirse çok yoğun çalıştığım bir dönemde büyük bir farkındalık yaşadım, iş hayatının dinamiklerine biraz daha kendimi kaptırırsam çocukluğumdan beri süre gelen hayallerimi denemeye bile fırsat bulamadan yitireceğimi gördüm. (Derin bir nefes verip güler)

Alp Özbek kimdir? Seni tanımayanlar için kısaca anlatalım mı?

Aslen Bilgi Üniversitesi Reklamcılık bölümü mezunuyum. Reklam yazarı olarak başladığım iş hayatıma üçüncü yılın ardından yönetim donanımlarımı geliştirmek için müşteri tarafına geçerek devam ettim. Tüm kariyer yükselişimi de burada tamamlayarak sekiz yılın sonunda başarılı bir yönetici ama çocukluk hayali olan oyunculuktan da tamamen kopmuş bir iş adamına dönüştüm. Oysa reklamcılık okurken bile amacım bir gün kameraların arkasından önüne geçmekti. Ama tabii işe başlamamla bunun böyle mümkün olmadığını gördüm. (Gülüşmeler)

Ve, o an yaptığım her şeyi bırakmadan oyunculuğa geçmemin artık imkansız olacağını öngörerek önce iyi bir eğitim planı yaptım ardından da işlerimi yoluna koyup kurumsal hayattan ayrıldım. Son iki senedir tamamen oyunculukla ilgileniyorum, "oldum" demek için erken tabii ama artık güçlü bir oyuncu adayıyım.

Kurumsal hayattan çıkıp kendine bambaşka yol çizdin. Daha 35 bile olmadan, geleceği erken mi gördün? Cesur adımların arkasında ne yatıyor?
Aslında bir önceki soruda da kısaca değindiğim gibi cesaretimin ardında tek yatan hayallerimi kaybetme korkusu ya da yitirmek istememe kararlılığı diyebilirim.

Kurumsal hayatı bırakmayı düşünen ama cesaret edemeyenlere önerin var mı?
Tabii! Öncelikle doğru zamanın geldiğinden emin olsunlar. İş hayatında hepimiz zorlu süreçlerden geçiyoruz ama her aklımıza estiğinde işi bırakmak olmaz. Sonuçta işe olduğu kadar, hayata karşı da sorumluluklarımız var. Ama şartlar elverdiğinde denemekten de asla çekinmesinler. O inandıkları amaç, hayal her ne ise peşinden "gerçek olması için çok çalışarak" gittikleri zaman meyvelerini de muhakkak yiyeceklerdir.  

Oyunculuk serüvenin nasıl başladı, nasıl karar verdin oyuncu olmaya?
Dedim ya çocukluk hayaliydi benimki. Ailem "daha elle tutulur bir mesleğin olsun" dediği için reklamcılığı seçmiştim, gerisi geldi. Ama bu kararı ilk nasıl verdiğimi soracak olursanız, o kendimden başka bir varlığa dönüşme duygusu cazip geliyordu küçükken de . Luke Skywalker, Spiderman, Conan küçükken kendimce kılığına girdiğim ilk karakterlerdi. Hırsız-polis oyununun biraz daha ötesindeydi benimki. Sonra okulların ilgili derslerinde ilk sahne, ilk müsamereler ve sahnede olmanın tarif edilmez heyecanı…

Sahi gelişmek demişken oyunculuğa ilk geçişte neler yaptın? Nasıl bir yol izledin kurumsal hayat sonrası?
Önce Akademi 35,5'ta Sinema ve Sahne oyunculuğu üzerine kapsamlı bir eğitimden geçtim, ardından yine aynı akademide bana göre Türkiye'nin en iyilerinden Tarkan Karlıdağ ile kamera önüne özel üst seviye bir eğitim aldım. Kendimi bu tarafta şansımı aramaya hazır hissettiğimde de ajansım Canan Odacıl'la iletişime geçtim. Kendisi benim içinde var olmayı, oyuncuları arasında yer almayı arzu ettiğim ilk ajanslardandı. Sağ olsun Canan Hanım'la daha ilk görüşmemizde işe aynı yönlerden baktığımızı gördük ve devamı geldi. Ama dediğim gibi gelişmenin sınırı yok, beni besleyeceğine inandığım her çalışma ile bu seminer olur, egzersiz olur, kitap olur kendimi o büyük sahneye hazırlamaya devam ediyorum.  

Çekim zamanı bir günün nasıl geçiyor neler yapıyorsun? Herkes çekimlerin set ortamının zorluğundan bahsediyor. Gerçekten zor mu set hayatı?
Aslında programım çekimden bir önceki gece düzenli bir saatte uykuya yatmakla başlıyor. Sonra set saatine göre hafif bir kahvaltı ile güne başlıyorum, ben yerinde bir açlığın beni biraz daha zinde tuttuğuna inanıyorum çünkü. Sete geldiğimizde tabii kostüm hazırlıkları ve metnimin son tekrarlarıyla geçiyor zaman. Sonrası da oyun sıramı bekleyerek... Henüz sektörün zorluklarını dile getirebilecek kadar çok set deneyimim olmadı ama benim içinde bulunduklarım gayet keyifli ve karşılıklı dayanışma ve anlayış çerçevesinde geçen ortamlardı. Hal böyle olunca geçirdiğiniz zaman da olağan geliyor. Bir de ben iş hayatının zorluklarından sonra kendim istedim set ortamlarını. (Güler)  

Kişisel beslenme ve spor ile özel bir programın olduğunu biliyorum. Bu hep böyle miydi yoksa artık oyuncuyum ve daha dikkatli mi olmam gerek dedin? Sence fiziki görünüm önemli mi oyunculukta?
Aslında kurumsal hayattan ayrılmadan önce sağlıklı beslenmenin yararlarını keşfedip beslenme programımı değiştirmiştim ama etkin bir spor programını düzene oturtmam işten ayrılmamla beraber gerçekleşti. Çünkü ben de çalıştığım dönemde ofiste geçen o yoğun zamanın ardından ne beden ne de zihin olarak spora vakit ayıramayanlardandım. Ama işten ayrılıp da günlerim düzene girince spor da kaçınılmaz oldu. Bu hem beden sağlığım için hem de zinde görünüm için bence önemli. Bir de yurt dışında oyuncular canlandıracakları karakterlere göre kilo alıp kilo verirken ya da kas tutarken bizde güzel çalışılmış vücutlar her zaman biraz daha fazla pirim yapıyor bunun da farkındayım. Ayrıca gerçekten spor yaptığım zaman kazandığım zindelik ve beden hakimiyeti, vücut kullanımım ve oyunculuk performansım sırasında da bana yardımcı oluyor. Hepsi iç içe diyebiliriz kısaca.

Geride bıraktığın yaşamı özlüyor musun? Yoksa “ben iyiyim böyle” mi durumun?
Özlüyorum diyemem. En azından özleyemeyeceğim kadar tükettiği bir dönemde bıraktım kendisini. Ama tabii hiçbir zaman bağlarımı koparmadım, bir gün şartlar olası bir geri dönüş gerektirirse o işi en iyi şekilde yapabileceğimi bildiğim bir donanımım ve dostluklarını her zaman hissettiğim, hatta halen görüştüğüm arkadaşlarım var…

Doğaya, hayvanlara inanılmaz saygılısın. Bununla ilgili aklında projeler var mı?
Aslında sadece hayvanlara değil kimsesiz çocuklara da ulaşabildiğim ölçüde ulaşabilmeyi çok isterim. Eğitimlerinden sosyalleşmelerine, ihtiyaç duyulan her alanda yanlarında olacak bir vakıf, bir yurt o çok para kanırsam gerçek olacak hayallerim arasında. Hayvanlara gelince, sokak hayvanları için insanlığa yaraşır düzeyde bir barınak yaptırma hayalim var. Zaten her iki yönde de küçük de olsa bireysel olarak atabileceğim adımları kollamaya özen gösteriyorum. Öte yandan hali hazırda yapılan tüm içi dolu, güvenilir projelerin de bir ucundan tutmak üzere gelecek tekliflere açığım…

Yakın gelecekte planında neler var? Seni nerelerde göreceğiz?
Öncelikli planlarım arasında iyi bir dizi ve sinema projesi var. Ajansımla beraber doğru projeleri bulmak üzere gelenleri değerlendirirken ben bir yandan kendimi geliştirmek için çalışmalarıma devam da ediyorum. Son dönemlerde tiyatro sahnesinde var olma fikrine de daha sıcak bakar oldum. Orada bambaşka bir heyecan ve cesaret ölçütü var tabii ama içinde olmak da bir o kadar mutluluk verici…

Alpcim, çok başarılı bir oyuncu olacağına eminim. Her zaman da fotoğraflar benden. Sevgiyle kal.

Yeşim Mutlu
http://www.yesimmutlu.com
 

Alp Özbek Kimdir?
1986 yılında İstanbul'da doğdu. Reklamcılık sektöründeki başarılı kariyerinin ardından çocukluk hayali olan oyunculuğa geçmek için cesur bir hareket örneği göstererek kurumsal hayatı bıraktı ve kendisini oyunculuğa hazırlayacak olan ciddi bir eğitim sürecinden geçti. Şimdi tüm odağı bu yönde ve gelecek vaat eden başarılı bir oyuncu adayı. Koç burcu, resme ve müziğe yetenekli, dijital platformlarda yayımlanmış bir de uzun soluklu hikaye serisi var...