Fakirler zenginlerden cömert çıktı!

Londra Queen Mary Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma dar gelirlilerin zenginlerden daha fedakâr olduğunu ortaya koydu. Ancak madalyonun öteki yüzü de var...

07.07.2018 Cumartesi Güncelleme : 07.07.2018-1:30 Cumartesi

Zenginlik hayallerinizi neler süslüyor? Dünya seyahati? Lüks arabalar, geniş ve konforlu evler? Yakınlarınıza, sevdiklerinize yardım, hayır işleri? Hepsi aklınıza yatıyor olmalı... Siz yine de son seçenek için fazla emin olmayın. Londra’da yapılan yeni bir deney, servet sahibi olanların hiç de cömert olmadıklarını ortaya koydu. Üstelik geliri az olanlar, varlıklarını paylaşmaya zenginlerden çok daha yatkınlar... 

Bu gerçeği biz doğu kültürü insanları olarak kâh arabesk şarkılarından, kâh eski filmlerimizden pekala biliyoruz. Garibanlık ve mağdurluk toplumumuzda kıymet bulan haller olduğundan destanlarda da hep iyi olan fakir, kötü olansa zengindir. Artık bunun yalnızca bir mit olmadığını öğrendik. Londra’daki Queen Mary Üniversitesi, sonuçlarıyla bizim efsanelere arka çıkan bir araştırma yaptı ve meseleyi Doğu’nun duygusallığından Batı’nın bilimselliğine taşıdı. Araştırmacılar sosyal bir deney düzenleyerek insanları gerçekten para kazanacakları bilgisayar oyunları oynamak üzere işe aldılar. Katılımcılar düşük statülü ve yüksek statülü olmak üzere gruplandı. Kişilerin statüsünü başlangıçta kendilerine ne kadar para verildiği, yani varlık oranları belirledi. Katılımcıların oyunda karar vermeleri gereken iki seçenekleri bulunuyordu: Varlıklarını kendilerine saklayabilir ya da sonradan herkesin paylaşacağı bir grup sermayesine yatırmaya karar verebilirlerdi. Oyun boyunca katılımcıların varlık oranları bazen şansa bazen de kendi çabalarına göre değişti. Şans faktörü, gerçek hayatta doğuştan şanslı olanları ya da piyango, miras gibi yollardan bir anda zengin olanları temsil ediyordu. 

İşin içinde para olduğunda empati yok oluyor 

Sonuçlar, fakir ama gururlu gencin yüzünü kara çıkarmadı... Düşük statülü katılımcıların grup sermayesine katılmaya daha yatkın oldukları gözlendi. Çaba veya şans yoluyla yüksek statü unvanını almaya hak kazananlarsa ortaklığa katılmaya pek gönüllü olmadılar. Üstelik varlıklarını şansla kazananlara göre çok daha cimri bir tutum sergilediler. Hemen insanoğlu nankör demeyin; birazdan madalyonun öteki yüzü geliyor. Araştırmayı yürüten ekibin başında yer alan Prof. Magda Osman, “Yüksek statülü bireylerin varlıklarını ne yolla elde ettikleri, işbirliğine yatkınlıklarını belirleyen temel etken oldu. Diğerleri için neden düşük statülü olduklarının bir önemi yoktu”. 

Araştırma, gerçek hayatı çok basit yolla mükemmel canlandıran bir deney olması yönünden ilginç. Eğer garibansanız, neden gariban olduğunuzun bir önemi yoktur. Çıkış yolu bulmaktır tek mesele. Zenginseniz, ne yolla zengin olduğunuz çevrenize olan tavrınızı tümden etkileyebilir. Osman’a göre, yüksek statüyü şans değil çaba yoluyla elde ettiyseniz varlıklarınızı korumaya daha meyilli olursunuz. Varlıklarınız kısıtlı olduğunda ise işbirliğine çok daha yatkın hale geliyorsunuz. İşte madalyonun öteki yüzü burada görünüyor: “Bir insanın işbirliğine yatkın olması, onun fedakâr ve özverili bir tutum içinde olduğunu kanıtlamıyor” diyor Osman. Aslında işbirliğine daha fazla katkıda bulunarak diğerlerinin de aynısını yapacağını ve en nihayetinde bundan kâr sağlayacağınızı düşünüyorsunuz. 
Çarpıcı ve bir o kadar tanıdık değil mi? Bekleyin, bitmedi: “Şaşırtıcı olan bir başka bulgu da empati duygusunun işbirliğine hiç etki etmemesi. Bunu görmek önemli, çünkü empatinin sosyal bağları geliştiren başlıca etken olduğu söylenir. İşin içinde para olduğunda empatinin yok olduğunu gözlemledik” diyor profesör Magda Osman. 

Londra’daki bu ilginç deney, fedakârlığın aslında bir aldatmaca olduğunu ortaya koyuyor. Öyleyse iyilik adına geriye dürüstlük ve paylaşmak kalıyor. Bir şey beklemeden kalpten yapılan paylaşımların bir gün mutlaka karşılık bulacağını bilmek hepimize yeter.

SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ