Fenerbahçe-Başakşehir maçının ardından spor yazarlarının görüşleri

1
Fenerbahçe-Başakşehir maçının ardından spor yazarlarının görüşleri
Kaleciler daha çok yorulmuş! - Mehmet Demirkol (Fanatik)

Fenerbahçe, ligde olduğu gibi Başakşehir savunmasına baskı yaparak oyun kurmayı engelleyen bir oyunla başladı. Volkan Babacan uzun vurmak zorunda kaldı. Bu baskı maç boyu devam etti. Tabii Emre’nin organizatörlüğüyle çıkmayı başardılar. Ancak Fenerbahçe her defasında bu plana geri döndü. Başakşehir ilk çıktığında kırılan bir yapı olmadı bu. Fenerbahçe planını, oyun merkezini önde, ya da genelde olduğu gibi biraz daha geride almak üzerine kursun hep rakibi bozmak istiyor. Yoksa ligde 4 asist 1 golle oynayan Alper 10 numara pozisyonunda oynamaz. Başakşehir’de Mossoro’nun 6 gol 8 asistle oynadığını düşündüğünüzde Fenerbahçeli mevkidaşından, daha fazlasını beklemek mümkün. Tabii Advocaat bunu beklemiyor. Onun yapması gereken organizasyon işini Van Persie’nin yapmasını istiyor. Organizasyon dediysem de konu Lens’i koşturmak. İlk golde bunu yaptığını da söyleyip hakkını teslim edelim.

Emre’nin liderliğiyle

Fenerbahçe’nin oyun planının bir başka aşaması da Visca ve Cengiz’i de kalabalık merkeze yönlendirmek üzerineydi. Bunu da yaptılar. Fakat Başakşehir, Emre’nin beceri ve liderliğiyle istediği golü buldu. Fenerbahçe skora rağmen risk almayıp plandan uzaklaşmayınca oyun dengede kaldı. Gol sonrası Abdullah Avcı hemen işe yarayan ve Fenerbahçe’yi şaşırtan B planını devreye soktu. 3’lü savunmaya dönüp Napoleoni’yi oyuna aldı. Hemen baskı kurdular. Emre yine devreye girdi ve şiir gibi bir gol attılar. Ancak bu 3’lü savunma organizasyonu Visca’nın ofsaytı bozmasıyla gelen 2. Fenerbahçe golüne de yol açtı. ‘Futbolda risk almanın olumlu ve olumsuz sonuçları’ adlı dersi 2 dakika içinde aldık hep birlikte.

Daha fazla yıpranamazdı

Skordaki gelgitlerin takımları ekstra yorduğunu söyleyebiliriz. Uzatmalarda bu durum daha da ağırlaştı. Başakşehir çok da alışık olmadığı bir düzenle sahada olmanın yarattığı ekstra yorgulukla mücadele etti. Fenerbahçe ise Volkan ve Ozan’ın sakatlığı sebebiyle sahada hep eksik kaldı. İki taraf da penaltıları tercih eden fazla forse etmeyen oyuna yöneldi. Penaltılarda gördük ki kaleciler arkadaşlarından daha fazla yorulmuş! Kurtarma yüzdesi bir yana attıkları (atamadıkları) penaltılar da dikkat çekiciydi. Başakşehir, Trabzon maçı öncesi en kötü senaryoyu yaşayarak finale kaldı. Daha fazla yıpranamazlardı...

2
Fenerbahçe-Başakşehir maçının ardından spor yazarlarının görüşleri
Kader gayrete aşıktır - Rıdvan Dilmen (Sabah)

Penaltılar 9-9 oldu, o sırada Aykut hocayı aradım... Hem Kasımpaşa maçı için tebrik ettim, hem de "Kimi istersin" diye sordum. "İnan fark etmez" dedi, cevap olarak ama o da benim gibi çok şaşkındı. Şaşırmamak da mümkün değil... İlk maçın skoruyla bitmesi, penaltılara gidilmesi ve sonuçta Başakşehir'in finale kalışı... Klasik yorucu bir maç oldu. Bazı oyuncular, çok iyi, bazıları ise kötüydü, bunlara girmeyeyim. Penaltılarda olur böyle... Bireysel olarak maçın hakemi Halil Umut Meler çok iyiydi, onu belirteyim sadece.

İKİSİ DE YENİLİKÇİ HOCALAR
Serdar Ali Çelikler, Kırmızı Çizgi programında çok enteresan bir şey söyledi. "Fenerbahçe üçüncü olursa ki öyle gözüküyor, Konyaspor da finali alırsa Fenerbahçe iki eleme oynayacak. Kupayı alan takımın teknik direktörü, fazla tatil yapmayacak. Fenerbahçe takımı da erken başlamak zorunda kalacak." 
Bu öngörünün ilk kısmı bitti, Başakşehir kazandı.
Fenerbahçe'nin tutunduğu tek dal olan kupa da gitti. Bundan sonraki maçlarda dün gelen seyircinin yarısını bile bulamaz.
Hakikaten Fenerbahçe genelde şubelerin çoğunda başarılı ama dün hem kadın basketbol hem de futbolda benzer şekilde final anlarında kaybettiler. Spor böyle bir şey ve bir oyun... Artılarıyla, eksikleriyle, atanlarıyla, kaçıranlarıyla, ribaundlarıyla, direkleriyle.
Finale kalan iki teknik direktöre bakalım.
Tamamen yenilikçi, tırnaklarıyla gelmişler.
Her gün kendilerini ve takımlarını yeniliyorlar. Futbolun adaleti vardır.
Finalde buluşuyorlar... Beş şampiyon çıktı bu ligden ve beşi de finalde yok. Aykut hocaya da, Abdullah Avcı'ya da kapasiteleri tavan yapan takımları için teşekkür ederiz.

11 OYUNCU KURTARMAZ!
Şenol Güneş ikinci kez üst üste şampiyon olma şansı fazlasıyla var ve iyi bir futbol emekçisi... Abdullah hocanın ikinci olma ihtimali yüksek ama Mayıs'ın sonuna geldiğimizde şampiyonluk yarışında olması, kupada finale kalması, maçı izlerken "takım gibi takım" dedirten bir ekip yaratmak, kadro seçimiyle çok başarılı.
"İyi futbol iyi futbolcularla oynanır" sözünün karşılığı ama tabii ki sisteminiz yoksa, bir karakter koyamıyorsanız 11 iyi futbolcu da sizi kurtarmaz. Başarılı olamazsınız.
Sadece sistemin ya da yeteneğin yetmeyeceğini gördü, ikisini birlikte uyguladı. Helal olsun. Her gün üzerine bir şeyler koyuyor yetinmeden.
Böyle maçlara hep kader derler. Kader vardır ama kader gayrete aşıktır. "Kadere bak" deyip geçmeyin. İstanbulspor'da birlikte çalıştılar, aynı dava uğrunda mücadele ettiler ve çok önemli bir kupanın finalinde karşı karşıya geliyorlar. Çünkü gayretliler...

3
Fenerbahçe-Başakşehir maçının ardından spor yazarlarının görüşleri
Onur savaşı - Attila Gökçe (Milliyet)

Sezonun bu zamanında iki karpuzu tek koltukta taşımak hiç de kolay değil. Başakşehir bu işi hiç zorlanmadan yapıyor, hem Lig’in, hem de Kupa’nın yükünü başarıyla taşıyordu.

Sonunda mutluluğu buldu mu, bulabilir mi? O kadar önemli değil... Başakşehir oyuna duyduğu saygı ile elinden gelenin en iyisini yapıyor.

Fenerbahçe’ye bakarsak... Gerçekten finali isteyerek, heyecanla koştular. İlk toplara bastılar. Pozisyonlara girdiler. Özellikle Robin Van Persie’nin üç pozisyonu var ki, goller akıl almaz biçimde kaçtı.

Dirk Advocaat, Abdullah Avcı ile hiç diyaloga girmeden yağmurda uzun süre kulübede oturmayı tercih etti. Avcı ise gayet sabırlı ve sakindi. Takımını da öyle yönetti. Ne var ki maçın gelişimi her iki hocayı da soluk soluğa bir koşunun içine soktu. Üstelik sadece futbolcularını oynatmadılar. Yaptıkları değişikliklerle, hamlelerle kendileri de adeta satranç oynadılar.

Emre (Dk.42) ve Sow’un (Dk.71) karşılıklı gollerinden sonra maçın inanılmaz bir hareketlilik kazandığına, oyunun hızlandığına ve düelloya dönüştüğüne tanık olduk.

Abdullah Avcı, “Ya hep ya hiç” diyerek 5 dakikada 3 değişikliği birden yaptı. Mustafa Pektemek, Napoleoni ve Holmen’le hücumdan başka hiç bir şey düşünmediğini ortaya koydu.

Savunmayı üçleyerek rakip yarı alanda inanılmaz bir baskı kurdu. Kupa statüsünün bu yanını çok seviyorum... Avcı o 1-1’in işe yaramayacağını bildiği için golü arıyordu. Buldu da. Holmen beklenen golü attı. Ancak 2 dakika sürdü mutluluk...

Fenerbahçe’de Alper’in yerini alan Ozan yine her şeyi yeniden başlatan golünü attı.

Maç uzadı. Kendi adıma memnun oldum. Çok iyi bir maç seyrediyorduk. Uzatma da keyfe yapılan ilaveydi.

Oradan penaltılara gitti maç... İki tur penaltı atışıyla heyecanın doruğuna vardık.

Sonunda Başakşehir final biletini aldı.

Ama haksızlık etmeyelim... Fenerbahçe’yi de Başakşehir’i de verdikleri onur mücadelesi için içtenlikle kutluyorum.

Advocaat için ne kadar üzgünsem, Avcı adına da o kadar sevinçliyim... İkisi de saygıyı ve finali hak etti dün... Sadece birinin yüzü güldü.

Eh sporun fıtratında var: İki tarafa da mutluluk yok!
4
Fenerbahçe-Başakşehir maçının ardından spor yazarlarının görüşleri
Futbol adildir!.. - Ercan Güven (Milliyet)

O kadar da uzun boylu değil!.. Sen sezon boyu pısırıkları oynayacaksın, hücumda bir “B” planı bile kuramayacaksın, rakibin tırnaklarıyla kazıyacak, yoktan var edecek... Sonra da kupanın birini ben alayım diyeceksin.
Penaltılarla falan... Bırakmaz kimse emeğini, alın terini sana.
Şans bile çalışandan yana.
Kimse penaltıları hesaplayıp “şu girseydi, bunu tutsaydı” falan demesin; karşınızdaki Fenerbahçe’nin dibe vurmuş halidir.
Bir başka deyimle “futbolun adaletidir”.

Maça her iki takım da hareketli başladı... Başakşehir için normaldi ama sezonun “edilgen-kırılgan” Fenerbahçesi için alışılmadıktı! Sezon boyu bekleyen ve Lensle hızlı çıkmaktan başka planı olmayan Fenerbahçe’nin, beraberlik bile yeten kupa maçında önde basması, hızlı oynaması hayli geç kalmış bir yenilikti.
Ya da Başakşehir’den gol yiyeceğini ve mutlaka atması gerektiğini idrak etme ifadesi...
Hızlıydı ama doğal olarak, çabuk oyunun tüm gerekleri yerine getirilemiyordu bir türlü...
Sağ ve sol bekler oyuna tam katkı koymuyor, orta saha kendisine destek olan forvete aynı şekilde karşılık veremiyordu.
Sağlığına kavuşamasa da yine de güzeldi Fenerbahçe’nin bitkisel hayattan çıkmış hali. En azından pozisyon yaratıyor, ortaya seyredilecek bir şeyler koyuyordu.

Advocaat “sert oyun” istemişti ama Fenerbahçeliler sadece vites arttırmıştı. Sert oyun yerine orta sahada Mossoro ve Emre’ye yakın oynayıp Başakşehir’i etkisiz kılmaya çalıştılar. Tutmadı... Aksadığı anda Emre’nin golü geldi.
Üstelik bir de paradoks yaşıyordu Fenerbahçe kendi içinde!
Fenerbahçe’yi hareketli gösteren değişiklik aynı zamanda Fenerbahçe’nin gol atmasına da engeldi!
Çünkü hücumda aksiyon yaratan unsurlardan en önemlisi Van Persie’nin orta alana kadar gelip top almasıydı; aynı Van Persie, topu bekleyip son vuruşu yapamadığı için Lens katkılı üç pozisyonda topa istediği gibi vuramadı.

Aslında Fenerbahçe’nin gole, gol için hamleye ihtiyacı vardı ama Advocaat ağırdan aldı. Alper ve Souza’yı biraz daha ileri çıkartıp Fenerbahçe’nin Başakşehir yarı sahasında daha çok kalmasını sağladı o kadar...
Sarı kartlı Alper’in çıkıp Ozan’ın girdiği 60. dakikadan sonra baskılı gibi gözükse de Fenerbahçe’nin boyu uzadı ve Başakşehir’in kontratakları arttı. Ancak Fenerbahçe kaleci Volkan’a güvendi ve gol arayışını sürdürdü. On dakika geçmeden Sow’un beraberlik golüyle karşılığını aldı.

Skoru korumaktan skoru değiştirmek durumuna geçen Abdullah Avcı, karşılık olarak Adebayor’un yanına Mustafa Pektemek’i koyarak riske girmek zorunda kaldı. Ardından Napoleoni ve Holmen ile Başakşehir’i 3-5-2’ye çevirip risklerini katladı.   
Fenerbahçe bu fırsattan yararlanacağı yerde Başakşehir’in baskısıyla şaşırdı, sindi kendi kalesi önüne dizildi ve 86’da ikinci kez mağlup  duruma düştü.  
Ancak Başakşehir’in zirve deneyimi sayılı dakikaları geçirip finale uzanmaya yetmedi. İki dakika geçmeden bir Fenerbahçe refleksi ortaya çıktı ve Ozan’ın beraberlik golüyle maç uzatmaya gitti.

Van Persie’nin yerine giren Volkan Şen ile başlayan uzatmada Fenerbahçe sezon boyu edindiği “bekleme” ezberine döndü. Fenerbahçe birkaç hamle dışında penaltıları beklemek için aynı ihtiyatla devam etti.
Penaltı yazı tura gibi bir şey... Razı olduğun anda kaybetmiş sayılırsın ki, Fenerbahçe’nin kupa macerası da böyle bitti.
İşin aslı, futbolun doğruları ile adaleti bunu gerektirirdi. Bu sezon “kupasızlığı” hak etmişti.
5
Fenerbahçe-Başakşehir maçının ardından spor yazarlarının görüşleri
Teşekkürler beyler - Ömer Güvenç (Vatan)

90 dakika artı, uzatmalar artı, penaltılar... Futbolun içinde olan sertliğin dışında vur kır olmayan, vakit geçirmek için yatıp kalkmayan, maç penaltılara kalsın düşüncesiyle oynamayan, mücadelesi bol, golleriyle de birlikte keyifli bir maç izledik. 
 
MAÇA 2 takım futbolcuları da temkinli başladı. 1-1’den sonra daha da keyifli bir maç izledik. Beklenen gol Başakşehir’den geldi. Emre’nin güzel vuruşu yüzde 50 Volkan, yüzde 50 de zeminin etkisiyle birlikte skoru 1-0’a getirdi. Sow’un golünde Lens’in asisti mükemmeldi. Volkan sağdan çok güzel ortalar yaptı. Eğer RvP iyi vursa belki de maç penaltılara kalmazdı.
 
BEN Holmen’in attığı golün yarısını asisti yapan Pektemek’e yazarım. Bu golden sonra her 2 takımın gol atma çabaları daha da arttı ve hemen Ozan’ın eşitliği sağlayan golü geldi. Üstüne basa basa söylüyorum, kalesinde devleşen Volkan Demirel olmasa maçın penaltılara kalma ihtimali yoktu.
2 çift lafım da Cengiz’e. Yapma güzel kardeşim. Olmadan oldum havasına sakın girme. Senin gibi futbolcular çok zor çıkıyor, bu şansını kullan gözünü seveyim.
 
BURADAN  her 2 takım futbolcularına uykusuz ama keyifli bir gece geçirttikleri için teşekkürler. 

6
Fenerbahçe-Başakşehir maçının ardından spor yazarlarının görüşleri
Çekirge sıçrayamadı - Faik Çetiner (Habertürk)

Kupayı aklına takmış Fenerbahçe ile ligi aklına takmış Başakşehir arasındaydı rövanş. Önceleri kupa bizim neyimize diyen Fenerbahçe, o kupayı şimdi en çok isteyen takımdı. Çok değil birkaç yıl önce Fenerbahçe Kadıköy’de bir yarı final maçına çıksa kapılar saatler öncesinde kapanırdı. Dün gece stadın kapılarını açsalar bile içeri girmek isteyen çok Fenerbahçeli yoktu. Seyirci desteği olmayışı da böyle bir rövanş için dezavantaj sayılırdı. İlk maçtaki skor Fenerbahçe’nin en büyük güvencesiydi. Tura ortak olmak için Başakşehir’in öncelikle gol bulması gerekiyordu. Maçın ilk yarısında skor avantajlı Fenerbahçe defansif, misafir takım da ofansif futbolu tercih ettiler. Geçen haftanın yokları, Skrtel, Josef ve Van Persie’yi Advocaat sahaya sürmüştü. Fenerbahçe ilk bölümde Van Persie ile iki net pozisyon yakaladı, faydalanamadı. Başakşehir topla daha çok oynuyordu ama üçüncü bölgede hiç etkili olamadı. Devre golsüz giderken Emre’nin şutunda Volkan Demirel yerden seken topu kontrol edemeyince Başakşehir soyunma odasına önde gitti. İkinci yarıda roller değişmişti. Bu defa Başakşehir defansif, F.Bahçe ofansif oynamaya başladı. Advocaat’ın ilk hamlesi son yarım saatte geldi. Alper Potuk’u çıkardı, Ozan Tufan’ı sağ beke değil, orta alana aldı. Son bölümde turu kurtarmak adına Fenerbahçe, takım halinde yüklenmeye başladı. Lens’in sağ kanattan getirdiği topta Sow kale önünde sert vurdu ve eşitliği sağladı. Bu golden sonra Fenerbahçe savunuyor, Başakşehir yükleniyordu. Golü de yine önce misafir takım buldu. Maç bitti tur gitti derken de Ozan Tufan’ın golü imdada yetişti. Ve 90 dakika ilk maçtaki gibi bitti, iş uzadı.

Maçın uzatma dakikalarında Volkan Demirel, Fenerbahçe adına yine önemli işler yaptı. Ama kazanmak için gol atmak lazımdı. Uzatma da eşitlikle sona erince son zamanlarda yaşamadığımız, bir penaltı atışları izledik. Sonuçta da gülen taraf Başakşehir oldu. Bu takımı alkışlayalım ve şapka çıkaralım. Abdullah Hoca’yla Türkiye’ye ders veriyorlar diyelim ve gelelim Fenebahçe’ye...

Dünden sonra hedefsiz kaldı. Çekirge bu defa sıçrayamadı. Şimdi hep birlikte Advocaat masallarını dinlemeye hazırlanalım!

EMRE BELÖZOĞLU

Futbolu bırakmasını bekleyenler çok ama çok yanılıyorlar. Dün gece de oynadığı futbolla haklı takdir topladı. Tribündekiler inanıyorum ki Emre’yi “Kim, ne için sattı” diye dün gece çok hayıflandılar. Helal olsun kaptan.

HERKES SUÇLU!

Dünkü maçtan Fenerbahçe’de suçlular aranacak. Bana göre yönetim de, teknik direktör de, futbolcular da, tribüne gelmeyen seyirci de suçludur. Yani herkes suçludur.
7
Fenerbahçe-Başakşehir maçının ardından spor yazarlarının görüşleri
8
Fenerbahçe-Başakşehir maçının ardından spor yazarlarının görüşleri

SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ