FETÖ'cünün "çok şaşkınım" savunmasına hakim böyle cevap verdi!

FETÖ'nün Hava Kuvvetleri Komutanlığındaki mahrem yapılanmasına yönelik dava  kapsamında 76 "mahrem imam" ile 81 askeri personelin yargılandığı davaya, sanık  savunmalarıyla devam edildi. Örgütün hava kuvvetlerine yönelik mahrem  yapılanmasında öğretmen olarak faaliyet yürüttüğü belirtilen sanık Öner'in,  hakkındaki suçlamaları reddederek, "Bir yanlışlık olduğunu düşünüyorum. Çok  şaşkınım. Cuma günü tahliye olurum diye bekliyordum." sözlerine Mahkeme Başkanı  Sarıdoğan "Herkes şaşkın burada zaten." karşılığını verdi.

17.07.2017 Pazartesi
Güncellenme: 17.07.2017 Pazartesi
ANKARA (AA)

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) Hava Kuvvetleri  Komutanlığındaki mahrem yapılanmasına yönelik dava kapsamında 76 "mahrem imam"  ile 81 askeri personelin yargılandığı davaya, sanık savunmalarıyla devam edildi.

Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Cezaevi Kampüsü'ndeki  salonda görülen duruşmaya, sanıklar, avukatları ve yakınları ile Başbakanlık ve  Milli Savunma Bakanlığı avukatları katıldı.

Örgütün Hava Kuvvetlerine yönelik mahrem yapılanmasında öğretmen  olarak faaliyet yürüttüğü belirtilen sanık Murat Öner, savunmasında iddiaları  reddederek, 4. Ana Jet Üs Komutanlığının nerede olduğunu dahi bilmediğini iddia  etti.

Örgütsel manada ya da gerçek anlamda hiç öğretmenlik yapmadığını öne  süren Öner, iddianamede belirtilen mali işlerin kariyer olarak ilgi alanı  olmadığını söyledi.

Yaklaşık üç yıl bir enerji şirketinde idari işlerde çalıştığını  anlatan Öner, iddianamede belirtilen para transferlerinin bu şirketin harcamalar  için kendisine yaptığı havaleler olduğunu ileri sürdü.

Hakkındaki aleyhte beyanları reddeden Öner, iddianamede anlatılan  geziye katılmadığını, orada ismi zikredilenleri de tanımadığını iddia etti.

Savunmasının ardından Mahkeme Başkanı Sabahattin Sarıdoğan, Öner'in  eşinde ByLock bulunduğunun tespit edildiğini söyledi. Bunun üzerine Öner, eşinin  teknolojiyle çok ilgili olmadığını, ihtiyaç duyduğu programları kendisinin  yüklediğini, telefonunda ByLock bulunmadığını savundu.

Hayatı boyunca FETÖ, Gülen cemaati, hizmet hareketi olarak anılan bu  yapıya mensup kimseyi tanımadığını, toplantılarına katılmadığını öne süren Öner,  lise döneminde gittiği dershanenin FETÖ ile irtibatlı olabileceğini söyledi.

Öner, eşinin de daha önce Başkent Eğitim AŞ'de çalıştığını, kurumun  FETÖ ile irtibatının bulunup bulunmadığını bilmediğini ileri sürdü. Eşi hakkında  bir soruşturma başlatıldığını anlatan Öner, soruşturmanın nedenini tam  bilmedikleri, ByLock ile ilgili olduğunu düşündükleri yönünde savunma yaptı.

Öner'in, hakkındaki suçlamaları reddederek, "Bir yanlışlık olduğunu  düşünüyorum. Çok şaşkınım. Cuma günü tahliye olurum diye bekliyordum." demesi  üzerine Başkan Sarıdoğan, "Herkes şaşkın burada zaten." karşılığını verdi.

 Örgütün hava kuvvetlerine yönelik mahrem yapılanması kapsamında Akıncı  Üssü'nde öğretmen olarak görev yaptığı belirtilen sanık Mehmet Ali Gözügök ise  devlet işine giremediği için Ankara ve İstanbul'da özel kurumlara başvurduğunu  söyledi.

Ankara'da özel Yusuf Tanık İlköğretim Okulunda çalışmaya başladığını,  2 yıl çalıştıktan sonra ayrılıp memleketine döndüğünü anlatan Gözügök, geçen yıl  eylül ayında gözaltına alındığını aktardı.

İddianamede belirtilen para transferlerinin maaşı olduğunu ileri süren  Gözügök, hakkında ifade veren Ufuk Işık'ı aynı genel müdürlüğe bağlı farklı  kurumlarda çalıştığı için tanıdığını kaydetti.

Müfredat birlikteliğini sağlama amaçlı toplantılar yapıldığını,  Batıkent'te özel Samanyolu Koleji'ndeki toplantıda Işık'ın gelenleri  karşıladığını hatırladığını belirten Gözügök, bu toplantıların ardından  yaptıkları halı saha maçlarında da aynı kişiyi gördüğünü söyledi. Gözügök, bu  kişiyle örgütsel bir bağının ve tanışıklığının bulunmadığı savunmasını yaptı.

İddianamede belirtilen gezilere, toplantılara katılmadığını, bahsi  geçen isimleri de tanımadığını ileri süren Gözügök, hayatının hiçbir döneminde  örgütle bağının bulunmadığını, hiçbir örgüte sempati dahi duymadığını savundu.

"EVDEN HİÇ ÇIKMADIM"

İddianamede hava pilot yüzbaşı olduğu belirtilen sanık Osman Mızrak,  gözaltına alınıncaya kadar hava uçak bakım üsteğmen olarak görev yaptığını  anlattı.

Darbe girişiminin yapıldığı 15 Temmuz’da mesainin ardından evine  gittiğini ve evden hiç çıkmadığını savunan Mızrak, darbe girişimini basın yoluyla  öğrendiğini iddia etti. Mızrak, darbe gecesi herhangi bir emir almadığını,  örgütsel toplantıya katılmadığını öne sürdü.

Hayatının hiçbir döneminde FETÖ ile bağlantısının bulunmadığı  savunmasını yapan Mızrak, aleyhine ifade veren kişileri tanımadığını, beyanlarını  da kabul etmediğini söyledi. Mızrak, katalog evliliği yaptığı iddiasını da  reddetti.

Eski Hava Pilot Teğmen Mert Kalaç da 15 Temmuz darbe girişiminden  sonra birçok soruşturmadan geçerek görevine devam ettiğini anlattı. Kalaç,  100'den fazla personelin bulunduğu biriminde kendisiyle birlikte 21 kişinin  görevinde kaldığını, gözaltına alındığı 30 Ocak'tan sonra açığa alınıp ihraç  edildiğini söyledi.

Suçlamaları reddeden Kalaç, aleyhine beyanda bulunan kişiyi  tanımadığını, hayatı boyunca görüşmediğini, görüştüklerini iddia ettiği adresi  dahi bilmediğini ileri sürdü.

FETÖ ile hiçbir fikirsel ve eylemsel birlikteliği bulunmadığını,  okullarına, dershanelerine gitmediğini, himmet vermediğini, örgütün haberleşme  programı ByLock'u kullanmadığını, hayatının hiçbir döneminde kod isminin  bulunmadığını öne süren Kalaç, hakkında hiçbir somut delil bulunmadığını,  hayallerinin bir iftirayla çalındığını savundu.

Eski Hava Pilot Üsteğmen Mehmet Yiğit Gül ise suçlamaları reddederek,  15 Temmuz darbesini planlayan, bu girişimde dahli bulunan tüm hainleri  lanetlediğini söyledi.

Hayatının hiçbir döneminde FETÖ ile irtibatının olmadığını savunan  Gül, 2016 Eylül ayında Ege görevlerinde uçan az sayıdaki pilottan biriyken bir  iftirayla gözaltına alındığını ve tutuklandığını öne sürdü.

Darbe girişimine hiçbir dahlinin olmadığını, 15 Temmuz'da yıllık  izinde bulunduğunu anlatan Gül, Başbakan Binali Yıldırım'ın açıklamasıyla  kalkışmayı öğrendiğini, WhatsApp grubundan filoya gelinmesi çağrısının ardından,  komutanıyla görüştüğünü ve komutanının gelip gelmeme kararını kendisine  bırakmasına karşın, bilet alarak otobüsle birliğine gittiğini kaydetti.

Gül, 15 Temmuz'dan sonra birlikten hiç ayrılmadan nöbette yer  aldığını, 18 Temmuz'da 4 füzeyle devriye uçuşu yaptığını, 22-23 Temmuz günü  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a suikast girişiminde bulunan hainlerin  Yunanistan'a kaçmasına karşı 7 saat Ege semalarında uçtuğunu bildirdi.

Darbe girişiminden sonra detaylı incelemeye tabi tutulan ve güvenilir  kabul edilen personel arasında yer aldığını aktaran Gül, aleyhine ifade verenleri  tanımadığını ve bu ifadeleri kabul etmediğini iddia etti.

Eski Hava Pilot Üsteğmen Muhammet Alkan da suçlamaları  reddetti. Alkan, iddianamede aleyhine ifade veren kişinin, Sincan'da Samanyolu  Koleji'nin yakınındaki bir örgüt evine gittiğini söylediğini ancak kendisinin o  bölgede oturan kuzenini sık sık ziyaret ettiğini savundu.

Aleyhine beyanda bulunan kişinin sadece ismini söylediğini, eşkal  tarifinde bulunmadığını savunan Alkan, darbe girişiminin yaşandığı gece kız  arkadaşının evinde olduğunu, hiçbir emir almadığını, yalnızca izinde bulunanlar  dışındakilerin darbeye karşı filoda toplanmasının istendiğini kaydetti.

19 Temmuz'da Diyarbakır'da görevine döndüğünü, ikinci bir darbe  girişimi ihtimaline karşı Ankara üzerinde mühimmat yüklü uçakla hava savunma  nöbeti tuttuğunu anlatan Alkan, 8 gün gözaltında tutulduktan sonra serbest  bırakıldığını, ardından PKK'ya karşı ve sınır güvenliği için uçuş yaptığını  söyledi. Aynı iddialarla daha sonra tutuklandığını belirten Alkan, FETÖ ile  hiçbir bağlantısının bulunmadığını, örgütten kimseyi tanımadığını savundu.

Duruşmaya öğle arası verildi.

MANŞETLER

HABER ÖNERİLERİ