Fevzi Aksoy

Fevzi Aksoy

faksoy@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Bir zamanlar spor yazarları maçları anlatırlardı, daha doğrusu yazarlardı. Karşılaşmalarda kim ön plana çıkar, hangi takımın tekniği, kondisyonu, motivasyonu daha üstündür kelime kelime kaleme alınırdı. Kale önündeki mücadeleler, atılan şutlar, direkten dönen toplar, kalecilerin fedakar kurtarışları, dakikası dakikasına tarafsız ve edebi bir şekilde yazılırdı.
Herhalde şimdi televizyonlar maçları bütünüyle verdiği için olacak, maç yazıları bir sütunu bile doldurmuyor. Spor yazarlığı adeta bu yüzden magazin yazarlığına dönüştü. Kim kime küfretmiş, maçtan sonra hangi kulüp başkanı kime çatmış, hangi maç seyircisiz oynanacak, hangi oyuncuya kaç maç ceza verilecek buna benzer yığınla dedikodular.
Yıllarca evvel bir Türkiye-Romanya maçını yazmıştım. Top Dolmabahçe’de sahanın ortasında çamura batıyordu. Ve oyuncuların bu topu çamurdan çıkarıp kalelere götürmelerindeki cansiperane gayret görülebilecek bir şeydi. Oyunda teknik de vardı, moral de vardı, motivasyon da vardı. Çamur içinde bu bir futbol gösterisiydi. Ertesi günü gazeteye sayısız okuyucu telefonu gelmişti. Okuyucu maçın uzun uzun yazılmasını sever. Okur hatta iyi yazılmışsa aynı yazıyı bir kaç defa tekrar okur. Maçı hayalinde canlandırır. Bir zamanlar maçlarda topa sevgi saygı, takımlarda bayrak ve renk sevgisi, takım aşkı, ölümsüz takım arkadaşlığı ve sevgisi vardı. Ya şimdi? Nerede o İslam Çupi’nin yazıları?