GELDİM GİDİYORUM KADIN HÂLÂ GÜNEŞLENİYOR

05.09.2018 Çarşamba

Eda Taşpınar’a dair okuduğum ilk haber, Bodrum’da bir iskelenin üzerinde saatlerce ve günlerce güneşlenmesi olmuştu. Üzerinden en az 15 yıl geçmiştir. Sonra Anadolu Ajansı ekranında gördüğüm, Bodrum’da çıkan bir yangında kedisini kurtarmak için uğraşırken hayatını kaybeden bir hanımefendinin haberi dikkatimi çekmişti. Ya 2006 ya da 2007 senesiydi, ‘Bodrum’da yanan bedenler’ diye yazmıştım Sabah’taki köşemde, Taşpınar iskelede güneşin altında yanarak her gün haber oluyor, kedisini kurtarmak için alevler arasında kalan kadın haber olamıyor...

Aradan bunca yıl geçti Taşpınar, hâlâ yanıyor, haber oluyor ve gariptir, yaşlanmıyor da... Moda konusunda bu kadar iyi eğitim almış, dünyanın en ünlü markalarıyla çalışmış birinin, Türkiye’deki ününü güneşlenmeye borçlu olması bana garip geliyor. Kabahat onda mı yoksa söz yerine bedeni öne çıkarma kolaycılığına düşen medyada mı, hâlâ karar veremedim...

Türkiye’nin en zor düğünü

Nikah şahitlerinden ikisinin Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Meclis Başkanı Binali Yıldırım’ın olduğu bir düğün düşünün... Davetliler arasında, yeni ve eski bakandanlardan başlayan, eski CHP Genel Başkanı Hikmet Çetin’den tutun da, eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’a kadar uzanan bir yelpaze hayal edin. Başta MİT Müsteşarı Hakan Fidan olmak üzere, üst düzey bürokratlarla iş ve medya dünyasından isimleri de ekleyin listeye.

Böyle bir düğünü organize etmek, kimin nereye oturacağına karar vermek hiç kolay değildir. Buna, güvenlik önlemlerini, davetlilerin içeri giriş sürecini, masa dağılımına dair bilgi verilen bankoda çalışacak eleman sayısını ya da drone ile yapılacak çekimlerden, kamera açılarına kadar bir sürü karmaşık detay da ekleyebilirsiniz. Geçtiğimiz cuma akşamı, AK Parti’nin kurucularından, Ankara milletvekili, Mücahit Arslan’la Kübra Saruhan Arslan’ın düğünü tüm bu saydığım zorluklara rağmen hiç sorunsuz geçti. Deyim yerindeyse plan tıkır tıkır işledi.

Düğüne sadece organizasyon açısından zor demek haksızlık olur. Bir düğün düşünün ki, gelinle damat, bırakın gecenin keyfini çıkarmayı, yaklaşık beş saat boyunca bulundukları yerde tebrikleri kabul etti. O yüzden bu düğün, yılın düğünü ve aynı zamanda Türkiye’nin en zor düğünü seçilmeyi hak etti fazlasıyla...

Haber ile şiir çelişir mi? 

Birçok insan haber gerçekliğinin, şiirle çeliştiğini zanneder. Oysa tam tersi bir durumdan söz edebilirim size. Nazım Hikmet ya da Necip Fazıl mısralarını ezbere söyleyen kişilerden çoğunun işi haberciliktir. Bunların içinden biri, özellikle son dönemde çok daha fazla dikkat çekiyor. Kanal D ana haber bültenini sunan Buket Aydın’dan söz ediyorum. Türk Dili ve Edebiyatı mezunu olup, Attila İlhan şiirleri üzerine master yapmış birisi... İlk gördüğüm gün, cevabını çok merak ettiğim, “Müjgan’la ben ağlaşırız” mısrasındaki Müjgan’ın, kirpik anlamında mı yoksa Attila İlhan’ın kedisinin adı olarak mı şiire girdiğini soracağım kendisine. Ancak Aydın’ın dikkat çekmesine dair kurduğum cümle, İlhan şiirleri üzerine yaptığı master değil. 

Buket Aydın, tüm ana haber sunucularının aksine, bu yaz hiç tatil yapmadı. Yeni bir sisteme geçtiğimiz genel seçim, ardından yoğun diplomasi ve ekonomi konuştuğumuz sıcak bir sezon oldu.

Böyle zamanlarda seyirci, sahada alıştığı yıldız isimleri görmek ister. Gördüğü zaman da karşılığını hemen olmasa da sezon açıldığında, kritik zamanlar geldiğinde mutlaka verir.

Taht gitti, kavga bitsin artık 

İdil Fırat’ın kına gecesine taht üzerinde taşınarak gelmesi, memleketin gündem maddelerinden biri haline geldi. Meselenin Fas’la alakalı olduğu, Malatyalı Fırat’ın oturduğu şeye taht değil tefeour dendiği ve bir gelenek olduğu anlaşıldı. “Bak, Arap geleneğiymiş” diyenler olmasa, topa girmezdim ama mecbur kaldım. Kuzey Afrika’da Arapça’nın yaygın bir dil olması, bu insanların Arap olduğu anlamına gelmiyor.

Fas, Cezayir ve Tunus’un nüfuslarının büyük kısmı bizim Berberi diye bildiğimiz insanlardan oluşur.

Tarihte çok eski döneme dair izleri bulunmuş,  ana dili Tamazight olan bir başka etnik kimlik, sözünü ettiğimiz şey.

Bu dil, etnologlar tarafından eski Fenike diliyle karşılaştırılıyor üçü sesli, 41 harften oluşan bir alfabeleri var.

Sonuç olarak, tefeour hangi medeniyetin ya da etnik kökenin âdeti bulmak mümkün değil gibi. Ama bu konu kabak tadı verdi artık...

15 derecede konferans 

İnsanların 27 derece ve üzerindeki oda sıcaklığında matematik becerilerinin azaldığını söylüyor bilim insanları. Olabilir, az buz bir sıcaklık değil sözünü ettiğimiz. Ancak sıcaklığı 15 derecede tutulan bir konferans salonunda oturmak ve kürsüde anlatılanları dinlemek de pek keyifli değil. Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg, zihinsel yoğunlaşmaya yardımcı diye böyle bir karar almış. Bilimsel tek bir veri bile bulamadım, 15 derece oda sıcaklığının etkisine dair. Bu, olsa olsa bir zamanlar terlikleriyle tanınan bir dolar milyarderinin yeni ulaştığı patron egosudur...

Yazarın Önceki Yazıları