Hayatınızın en değerli dönemi hangisi?

Hayat sürecinde çeşitli evrelerden geçtiğimizi belirten Uzman Pedagog Serap Buharalı, çocukluk döneminin en olumlu ve enerjinin en fazla dışa vurulduğu dönem olduğuna dikkat çekiyor.

27.12.2017 Çarşamba Güncelleme : 27.12.2017-16:25 Çarşamba

Hayat yolunu beyaz bir kâğıda yatay bir çizgi çizerek göstermek gerekirse ve bu çizginin üzerine hayatın dönemlerini ayrılması istenirse nasıl bir bölümleme yapardınız? İlk ve son çocukluk, gençlik, yetişkinlik, orta yaşlılık ve hayatın son dönemini nasıl ayırırdınız?

Aşağı yukarı Türkiye de insan ömrü 75- 80 yıla uzadı. Bizde bir insan ömrünü ortalama seksen olarak ele alırsak bebekliğe yaşamın ilk iki yılını verelim bir çeltik atalım sonra ilk çocukluk dönemi denilen ilkokula başlama dönemine kadar bir çizgi son çocukluk gençlik yetişkinlik derken ilerleyen aralıklar arasındaki mesafenin arttığını göreceksiniz. İlk dönemler arasındaki mesafe az iken yaşam evresinin ileriki bölümlerinde aralıklar içeresindeki mesafe kâğıt üzerine çizdiğimizde daha fazladır.  Bebeklik dönemi iki yılı alırken yetişkinlik dönemi yaşamın en uzun yıları olan bir döneme geliyor.

Çocukluk dediğimiz dönemi; bebeklik dönemi, ilk çocukluk dönemi ve son çocukluk dönemi olarak üçe ayırabiliriz.

Bebeklik dönemi yaşam evrelerindeki en kısa dönem diyebiliriz. İlk iki yılı kapsıyor. İlk çocukluk dönemi ise bebeklikten okul çağına kadar ki dönemi içerir. Yani iki ile altı yaş diyebiliriz. Son çocukluk dönemi ise yedi ile on iki yaş arası ergenliğe kadar ki dönemdir diyebiliriz.

Hayatın süreci içersinde çeşitli dönemlerden geçeriz, bu her dönemin farklı bir sorunu farklı bir aşılması gereken basamakları edinilmesi gerekenler ve bu süreci kemaletle bitirebilmek için her dönemin kritik sorularını bilmeyi ve doğru cevaplandırmayı gerektiriyor.

Ortalama seksen yılları bulan ömürde toplam bebeklik ve okulöncesi dönem ömrün topu topu ilk altı yılı gibi bir kısmını kapsıyor.

Geri kalan onca yıllar ile karşılaştırıldığında bu ilk yılların önemi ehemmiyeti nedir acaba?

İlk yıllar hayata adaptasyonun olduğu dünyayı tanımak için çeşitli deneyim ve tecrübelerin  olduğu zamanlar.. Gelişimin ana rahminden sonra en hızlı olduğu dönem hem bedenen hem zihinsel birçok gelişim alanlarında yüksek bir ivmesi olan bir zaman. Süper hızlı gelişim hızı altı yedi yaşlarına kadar sürmekte ardından yavaşlama ya girmekte. Her bir gelişim alanının çok hızlı geliştiği olgunlaştığı içinde kritik dönemlerin olduğu bu ilk yıllara somut bir örnek vermek gerekirse altın çağ desek inanın yanlış olmaz hatta altının daha ötesinde en pahalı mücevher diyerek de somutlaştırabiliriz.

İlk çocukluk dönemi yaşamın en durgunluktan uzak statik olmayan en olumlu enerjinin dışa vurumu bir çağ. Bununla ilgili çok bilindik bir hikâye arz edilir. Bir çocuğun veya bebeğin o yıllarının bile ev halini nasıl değiştirebileceğine dair…

Bir çift bir evinin önünden ne zaman geçseler içerideki bir çiftin mutlu seslerini tatlı nidalarını duyarlarmış. Kendi evlerinde bu mutlu seslerin cıvıltıların olmaması onları bir haylide üzermiş. Onlar gibi mutluluk cıvıltıların olduğu bir yuva arzu eder olmuşlar. Ama bunu nasıl olacağını da bilememekteymişler. Bir  gün  yine o evin önünde geçerken dayanamayıp kapıyı çalarlar.. Bu mutluluğun sırını bilmek isterler.. Kapıya çıkan ev sakinleri bunun çok basit olduğunu evde altın bir topun olduğunu söylerler. Demek ki sır bir topmuş hem de altından derler maddi olarak külfete de girseler gidip kendilerine bir altın top yaptırırlar. Fakat durumlarında bir değişiklik olmaz o rutin sıkıcı durgun yaşamlarına hiçbir etki etmemiştir. Bu duruma çok üzülüp neyi eksik ettik acaba diyerek tekrar o imrendikleri  mutlu yuvanın kapısını çalarlar.. Kendilerinin söyledikleri üzerine bir altıntop yaptırdıklarını topun ağır olması sebebiyle bir köşede külçe gibi kaldığını hiçbir etkisinin olmadığını belirtirler. Bunu duyan aile gülümser altın toptan kastın ne olduğunu açıklarlar. “Evdeki küçük bir bebek vardır, o gülümsediği zaman bizde gülümseriz. Onun tepkilerine bizde olumlu cevap veririz ve beklentileri ve ihtiyaçları süreklidir ki ve bu hızla da değişmektedir ki bizim içinde sürekli bir olumlu enerji ortamı oluşturur. İşte bizim altıntopumuz evimizdeki yavrumuzdur.” derler.

Kıssadan hisse eğer bir ortamda o yaşlarda bir çocuk varsa o çocuk da sağlıklı bir ortamda ise orayı yaşının verdiği sinerji ile değiştirecek muhabbetlerin içeriğini bile farklılaştırarak yetişkinlere bile de bir masumiyet saflık ve enerji aşılayacaktır.

 Pedagog Serap Buharalı