Her 3 kişiden biri cinsellikte bu problemi yaşıyor!

Araştırmalara göre her üç kişiden biri, hayatının herhangi bir döneminde bir cinsel işlev bozukluğu yaşıyor. Psikiyatri Uzmanı/Cinsel Terapist Dr. Esra Uğurlu Koçer mutlu cinsellik için çözüm önerileri sundu.

13.02.2018 Salı Güncelleme : 13.02.2018-11:27 Salı

Sağlıklı bir cinsellik yaşanabilmesi için doğru ve güvenilir cinsel bilgilenmenin şart olduğunu vurgulayan Psikiyatri Uzmanı/Cinsel Terapist Dr. Esra Uğurlu Koçer; her üç kişiden birinin hayatının herhangi bir döneminde yaşadığı cinsel işlev bozukluğunun nedenlerini ve çözüm yollarını anlattı:

•İlişkinin temel taşlarından biri olan cinsellik, doğum öncesi başlar ve ömür boyu devam eder. Temelde duyuya dayalı olsa da sadece cinsel organları değil, bedeni ve aklı da içeren, pek çok faktörden etkilenen bir deneyimdir. Üremeyi, cinsel zevk almayı ve vermeyi içerir. 

•Cinsel sağlık dendiğinde, sadece üreme, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma ve tedavi akla gelmemeli. Kişinin cinsel yaşamını zarar görmeden, mutlu ve güvenli bir biçimde sürdürebilmesinin ve bundan mutlu olmasının sağlanması da cinsel sağlığın önemli bir parçasını oluşturur. Sağlıklı bir cinsellik yaşanabilmesi için doğru ve güvenilir cinsel bilgilenmenin şart olduğu unutulmamalı.

•Cinsel işlev bozuklukları ile ilgili yapılan pek çok çalışma bulunuyor. Yapılan araştırmalar; her üç kişiden birinin, hayatının herhangi bir döneminde bir cinsel işlev bozukluğu yaşadığını gösteriyor. 

KADINDA İSTEKSİZLİK ERKEKTE BOŞALMA

•Kadınlarda ve erkeklerde cinsel işlev bozukluklarının görülme sıklığı aynı oranlarda olmuyor. Kadınların yüzde 30-60’ı hayatları boyunca en az bir cinsel problem yaşarken, erkeklerde bu oran yaşam boyu yüzde 40 gibi ortaya çıkıyor. Cinsel işlev bozukluğu kadınlarda en sık “Cinsel İstek ve Uyarılma Bozukluğu”, erkeklerde ise “Erken Boşalma” olarak görülüyor.

•Cinsel işlev bozuklukları,  biyolojik ve psikolojik nedenlere bağlı olarak gelişebiliyor. Bazı hastalıklar ve kullanılan ilaçların yan etkileri cinsel işlevleri olumsuz yönde etkileyebiliyor. Kalp ve damar sistemi hastalıkları (hipertansiyon, kalp yetmezliği gibi), endokrin sistem hastalıkları (diyabet, tiroit vb.) sinir sistemi hastalıkları (multiple skleroz,  parkinson, epilepsi), karaciğer, akciğer ve böbrek hastalıkları, gebelik ve menopoz gibi hormonal değişikliğe neden olan fizyolojik süreçler cinsel sorunlara neden olabiliyor.

•Bazı hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların da cinsel yan etkileri görülebiliyor. Bu ilaçlar şöyle sıralanabilir: Tansiyon, psikiyatri, alerji, epilepsi ilaçları ile kalp hastalıkları, ülser-gastrit ve kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar ile alkol ve psikoaktif maddeler.

EN BÜYÜK NEDEN YANLIŞ VE YETERSİZ BİLGİLENME 

•Özellikle ülkemizde cinsel sorunların temelinde psikolojik ve sosyal faktörlerin çok etkili olduğu gözlemleniyor. Cinsel eğitimde ve bilgilenmedeki eksiklikler, en önemli nedenler olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle cinsel yaşam, cinsel anatomi,  kadın/erkek rolleri ve cinsellikteki davranışları ile ilgili yanlış inanışlar bunların başında geliyor.

•Cinsel işlev bozukluklarına neden olan psikolojik faktörler şöyle sıralanabilir: Yetiştirilme biçimi ve geleneksel cinsel kadın-erkek rolü, bu rolün dışına çıkamamak, yetersiz-yanlış bilgilendirme (cinsel tabular, mitler), katı dini inanışlar, anne-baba ile olan ilişki, kişilik problemleri, çekingenlik, cinsel kimlik ve yönelim problemleri cinsel taciz ve travmalar.

SADECE TEN DEĞİL KOKU UYUMU DA LAZIM!

•Sağlıklı bir cinsellik için cinsel uyum gerekiyor. Cinsel uyum ise çiftin sadece yaşadıkları cinsellikten haz almasını değil, aynı zaman ilişkiyi duygusal açıdan besliyor, çiftin birbirine güvenle bağlanmasını ve ilişki ile ilgili yaşadıkları zorlukları tolere etmelerini sağlıyor. Cinsel uyumsuzluk yaşayan kişiler doyumlu bir cinsellik yaşayamıyor ve zamanla birbirlerinden uzaklaşıyor. 

•Ten uyumu, cinsel uyumu belirleyen ve tatmin edici bir cinselliği sağlayan en önemli faktör olarak kabul ediliyor. Ancak yapılan son araştırmalar, cinsel fonksiyonlar ve koku alma duyusu arasında anatomik bir bağlantı olduğunu gösteriyor. İnsan dışındaki diğer memelilerde, cinsel tepkileri uyaran “feromon” adında güzel kokulu maddeler salgılandığı biliniyordu. Son dönemlerde ise insanlarda da feromon salgılanmasının olduğuna dair teoriler öne sürülüyor. Bu da her ne kadar farkında olmasalar bile cinsel partnerden gelen kokuların, özelliklerine göre kışkırtıcı veya haz almayı engelleyen bir etkisinin olduğunu gösteriyor.

CİNSEL TERAPİ ŞART AMA DOĞRU ADRES VE UZMANDAN!

•Sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşam için, sorunların yaşandığı noktalar kabul edilmeli ve cinsel terapi desteği alınmalı. Günümüzde cinsel sağlık ile ilgili danışmanlık, tanı ve tedavi arayışı daha ulaşılır bir hale gelmiş durumda. Ayrıca kişilerin cinsel sorunlarını daha kolay dile getirebilmesi de tedavinin yaygınlaşmasına katkı sağlıyor.

•Cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde, uygun durumlarda, medikal tedavi ve cinsel terapi tek başına veya birlikte kullanılması gerekiyor. Gerekli durumlarda farklı uzmanlık alanlarının (ürologlar, psikiyatrlar, jinekologlar) ve bu konuda eğitim almış psikologların iyi bir işbirliği içerisinde çalışması oldukça verimli sonuçlar doğurabiliyor. 

•Sağlık ile ilgili her durumda olduğu gibi cinsel sağlık ile ilgili de doğru merkezlere başvuru ve detaylı değerlendirme önem taşıyor. Cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde kullanılan yöntemler yeterli bilgi ve deneyimi olmayan kişiler tarafından uygulandığında başarısızlıkla sonuçlanabiliyor ve kişilerin yeniden tedavi başvurularını, tedaviye güvenlerini belirgin azaltıyor.