İlber Ortaylı'nın tavsiye ettiği 11 film

Son yıllarda popüleritesi oldukça artan tarihçi İlber Ortaylı'nın en sevdiği 11 filmi bilmek ister misiniz?

1

Dekameron'un Aşk Hikayeleri (Il Decameron, 1971) - Pier Paolo Pasolini

Rönesans şairi Giovanni Boccaccio'nun 1353'te tamamladığı ve 100 uzun öyküden oluşan Decameron adlı alegorik eserinden uyarlanan
film bu öykülerden 9 tanesini içerir. Öykülerin tamamı Orta Çağ İtalyasında geçer. Bazıları birbirleriyle bağlantılı olan
öyküler şunlardır:

Zengin ama safça bir delikanlı ticaret için geldiği kentte genç bir kadın tarafından eve davet edilir. Eve gelince onun kayıp
kızkardeşi olduğunu söyleyerek onu şaşırtan kadın delikanlıyı daha önceden tahtalarını testereyle keserek tuzak haline getirdiği
tuvaletin gaita çukuruna düşürerek bütün paralarını çalar. Gaitaya bulanmış halde sokağa atılan genç adam çok pis koktuğu için
gizlice sığındığı bir kilisede bu kez kilise hırsızlarının ağına düşer. Bu iki hırsız onu yeni ölmüş Napoli Başpiskoposunun
kilisede duran lahitini soymaya zorlarlar. Lahite cesedin yanına girerek soygunu gerçekleştiren genç asıl kıymetli parçayı,
Piskoposun yüzüğünü kendisine saklar.

Başka bir öyküde rahibelerin manastırında iş bulabilmek için sağır dilsiz numarası yapan bir genç bütün genç rahibelerle sırayla
ilişkiye girer. En sonunda yaşlı başrahibeyle de yattıktan sonra ağzından dökülen kelimeler başrahibe tarafından bir mucize
olarak kabul edilir. Gerçekleşen bu mucize(!) rahibelerin onu daha çok bağırlarına basmalarına yol açar.

Bir başka öyküde bir genç kız ailesinden evin terasında uyumak için izin ister, sözde sıcak gecelerde serin olan terasta rahat
uyuyacaktır. Oysa aşığıyla buluşmak için en uygun uygun ortam burasıdır. Ancak ertesi gün ailesi onları çırılçıplak yatakta
uzanırken yakalar, kızar gibi yaparlar ama aslında sevinirler. Çünkü zaten yakalandığı için çok korkmuş olan genç, zengin bir
ailenin oğludur ve kızla evlenmeye dünden razıdır.

Eve aşığını alan bir kadın saf kocasının eve erken gelmesi üzerine kocasını avludaki büyük küpe sokarak aşığıyla küpün dışında
işi pişirmesi; aşağılık bir adamın ölüm döşeğindeki bir papazı kandırması; üç erkek kardeşin kızkardeşlerinin sevgilisinden
intikam almaları; kilise duvarına fresk çizecek bir grup ressamın (baş ressamı bizzat Pasolini oynuyor) ilham gelmesi için
bekleyişleri ve sonunda baş ressamın "Onu düşlemesi çok daha zevkliyken neden bir sanat eseri yaratılır ki?" diye serzenişi;
düzenbaz bir rahibin arkadaşının karısını baştan çıkarma girişimlerinin anlatıldığı öyküler ise filmin diğer bölümlerini
oluşturur.