İş yaşamının yeni kodları

Bugün dünyada demografik bir devrim gerçekleşiyor. İnsan ömrü uzuyor. Aynı anda 4-5 kuşağın aynı iş ikliminde bulunacağı zamanlar yaklaşıyor. Yaş 35 artık yolun yarısı değil ve aslında bu demografik değişiklik özellikle de çalışmanın ve tüketimin yeni dünyasında, yeni bir sınıfın oluştuğunu ve yeni bir iş etiğinin konuşulması gerektiğini Dinamo Danışmanlık Kurucu Ortağı ve Universum Orta Doğu Direktörü Evrim Kuran anlatıyor.

1

Dünyanın gelişmiş ekonomileri bu tartışmalara başlayalı çok oldu. Demografik devrimden elbette Türkiye de payına düşeni alıyor. Nüfusumuz 80 milyona dayandı. Yaş ortalamamız 31,4. Bu ülkede genç kuşağı temsil eden 27 milyon insan var. Genç olmaya aday bebek, çocuk ve ergen sayısı ise 24 milyon. 

Peki böylesi bir iş ortamında iş yaşamının yeni kodları nasıl şekilleniyor? Ve en önemlisi şirketler, bu kodlara uygun yeteneklere erişebiliyorlar mı? Artık ülkemizde yetenek dendiğinde yanına kıtlık sözcüğünü de eklemek gerekiyor. Aslında yetenek kıtlığı küresel bir dert. Yani kurumların ihtiyacı olan nitelik ve etkinlikteki işgücüne erişimde tüm dünyada sıkıntılar yaşanıyor.  Manpower raporlarına göre 2016 itibariyle küresel yetenek kıtılığı oranı % 40’a erişti. Türkiye’de ise durum daha vahim. Türkiye –olanca genç nüfusuna rağmen- aradığı yeteneğe kolay erişemeyen ülkeler içinde % 66’lık bir oranla beşinci sırada. Üstelik, her yıl yetenek kıtlığı oranımız yükseliyor. Yenilikçi kurumlar olmak, geleceğe ulaşmak ve bunu sürdürülebilir kılmak için genç yeteneklere ihtiyacımız var. Ancak, ülkemizde Y kuşağının sadece % 18,8’i yükseköğretim mezunu. Gelişmiş ülkelerde bu oran yüzde 40 civarları. En acıklısı da Türkiye’de 13,8 milyon Y kuşağı eğitimini tamamlamamış durumda.