“Kafama taktığımı yaparım”

Şarkıcı Ece Seçkin: “Çocukluğumda da lunaparkta, piknikte değil, sahnede olmayı hayal ederdim. Başka hayal kurmazdım. Hep sahnede görüyordum kendimi gözlerimi kapattığımda. Şu anda da onu yaşıyorum”

10.09.2017 Pazar Güncelleme : 10.09.2017-2:30 Pazar
Özge Tabak / ozge.tabak@milliyet.com.tr
Hoşuna mı Gidiyor, “Adeyyo” gibi şarkılarıyla en çok dinlenen yeni nesil pop şarkıcılardan biri olarak karşımıza çıktı Ece Seçkin. Koreografi yapmayı çok sevdiğini ve dans etmediği bir sahne düşünemediğini söylüyor. Çocukluktan beri şarkı söylediğini, sesini her zaman beğendiğini anlatıyor; pembe saçlarından hatırlayacağınız gibi cesur değişimleri seviyor. Geçtiğimiz günlerde vizyona giren “Cumali Ceber” filminde de konuk olarak rol alan Ece Seçkin şu aralar kasımda Hamburg’da alacağı ödülün heyecanını yaşıyor. Seçkin’le Adahan İstanbul Otel’de buluşup müzik, projeleri ve hayallerinden konuştuk.

Ozan Doğulu ile “Sayın Seyirciler” şarkısında düet yaptınız son olarak.

İkinci düetimiz bu. İlk şarkımız “Hoşuna mı Gidiyor” çok sevilmişti, herkesin dilindeydi. O kadar iddialı bir işten sonra yine bir araya gelince, onu aratmayacak bir şarkı yapmanın hem stresi hem keyfi oldu. Keyifli tarafının daha çok tadını çıkardım ben. Ozan’la enerjimiz zaten çok tutuyor. Kendiminmiş gibi benimsediğim bir proje oldu. Ozan Doğulu zaten müzik direktörüm olduğu için iş birliğimiz devam edecek.

Anneniz piyano öğretmeni. Müzikle erken yaşta tanışmışsınız...

Müzik serüvenim 3 yaşımda başladı. Evin içinde sürekli piyano sesi olduğu için çok normal, sanki her evde öyleymiş gibi geliyordu piyanist bir annenin olması, onun arkadaşlarının gelip piyano çalması falan… O yüzden o yaştayken başka bir enstrüman çalmak istiyordum. Konservatuvar sınavına 7 yaşında girdim, en zor kazanılan bölüm piyanoydu. Ben kazandım ama çok üzülmüştüm. Sonra konservatuvar yılları başladı, annem de çok disiplinli bir kadın. O yaşta günde 6-7 saat piyano çalışırdım, zordu. Ama geriye dönüp baktığımda o emeğim, birikimim, solfej bilgisi, hepsi lazımmış bana.

 Pes etmemişsiniz ama bu zorluklara rağmen.

Hayattaki en büyük tutkumdu müzik. En başından beri, kendimi bildim bileli… Çocukluğumda da hep bugünün geleceğini biliyormuş gibi yaşadım. Hep sahnede görüyordum kendimi gözlerimi kapattığımda. 

 Hayalperest misiniz?

Eskisi kadar değilim. Hayatı gördükten sonra, özellikle küçük yaşta bu piyasaya girip şöhreti yakalayınca herhalde daha realist bir insana dönüştüm. Biraz daha mantığım öne çıkmaya başladı. Eskiden tamamen duygularımdı önde olan, mantığı hiç dinlemezdim.

Sahneye ilk çıktığınız an nasıl hissettiniz?

İnanılmaz bir heyecandı. Ben daha önce vokalistlik falan da yapmamıştım. babam istemiyordu. O yüzden ilk sahnemde hiç sahne tecrübem yoktu. Lansman konserim, acayip bir orkestra var arkamda, bütün gazeteciler, radyocular orada… İki buçuk saat şarkı söylemişim sanki on dakika gibi geldi. 

“Arkadaş grubunun kayış kopartanıyım”

Yakınlarınıza sorsak sizi, neler derler?

Komik derler. Arkadaş grubunun kayış kopartanıyım. Kriz yönetiminde güçlüyümdür. Kolay ikna edebilirim insanları. Kafama taktığımı yaparım. ‘Tuhaf takıntıları vardır’ diyebilirler bir de. Bir şeyi koyduğum yerde bulacağım mesela, bir milim oynasa beni çıldırtır. Başak burcuyum. Grupta akıl alınan kişi benim.

 En çok dinlenen pop şarkıcılarından birisiniz. Siz konumunuzu nerede görüyor, neleri hedefliyorsunuz?

Kariyerimi planlarken benim için en önemli olan şeylerden biri kalıcı olmak, bir balon gibi büyüyüp sonra

patlamamaktı. Bunu başardığım için mutluyum. Bunun hırslarımı, egolarımı kontrol edebilmenin getirisi olduğunu düşünüyorum. Her geçen gün şarkılarım nasıl büyüyorsa şöhretim de büyüyor ama bunu sindire sindire yapıyorum. Şöhreti kaldırıyorum, sapıtmıyorum, delirmiyorum. Yolun çok başındayım şu anda. Müzikal anlamda kırk fırın ekmek yiyeceğim, seve seve yiyeceğim. Hayatım boyunca hep istediğimi almışımdır. Bir hedefim varsa ulaşmak için fedakarlık yaparım, emek veririm, kendimi yorarım. Ama ona ulaşmam lazım, yoksa uyuyamam.

Nasıl etkiledi peki şöhret sizi?

 Hiçbir şey değişmedi hayatımda. Ece daha olgun, mantıklı, ayakları yere basan bir kız haline geldi sadece. Onun dışında evdeki, sokaktaki Ece aynı. Arkadaş grubum bile aynı. Bir tanemiz yeni evlendi kızlar grubundan, geçen evine gittik mesela. Kek, börek yapmış. Koltukta bağdaş kurup oturup kız arkadaşlarımla sohbet edip çekirdek çitledik yani…

Geçtiğimiz günlerde Bama Music Awards’da “En İyi Çıkış Yapan Türk Sanatçı” ödülü kazandınız. Yurtdışı planlarınız var mı?

Çok güzel bir duygu tabii ki. Orada başka ülkelerden şarkıcılar da var, içlerinde bir Türk olarak parlamak ve o ödülü kapmak çok güzel bir his. İngilizce bir albüm yapacağım, planım var ama altı dolu bir şeyler yapmak istiyorum. Doğru zamanını yakalamanın derdindeyim. Çok severek İngilizce şarkı söylüyorum.

“Evlenirsen kariyerine zarar gelir baskısı vardı”

Özgüveni yüksek biri misiniz?

Beğeniyorum kendimi. Hiçbir zaman hiçbir fiziksel özelliğimden rahatsız olmadım. Kilo aldığım zamanlar da oldu. İstediğim zaman bir ayda 7 kilo verdim. Boyumla ilgili yapılan komik yorumlara da gülüyorum. Özgüvenim yüksek.

Erkek arkadaşınız pilot. Daha mı rahat farklı sektörden biriyle birlikte olmak?

Evet. Aynı sektörden biriyle yapamam. n “Evlilik ve müzik kariyerinin beraber yürümesi imkansız, bu sektör kaldırmaz” demişsiniz. Erkek arkadaşını ailesiyle tanıştırdı haberleri çıktı, hâlâ böyle düşünüyor musunuz?

Ailemle bayağıdır tanışıyorlar, annem babam çok seviyorlar onu. O cümleyi iki sene önce söylemiştim. O zaman etrafımdan o kadar çok “Evlenirsen olmaz, kariyerine zarar verirsin” gibi baskı vardı ki…  

SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ