'KGF sanayide aktör olmalı'

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Bahçıvan, “KGF geçici bir kurum olarak kalmasın. Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 3. havalimanı gibi vizyon projelerinde, güçlü sanayi yatırımlarına destek verme noktasında bir aktör haline gelmeli” dedi

13.02.2018 Salı Güncelleme : 13.02.2018-1:30 Salı
EKONOMİ SERVİSİ

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Kredi Garanti Fonu’nun (KGF) geçici bir kurum olarak kalmaması, yaşayan bir müessese haline gelmesi gerektiğini belirterek, “Bundan sonra KGF’nin hizmet etmesi gereken nokta, niteliksel boyutlu girişim ve yatırımlardır. Türkiye’nin yarınları için Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 3. havalimanı boyutunda vizyon projeleri diyebileceğimiz güçlü sanayi yatırımlarına destek verme noktasında bir aktör haline gelmeli” dedi. 

Büyümeyi destekleyen unsurların başında KGF’nin geldiğini vurgulayan Bahçıvan, KGF’nin reel kesimin de, finans kesiminin de kazandığı, zorlu süreçleri başarı ve fırsata dönüştürebilecek bir model olduğunu ifade etti.

‘Yarısı faize gidiyor’

Bahçıvan, sadece bankacılık ve sanayinin kaynakları ile büyük vizyonlu yatırımların yapılmasının zor olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

“Bunun için burada KGF gibi inovatif çözüm, metod ve formüller üretebilen yapılara ihtiyaç var. Türkiye’de bizi rekabet anlamında Batılı veya sanayi ülkelerinden ayıran en önemli negatif faktör finans. Bizim sanayi sektörü ne yazık ki binbir zahmetle, emekle kazandığı kârların yüzde 50-60’ını faize veriyor. Böyle bir finansman pahalılığı ve maliyetinde siz ne kadar şevkle, gayretle sanayi işi yapsanız da cebinizdeki paranın yarısı kalmıyor. Kalan parayla da ne kadar yatırımı kendi öz kaynağınızla besleyebilirsiniz? Finans tarafında çok güçlü bir model oluşturmadan yapılacak diğer teşviklerin tam  anlamıyla istediğimiz boyutta heves ve enerji getireceğini düşünmüyorum.”

Finans teşviki önemli

Bahçıvan, “Kalkınma Bankası’nı yeniden domine edip, hatta sıfırdan, güçlü bir şekilde KGF ile birlikte dizayn edebiliriz” dedi. Bahçıvan, şöyle konuştu:

“Uzun vadeli projelerin, özel sektör bankaları eliyle götürülmesi bugün kolay değil, yarın da çok kolay olmayacak. Burada kaynağı hazine tarafından desteklenen, projeye göre değişik modeller yürütebilen bir Kalkınma Bankası kaynaklı, KGF destekli bir finans inovasyonu 2018’den itibaren hedeflediğimiz ve olabileceğine inandığımız büyük sanayi projeleri ve atılımlarının önündeki en önemli motivasyon gücü olacaktır. İstediğimiz sonuçları almamız açısından finans teşvikini çok önemsiyorum.”

Bahçıvan, “Güçlü bir kalkınma bankasının desteklediği bir proje, bankalar açısından da mutlaka içinde yer alınması gereken bir proje olarak ortaya çıkacaktır. Varlık Fonu da var ve çok güçlü bir destek verebilir. Bu tür üçlü projelerin bir kısmına devletin 4-5 yıl gibi geçici süre sermayedar olarak katılması da olabilir.”

‘Faizin düşmesi mümkün’

Bahçıvan, “Biz liberal ekonominin ölçüsünü çok kaçırmışız. En liberal ülkeler dahi ihtiyaç olduğunda devlet kaynaklarını ve gücünü ekonominin içinde sokuyor. Bir taraftan Kalkınma bankası, bir taraftan KGF’nin vereceği destek, bir de kamunun önemli projelere sermayedar olarak belli bir yıl sonra çıkmak kaydıyla girmesiyle faizlerin kalıcı bir şekilde düştüğünü görebiliriz. Net bir şekilde kamunun gücü olmadan uzun vadeli yatırımlara bugünkü anlayışla finans sektörünü dahil etmek kolay değil” dedi.

‘Sermaye oportünist’

Erdal Bahçıvan, “Yeni yatırımlarda teminat bankacılığı mantığının dışına çıkmamız gerekiyor. Türkiye’de teminat bankacılığına bağlı kredi yapısıyla güçlüler ligine girmemiz çok kolay değil. Ancak belli azınlık sermaye grubu bunu başarabiliyor ama binlerce hevesli, gayretli, adeta yetenek dehası olan sanayicilerimiz yapamıyor. Sermaye her zaman oportünist” dedi.
 

SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ