KÖTÜ KAZANIYOR ÇÜNKÜ...

14.03.2018 Çarşamba
Sonunda hep iyiler kazanır lafı var ya, o ancak filmlerde oluyor. Gerçek hayattaysa kötülük kazanıyor hep. Kimi anne, kimi karnında bebeği olan, kimi düğün için gün sayan gencecik kadınların ölümünden sonra da aynı şey oldu işte... Kötüler tüm pisliklerini sergiledi, iyiler sadece tepki gösterebildi.

 Şaşırtıcı değil bu durum, iyiler, kötülerle yalan yarıştıramaz, hatta yalancılıkta yanlarına bile yaklaşamaz. İyi aynaya bakarken gözlerinde gördüğüyle ilgilenir, kötü güç sahibinin gözündeki durumuyla...

 Bir iyinin yapabileceği en büyük kötülük, bir kötünün sadakası bile sayılmaz.İyilerin utanma duygusu vardır, kötülerin ihtirasları... İyiler vicdan sahibidir, kötüler için vicdan yüktür. İyiler en iyi bildikleri konuyu bile kimseyi kırmadan anlatır, kötüler cehaletlerini küstahlık yaparak saklar. İyiler tevazu sahibidir, kötülerin boş egoları vardır.

Daha bir sürü madde yazabilirim size ama fark etmez... Trafik kazası geçiren bir çocuğun ölümünü babasının ideolojisi üzerinden yargılayabilen alçaklıkla, karnında bebeğiyle bir uçak kazasında ölmüş kadınlara dil uzatabilen kafa, kötü bir kafadır. Evet siniyoruz bu kötülük karşısında hatta önce susuyor sonra genellemeler yaparak cevap verebiliyoruz ancak. Kötüler kazanıyor bu dünyada ama iyiler biliyor ki bir de ilahi adalet var...

Kadınların zaferi

Bild, Almanya’nın en saygın değil ama en yüksek tiraj alan gazetesidir. Bu yayın çok uzun yıllar boyunca birinci sayfasında ‘Bild Kızı’ diye üstsüz kadın fotoğrafları kullandı. Sonra nasıl olduysa o fotoğrafları alıp, iç sayfalara taşımışlardı. İç sayfalarda da altı yıl devam eden kadın bedenininden tiraj alma çabası, dün itibarıyla sona erdi.

Gazete, “Erkekler şimdi çok güçlü olmamız gerekiyor” diye maço bir başlık atarak “Kendi üretimimiz üstsüz kadın fotoğraflarını artık yayımlamayacağız” açıklamasını yaptı. Zafer mi, zafer sayılır zira açıklamada Bild Kızı uygulamasının “Daha çağdaş bir erotik fotoğraf tarzıyla” devam edeceğini de yazmayı ihmal etmediler. Olsun, bu bile hiç yoktan iyidir...

Bursa’yı çok kıskandım

Bursa’da müthiş bir hayvanat bahçesi yapmış büyükşehir belediyesi. Sadece ziyaretçilerin değil, tutsak olsalar bile hayvanların da konforu düşünülmüş, olabildiğince geniş yaşam alanları yapılmış. Giriş ücreti büyükler için bile 5 TL, çocuklar ücretsiz. İçeride dolaşıyor, yorulduğunuzda çok sayıdaki mekandan birine oturuyor, kazık yemeden kalkıyorsunuz. Yerlerde ne çöp var, ne sigara izmariti.Gördüğünüz her hayvana dair oldukça kapsamlı bilgiler içeren tabelaları da es geçmemek lazım.

Yıllardır proje aşamasında olduğu söylenen İstanbul Hayvanat Bahçesi’nden söz eden bile kalmadı ama Bursa bildiğiniz turist çekiyor yaptığı hayvanat bahçesiyle. Büyük bir şehir olmak, sadece nüfus ya da kilometrekare hesabıyla olmuyor, Bursa bunun en güzel örneği işte...

Kadına şiddetin önlenmesi ve İslam

Kadına şiddet tartışmasını sadece İslam coğrafyasıyla sınırlı tutanlar var. Tamam “Eşinden dayak yiyen kadınlar şükretmeli” gibi ipe sapa gelmez cümleler, bizim ülkemizde kuruldu ama Katolik Kilise açısından durum hiç de farklı değil. Bunun son örneği şu an Hırvatistan’da yaşanıyor.

İstanbul Sözleşmesi, kadına karşı şiddetin önlenmesinde hukuki bağlayıcılığı bulunan ilk uluslararası belge... Türkiye, bu sözleşmeye ilk imza atan ve onaylayan ülke oldu. Şu ana kadar 17’si AB üyesi, toplam 28 ülke bu sözleşmeyi onayladı. Ancak Hırvatistan’da Katolik Kilise, siyaset üzerindeki etkisini kullanarak sözleşmenin parlamentodan geçmesini engellemeye çalışıyor. Bunun için de ülkedeki koalisyon hükümetinin küçük ortağı olan partiyi kullanıyor ve bu sözleşmenin Hristiyan Demokrat değerlere aykırı olduğunu söylüyor. Demek ki kadına şiddetin önlenmesi söz konusu olduğunda, Avrupa dediğimiz yapı, bir blok değil ve Katolik Kilise de kadına şiddetin önlenmesi çabalarından hiç de memnun değil...

15 bin ağaç kurtulacak

Lafa gelince çok çevreci olan ama arabasının içi temiz kalsın diye pet şişeleri ya da sigara izmaritlerini sokağa atan birçok insan tanıdım. Medya sözde çevrecidir ama bir sürü gazete ve televizyonda, üzeri iki satır karalanmış koca A4 kağıtlarının buruşturulup, çöpe atıldığına o kadar çok şahit oldum ki, ne kadar anlatsam da hiç fark etmedi.

Pendik Belediyesi’nin son yaptığı işi de o yüzden sevdim ve önemsedim. Ayda 2 bin ton ambalaj atığı ayrımı yapacak bir tesis kurmuş Pendik Belediyesi. Böyle okuyunca çok anlamlı gelmiyor ama faydayı daha somut hale getirerek yazayım: 15 bin 300 adet ağaç kurtulacak, 10 olimpik havuzu doldurabilecek kadar su tasarrufu ve 30 bin ailenin bir ayda kullandığı kadar elektrik tasarrufu sağlanmış olacak.

Yerli ve ileri teknoloji sayesinde sadece 15 çalışanı olan bir tesisin sağladığı faydaya bakar mısınız? Dilerim daha da artar bu yerlerin sayısı...

 

 

 

Yazarın Önceki Yazıları