Kurtulmuş: Bu üçüncü büyük koşuyu çok daha hızlı şekilde tamamlayacağız

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, İslam'ın  üçüncü büyük koşusunun, yeniden Anadolu topraklarından başladığını belirterek,  "Çok mesafemiz var daha gidecek ama kendimize yeniden geldik. Özgüvenimizi,  bilgimizi, irfanımızı, hikmetimizi arttırarak bu üçüncü büyük koşuyu çok daha  hızlı şekilde tamamlayacağız." dedi.

12.10.2017 Perşembe Güncelleme : 12.10.2017-18:41 Perşembe
AA

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Halkalı Yerleşkesi’nde Siyaset  Kulübü tarafından  Siyaset Meydanı programı düzenlendi. Bakan Kurtulmuş, program  kapsamında verdiği "Milli Kültürün Gelişmesinde Eğitimin Rolü" başlıklı  konferansta, Türkiye'de iki asırdır bir mücadele verildiğini, Osmanlı'nın kendi  içinde sistemin çalışmadığı, kendi içinde birtakım sistem içi tıkanıklığın  yaşanmasıyla birlikte, eş zamanlı olarak batı medeniyetinin kültür, sanat,  edebiyat, teknoloji ve fende ileri gitmesiyle son iki asırdır bir içine kapanma  sürecinin, mağlubiyet psikolojisinin, bilim, entelektüel, sanat dünyasında kendi  köklerinden uzaklaşma sürecinin yaşandığını söyledi.

Bu mağlubiyet karşısında bazılarının "biz batıda ne varsa adam oluruz,  onlar gibi olalım güçlenelim" zannettiğini anlatan Kurtulmuş, "Ama şu unutulmuştu  hiç bir millet bizim gibi kökleri derin ve zengin olan bir millet, başka bir  milleti ya da medeyineti taklit ederek adam olmaz, yükselişe geçemez. Maalesef  iki asırdır bir tarafta Türkiye'yi yöneten, bir tarafta etkin olarak kültürde,  sanatta, edebiyatta, bilim dünyasında hakim olan bu zihniyet uzun yıllar boyunca  Türkiye'de halkın kendi değerlerinden kopmasına vesile olmuş hem de tam manasıyla  mukallit bir anlayışla bilim ve kültür hayatında etkin olmaya geyret etmiştir."  diye konuştu.

"Modernleşme ve batılılaşma düşüncesiyle, bize ait olan ne varsa  uzaklaşıldı"

Bakan Kurtulmuş, Türkiye'de 18 yıl, "Tanrı uludur" diyerek bir sesin  ezan diye millete dinletildiğini ifade ederek, "Çünkü bizim o köklerimizden  uzaklaşmamız için ezanı da Türkçe okumamız hatta namaz için de ibadeti Türkçe  yapmamız çalışmaları vardı." dedi.

Türkiye'de iki yılı aşkın süre TRT'nin radyolarından Türk Sanat  Müziği'nin dinlenmesinin yasaklandığını aktaran Kurtulmuş, çünkü modernleşme ve  batılılaşma düşüncesiyle, bize ait olan ne varsa uzaklaşıldığını söyledi.

Kurtulmuş, Türkiye'de uzun yıllar depolarda biriken el yazması  eserlerin, trenlere bindirilerek Yugoslavya ve Bulgaristan'a kağıt olmak için ham  madde olarak gönderildiğini dile getirerek, İstanbul'un çarşı ve pazarlarında, el  yazması eserlerden oluşan kese kağıtlarında domates, üzüm satıldığını anlattı.

Türkiye'de yeni dönemin elitlerinin, her şehirde, şehir kulüpleri adı  altında bir araya geldiğini, milletten ayrı bir şekilde, ayrı bir kültürün  oluşmasına vesile olduklarını belirteren Kurtulmuş, Türkiye'de özellikle balolar  altında düzenlenen birtakım etkinliklerle, halktan uzak, batılı birtakım  gösterilerle yeni bir edebiyat, yeni bir sanatın oluşturulmaya çalışıldığını  kaydetti.

Şehitlerin, üzerine ay yıldızlığı bayrağın sarıldığı devlet  adamlarının, Chopin'in marşıyla uğurlamanın batılılaşma olarak kabul edildiğini  ifade eden Kurtulmuş, "Allah'a çok şükür Türkiye'de bir zihniyet değişiminin, bir  uyanışın çok somut göstergelerinden biri olarak Milli Savunma Bakanlığı karar  verdi, bundan sonra şehitlerimizin cenazesi, milletin hiç anlamadığı, aslında bir  cenaze marşı da olmayan Chopin'in marşı yerine, Irti'nin 'Allahu Ekber'  tekbirleriyle bestelenmiş o eseriyle artık defnediliyor." dedi.

"Yeniden kendi köklerimiz üzerinden yükselmeyi başaracağız"

Türkiye'nin, bir kabuk değişimi, kültürel değişimi ve yeniden oluşu,  dışarıdan kültürü ithal ederek "adam oluruz" zanneden bir zihniyetle iki asırdır  mücadele ettiğini belirten Kurtulmuş, "Çok şükür bu mücadelede bugün olumlu bir  noktaya geldik. İnşallah yeniden kendi köklerimiz üzerinden yükselmeyi  başaracağız." diye konuştu.

Medeni ve medeniyet kavramlarını anlatan Kurtulmuş, konuşmasına şöyle  devam etti:

"İnsanlık tarihi boyunca menediyet, şehirler üzerinden oluşuyor.  Şehirleri oluşturanlarsa, yani medeniyeti somut hale indirgeyen şey, iki tane  temel düşünceye ait iki temel unsurdur. Biri tahayyül, diğeri ise tasavvurdur. Bu  memleketin aydınları, yönetici sınıfları, hayal dünyasında, bu medeniyete ait  hayallerin dışında yabancı birtakım şeyleri hayal ettiler. Bizim büyük  medeniyetimizin, yeniden ihyası ve inşası sürecinde de önce zihinlerimizi,  hayallerimizi yeniden formatlamak, hayal dünyamızı bize ait kılmak ve arkasından  bu hayal dünyasının oluşturduğu suretleri, bizim medeniyetimize özgü hale  getirmek durumundayız."

İnsanlık tarihinin en fazla bilgi üretilen döneminin yaşandığını  aktaran Kurtulmuş, "Ama bu bilginin bizim irfan mektebimizin penceresinden  yeniden değerlendirilmesi, yeniden bir elekten geçirilmesi ve zihinlerimizin de  bu şekilde yoğrularak, dünyaya problemlerine merhem olacak çözümleri  üretebilmemiz gerekir. Bizim 200 yıllık derin uyanışımızdan sonra gençlerden  beklediğimiz budur. Türkiye'nin şuurlu, iyi eğitim almış genç kitlesinden  beklediğimiz budur. Basmakalıp her yerde öğretilen bilgileri öğrenmek bir şeydir  ama marifet değildir. Marifet irfan, hikmet sahibi olabilmektir."  değerlendirmesinde bulundu.

"İslam'ın üçüncü büyük koşusu başladı"

Kurtulmuş, İslam'ın ilk koşusunun Peygamber Hazreti Muhammed ile  başlayan ilk dönem, ikincisinin Fergana Vadisi'nden başlayan ve Anadolu  topraklarında süren ikinci büyük koşu olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"İslam'ın üçüncü büyük koşusu, yeniden Anadolu topraklarından  başlamıştır. Siz büyük İslam medeniyetinin üçüncü büyük koşusunun  başlangıcındasınız. Çok mesafemiz var daha gidecek ama kendimize yeniden geldik.  Özgüvenimizi, bilgimizi, irfanımızı, hikmetimizi arttırarak bu üçüncü büyük  koşuyu çok daha hızlı şekilde tamamlayacağız. Arada kaybettiğimiz zamanları  telafi edeceğiz. Bilimde, sanatta, kültürde, edebiyatta çok daha ileri gideceğiz.

Bütün bunlar bizim milli kültürel bağımsızlık mücadelemizdir. Milli,  kültürel bağımsızlığı olmayan hiçbir ülkenin ekonomik ve teknolojik olarak  bağımsız olması mümkün değildir. Bugün dünyada petrol zengini birçok ülke var ama  bu ülkeler zihin dünyaları itibariyle bağımsız olmadıkları, kendi  medeniyetlerinin kökleri üzerinden yükselmeye karar verip, bu gayretle  çalışmadıkları için o zenginliklerinin hiçbir faydası yok. Ne teknoloji  üretebiliyorlar ne de ekonomide kendilerine ilişkin bir mesafe kat edebiliyorlar.  Milli kültürel bağımsızlık ile ekonomik teknolojik bağımsızlık at başı gidiyor.  En güzel örneğini de son iki asırdır verdik. İçine kapanıp, köklerimizden  uzaklaştıkça ekonomik ve teknolojik olarak zayıfladık."

Öğrenciden Ayasofya sorusu

Bakan Kurtulmuş, konuşmasının ardından öğrencilerin sorularını  yanıtladı.

Bir öğrencinin "Hakiki tarimizi ne zaman doğru bir şekilde okumaya  başlayacağız" sorusu üzerine Kurtulmuş, Türkiye'nin üzerine giydirilenden yavaş  yavaş kurtulduğunu ve bunun bir öz değişimi olacağını söyledi.

Tarihi tam manasıyla yeniden yorumlayacak bilimadamlarının yetişmeye  başladağını belirten Kurtulmuş, yakın ve geniş tarihin her dönemiyle ilgili  fikirlerinden istifade edilebilecek, milli düşünebilen ve medeniyet değerlerine  bağlı çok sayıda kişinin yetiştiğini dile getirdi.

Yabancı dilini geliştirmek için yaz aylarında Ayasofya Müzesi'nin  gişesinde çalıştığını belirten Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler 1. sınıf  öğrencisi Ahmet Söylemez de müzeye ilişkin gözlemlerini aktardı.

Günde 8 bin kişinin ziyaret ettiği Ayasofya Müzesi'nde çalışan  personelin İngilizce bilmediğini, ayrıca bilet makinelerinin dünyadaki diğer  müzelerdeki bilet makinelerinden aşağıda bir kalitede olduğunu ve turistlerin  bundan dolayı mağdur olduğunu gördüğünü anlatan Söylemez, yerli ve yabancı  turistlere daha iyi hizmet verilmesi adına buradaki soruna dikkati çekmek  istediğini belirtti.

Bunun üzerine Bakan Kurtulmuş, "Bu katkınızla, bütün söylediklerimin  uygulamasını ortaya koydunuz. Değerlerine, medeniyetine, köklerine bağlı nesilden  kastımız budur. Etrafımızda gördüğünüz her şeyle ilgilenmek ve bunların  düzeltilmesi için elinizle, dilinizle katkıda bulunmanız lazım. Kültür ve Turizm  Müdürümüz (Coşkun Yılmaz) burada. Notlarını aldı. Bu söylediğiniz hususların  hepsi böyleyse giderilmesi için çalışacağız. Hiç şüpheniz olmasın. Ayasofya bize  Fatih Sultan Mehmet Han'ın fethinin emanetidir. Ayasofya'yı o şekilde görürüz.  Ayasofya'ya her türlü desteğin, her türlü hizmetin en iyi şekilde verilmesi için  gayret sarf ederiz. Bu hususlarda eksiklerimiz varsa gideririz." yanıtını verdi.

"Evet ben milli taraftayım"

Bir öğrencinin "Milli Görüş hareketinin devamı olarak mı görüyorsunuz  kendinizi?" sorusu üzerine Kurtulmuş, şunları söyledi:

"Türkiye'de milli siyaset hareketi içinde Milli Görüş hareketi çok  anlamlı bir yere sahiptir. Bir tarafta batıcı, bir tarafta milli ve İslami  değerlere sahip çıkmak isteyenler... Siyaset alanında da kültür alanında da bu  mücadelede devam etmektedir. Evet ben milli taraftayım. Hayatım boyunca milli  tarafta var olmaya gayret ettim. Hiçbir döneminde hayatımın gayri milli en ufak  bir kelimelik görüşe sahip olmadım. Bunu da kendim için bir şeref olarak telakki  ederim.

Türkiye'de hem rahmetli Özal, Menderes, Erbakan ve Yazıcıoğlu'nun  siyasi gayretleri, siyaset alanındaki gelişmelere büyük katkı sağlamıştır. Milli  Görüş hareketi bir dönem Türkiye siyasetine damga vurmuştur. Büyük iddia sahibi  olarak ortaya çıkmıştır. O iddiaların bir kısmı gerçekleşmiş, bir kısmı  gerçekleşmemiştir. Ama yeni siyaset anlayışı içinde gelişen bütün bu menediyete  bağlı olma fikriyatı, Türkiye'nin ana damar, ana eksen siyaseti olmaya devam  edecektir. Adına ne dersek diyelim, bu siyasi hareket Türkiye'de 80 milyonun  tamamının kabul edebileceği olgunlukta, derinlikte olan bir siyasi fikre  sahiptir."

Konuşmasının ardından Kurtulmuş'a, İstanbul Sabahattin Zaim  Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bulut ile Siyaset Kulübü Başkanı Yavuz  Görgülü tablo hediye etti.

SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ