MARTINEZ, HER ZEVKE UYGUN

11.02.2018 Pazar

Gün geçtikçe İstanbul’un yeme-içme konusundaki başarılı adresleri, genç neslin eline geçiyor. Altını çizerek ifade etmek istediğim en güzel yanı ise, bu mekanların ailelerinden kalmamış olması. Uka Group bünyesinde bulunan Martinez ve Hudson’ın sahibi, aynı zamanda kızım Aylin’in arkadaşı olan Uğur Karabayır ve eşi İrem’le geçtiğimiz günlerde Martinez’de buluştuk ve Akasya AVM içinde açacakları büyük projeyi konuştuk.

Beni çok etkileyen bu komplekse geçmeden evvel, Akmerkez’in en sevilen yerlerinden olan Martinez’den biraz bahsetmek istiyorum. Gittiğimiz gece, hemen hemen hepsinin müdavim olduğunu öğrendiğim altı masada da doğum günü kutlaması vardı. Kaliteli ve son derece sosyal yaşayan bir kitleye ulaşmayı başarmışlar.

Yemeklerin lezizliği ve bazı geceler yaptıkları müzikler, bunda önemli bir rol oynuyor. Menüyü incelediğimde her zevke göre bir şeyler bulunabileceğini fark ettim. Masaya oturur oturmaz gelen kalın siyah mermerin üzerindeki, sağında tuz,solunda karabiber olan trüflü tereyağı ve kendi yaptıkları sıcak ekmekler çok hoştu. İlk olarak tattığımız pancarlı karabuğday salatası, hakikaten nefis ve hafif bir tabaktı. Ben en çok sosunu beğendim.

Dana etinin tadını hissedeceksiniz
Daha sonra ortaya isteyip paylaştığımız birkaç lezzet oldu. Bunlardan ilki olan avokadolu ceviche, son derece taze ve güzeldi. Kral yengeç salatası da masadaki herkes tarafından beğeniyle paylaşıldı. Bu konuyu konuşurken, tesadüfen o gün Martinez’de olan şef Nihat Sancar, bize ıstakozlu 
bruschetta gönderdi. 

Kesilişi pek adına uymamış olsa da, yanında gelen kabak tempura’nın çıtır özelliğinden bahsetmeliyim. Sıcaklara gelince aynı sistemi benimseyip, kokoreç tavayı ve yengeç linguine’yi bölüşmeye karar verdik. Ana yemek olarak da en az iki kişiyseniz, ağır ateşte pişirilmiş dana kolu tavsiye ediyorum. Zira insan, gerçekten dana etinin tadınıhissediyor. 

Bu kadar yemeğin üzerine maalesef tatlı yiyemedik ve direkt esas konumuza geçtik. Tesisin genel müdürü Çetin Kolukısaoğlu’na hizmet ve başarısı için teşekkür ettik. Yeni çalışmalarını gerçekten merak ediyordum ve biraz anlatmalarını rica ettim. Uğur, ilk defa Anadolu Yakası’nda bir projeye girdiklerini söyledi. Hem de son derece geniş çapta olduğunu anlattı. Giriş katta yer alacak 
olan Louis, Uzak Doğu ve Akdeniz mutfağından seçme bir menü sunacak. 
Zafer Bilge yönetiminde kalabalık bir ekip, mekanı önümüzdeki ay açabilmek için çırpınıyor. Menüsü bugüne kadar çok tanımadığımız ama seveceğimiz tatlardan oluşuyor. Mimar Erhan Sağır, aylardır Barselona-İstanbul-Madrid üçgeninde mekik dokuyor.

Üst katta açılacak olan restoran, Barbounia markasıyla modern Türk mutfağı ve eğlenceli meyhane konseptine sahip olacak. Burada hafta sonları bazı geceler, sanatçılar canlı müzik yapacak ama tahminim o ki, çok da eller havaya bir şekil oluşmayacak. Uğur’u bu mesleğe adım attığından beri takip ediyorum. Bir iş yapıyorsa hedefi, hep mükemmeli yakalamak. Yolun açık olsun, özellikle de İspanya’daki projelerinde...

Yazarın Önceki Yazıları