Metnin sonu geldi mi?

10.03.2018 Cumartesi

İlk gençlik yıllarımda Osmanlı’da medrese talebelerine bazı tavsiyelerde bulunan bir kitapta okuduğum ifadeyi asla unutamıyorum: “Mezar taşlarını okumayın, unutkanlık yapar”. O  zaman bu sözlerin hangi manaya geldiğini anlayamamıştım. Şimdi ise çok daha anlaşılır bir ifade benim için şöyle ki: 200 sene önce okuma-yazma bilen insanların herhangi bir yerde dolaşırken karşılarına çıkabilecek kendileriyle alakasız hemen hemen tek metin mezar taşları. Yani denilmek istenen gereksiz metinleri okumaktan uzak durun, zihninizi gereksiz şeylerle meşgul etmeyin.

The New York Times yazarı Farhad Manjoo’yu yaklaşık bir sene kadar önce fark ettim. 14 Şubat tarihinde yayımlanan “Metinden sonra internet” başlıklı yazısı birçok yerde karşıma çıktı. Manjoo bazılarımızın bildiği, üzerine kafa yorduğu bir konuya bodoslama giriyor.

En büyük tartışma

Yazının ilk cümlesi şu şekilde: “Şu an yaptığınız şey, yani ekrandan metin okumak, demode oluyor.”

İnternetin yeni yeni yaygınlaştığı zamanları hatırlıyorum da video hatta fotoğraf göndermek, almak, görüntülemek son derece sıkıntılı işlerdi. Şu an elimizde tuttuğumuz akıllı telefonların hızının 10’da biri hız o tarihler için yüksekti. Neredeyse bütün internet metin temelliydi. En büyük tartışma basılı gazetelerin sona ereceği, her şeyin internetten olacağıydı. Hatta matbu kitabın da yakın zamanda yerini e-kitaplara bırakacağı konuşuluyordu. Bu öngörüler henüz gerçekleşmedi.

Verilere bakalım

Manjoo yazısında artık internetin metin temelli değil görüntü ve ses temelli hale geldiğinden bahsediyor. Önceden bloglar vardı artık bunların yerini vloglar, Instagram hesapları ve YouTube aldı.

Şimdi Manjoo’nun da paylaştığı bazı verilere bakalım:

- Edison Media Araştırma’nın verilerine göre 70 milyon Amerikalı podcast dinliyor.

- YouTube 2017 yılında 1 milyar saatlik videonun izlendiğini açıkladı. Genç bir Amerikalı YouTube’da her gün ortalama 2 saat video izliyor.

- Netflix 2018 yılında içerik için 8 milyar dolar bütçe ayırdı.

Türkiye’de de bazı gazeteciler ve köşe yazarları kendi kişisel YouTube hesaplarını açıp buradan bazen haber paylaşıyorlar bazen de gündemdeki ya da sadece kendi gündemlerinde yer alan bir konuyu açıklıyorlar. Ve bu videolar ortalamanın hayli üzerinde izleniyor.

Sorulması gereken

Bütün bu veriler büyük bir fırtınanın yaklaşmakta olduğunu gösteriyor. Artık okumaktan çok izlemeyi ve dinlemeyi tercih ediyoruz. Bir yandan da okuma biçimimiz değişiyor.

Peki 2018 yılında bu durumlarla nasıl mücadele edebiliriz? Belki de asıl sorulması gereken soru şudur: Bu durumla mücadele etmemiz gerekiyor mu?

Özellikle sosyal medyanın bu kadar yaygınlaşması neticesinde bir çoğumuzda bir şeyleri erken görememek korkusu var. Akıllı telefon kullanan birçok kişinin aklı telefonunda. Bildiğim kadarıyla TUİK kişi başı akıllı telefonda geçirilen zamanla alakalı bir çalışma yapmadı lakin, kişisel gözlemlerime göre, günde en az 2 saat vakit geçiriyoruz. Üzerinde mutlaka derinlemesine düşünülmesi gerek bir konu.

Son olarak Manjoo’nun 7 Mart tarihli “İki ay haberleri basılı gazeteden okudum. İşte öğrendiklerim” yazısından bashetmek istiyorum. Bu yazıyı özellikle gazetecilerin okumasını tavsiye ediyorum.

Yazısını paylaştığı tweette şunu söylüyor Manjoo:

“Daha bilinçli, daha az endişeliydim ve tonlarca boş zamanım oldu”.

Ve üç maddelik ders veriyor:

Haber al. Çok hızlı değil. Sosyal olmaktan kaçın.

Manjoo’nun yazılarına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz:

https://www.nytimes.com/by/farhad-manjoo

 

Yazarın Önceki Yazıları