MİYABİ’DE JAPON RÜYASI

07.01.2018 Pazar

Suşiyle tanışmam, 1985 yılında Dünya Büyük Şehirler Zirve Konferansı nedeniyle Tokyo’ya ilk gidişimde olmuştu. Zamanın belediye başkanı Suzuki, misafirleri onuruna New Otani Otel’in bahçesinde davet vermişti. O gün 50’ye yakın farklı suşi ikram edildiğini hatırlıyorum.

Daha sonra İstanbul Swissotel’in o yıllardaki sahibi Mr. Kihara’nın açtığı Japon lokantası bu konudaki ilk başarılı yerlerden biri oldu. Şimdilerde Türkiye’nin birçok yerinde özellikle de İstanbul’da çok sayıda Japon yemeği yiyebileceğiniz restoran mevcut. Bir de Japon aşçıların bizzat
yaptığı suşiler var ki, hem son derece
geleneksel, hem de çok taze. Üstelik hızlı
bir şekilde misafirlere sunuluyor.

Son olarak gittiğim Miyabi, hakikaten Japon yemek kültürünün çıtasını yükseltmiş. Mekan dekorasyon bakımından son derece yalın ve tam olması gerektiği gibi....

Biz başlangıçlardan, avokadolu, yengeç etli turp salatası ve taze soğan, tempura kıtırlarıyla servis edilen ton balığı tartarı denedik. Hemen arkasından hem kuruluşun ortağı hem de yöneticisi olan ve biraz da çekik gözleriyle Japonları andıran Yüksel Akkök, elinde büyük bir salata kasesiyle yanımıza geldi. Yeşillikler üzerine konmuş olan jumbo karidesler, tempura metoduyla kızartılmış, tatlı ekşi sosla da bezenmişlerdi.

Uzak Doğu şöleni yaşadık

Biz artık sona yaklaştık derken, bir dalga daha masayı kapladı. Ton balıklı (maguro) ve somonlu nigiri geldi. Ardından soya sosu ve wasabiyle sunulan saşimi ve son bomba olarak teppan şefi Sarayut Putmeon’un yaptığı, kızgın demir dökme tavada sebze garnitürleriyle servis edilen dana etli teppanyaki geldi.

Kısa bir es verip, servisler değişince acılı deniztarağı, yengeç, karides ve kırmızı havyar ile servis edilen yummy yummy rolleri tattık. Daha bitmedi, en sonunda pane karides, avokado, salatalık ve somon tempura parçaları masayı süsledi. Aslında tam bir Uzak Doğu şöleni yaşadık desem yeridir.

Masadaki herkes yeter dediği anda, mekanın diğer ortakları Mehmet Yüce ve Nurullah Kürtür’ün ikramı ev yapımı yeşil çaylı dondurma geldi.

Bizler özellikle büyükşehirlerin sakinleri, bütün dünyada olduğu gibi Uzak Doğu kültürüne ilgi duymaya başladık. Şu anda İstanbul’un en önemli restoranlarında ‘sushicorner’ diye tabir edilen yeme-içme noktaları açılmaya devam ediyor. Aralarındaki hem lezzet hem de suşi kalitesindeki yarış, memnunluk verici diye düşünüyorum. Miyabi de hakikaten başarılı bir Japon restoranı. Tabii ki bunun altındaki imza, şef Aplicat Lumluar’a ait.

Yazarın Önceki Yazıları