MOLDOVALI VASİLE TÜRKİYE’DE HAYATA DÖNDÜ

01.10.2018 Pazartesi

Göğsünde  20 cm.’lik bir  tümörle  Türkiye’ye  gelen  Vasile Gonceari, dört aylık tedavinin ardından  sağlığına  kavuştu.

Vasile Gonceari, bir yıl önce gözünde kızarıklık şikayetiyle doktora gitti. Tetkikler sonucunda hem gözünde hem de göğsünde tümör tespit edildi. Ülkesinde yapılan ameliyatla, protez göz takıldı. Hasta, göğsündeki tümör içinse Türkiye’ye      yönlendirildi.

Vasile’nin göğsündeki tümör, kalbinden çıkan damarların etrafını sarmış ve göğüs kemiğine zarar vermişti. Gördüğü kemoterapi tedavisinin ardından 20 santimlik tümör, halk arasında ‘iman tahtası’ olarak bilinen bölgeyle birlikte çıkarıldı. 14 yaşındaki genç, aynı yere takılan protezin ardından sağlığına kavuşarak, ülkesinde döndü.

Hastanın, kendisiyle aynı adı taşıyan babası aile olarak yaşadıklarını, Türkiye’deki operasyonu gerçekleştiren Medical Park Bahçelievler Hastanesi Göğüs Cerrahı Op. Dr. Yıldıray Bekar ise tıbbi süreci anlattı. 

‘Moldova’da şartlar yetersizdi’

Vasile Gonceari: “Oğlumun önce gözleri kızardı, ardından ateşi çıktı ve kusmaya başladı. Moldova’da sağlık sektörü yavaş çalıştığı için ancak iki gün sonra şikayetlerinin sebebini öğrendik. Gözün arkasında bir tümör vardı ama hastanenin şartları yetersizdi. Birkaç doktora daha gittik ve nihayet göz ameliyatı oldu. Tümör, 1.5 cm. olduğu ve organın tamamını kapladığı için göz çıkarıldı ve yerine protez kondu. Tetkiklerde, göğsünün arkasında başka bir tümör daha bulundu. Maddi durumumuz iyi fakat ülkemizin şartlarından dolayı tedavi olamadık. Araştırmalarımız sonrasında da Türkiye’ye geldik. Vasile, önce kemoterapi aldı, ardından da başarılı bir ameliyat geçirdi. Ailece çok mutluyuz. Türkiye’nin sağlık ve teknoloji alanında imkanları çok. Bu sektörde çalışanlar, sadece işini yapmıyor aynı zamanda hastalara vicdan, merhamet ve sıcaklık da gösteriyor. Buraya gelmekle çok iyi bir seçim yaptık.”

‘Tümör kalp damarlarını sarmıştı’

Op. Dr. Yıldıray Bekar: “Vasile, germ hücreli tümör tanısıyla kemoterapi almak üzere ülkemize geldi. Göğüs boşluğundaki kalbin önünde, damarların etrafını tamamen saran, ‘iman tahtası’ dediğimiz sternuma yayılan ve göğüs boşluğunun giriş noktasından itibaren, kalbin önüne kadar devam eden kocaman bir kitle vardı. Bu tümör, 15 cm. çapında ve 20 cm. uzunluğundaydı. Önce onkologlar ve hematologlar tarafından yaklaşık dört ay kemoterapi uygulandı. Tedavi işe yaradı ve tümör küçüldü, hasta cerrahi için uygun hale geldi. 

3.5 saat sürdü

3.5 saat süren, zor ve sıkıntılı bir ameliyattı çünkü tümör, kalpten çıkan damarların etrafını sarıyordu. Ön göğüs kemiğine kadar ulaşmış ve  bölgenin yapısını bozmuştu. Ağrılara yol açıyordu. Ameliyatın iki yönü vardı. Birincisi, çıkarılacak olan alanın damarsal yapıları tomografide çok net görünmüyordu. Damarların bir kısmı, baskı altındaydı. Buraların tamamen tutulmuş olduğunu varsayarak, operasyona girdik. Tümörü, üzerinde bulunduğu iman tahtası ve göğüs kemiğinin sağ ve sol tarafından belli bölümlerle birlikte çıkardık.

İkincisi, köprücük kemiklerinin bağlandığı iman tahtasının tamamen ayrılmasıydı.  Kalbin üzeri açıktı, sadece cilt ve ince bir kas tabakası vardı. Bölgeyi korumak için hastaya özel bir protez yerleştirdik. Sonrasında kalpten çıkan damarlarını tekrar değerlendirdik. Atardamarlar temizdi, fakat toplardamalar tümörün baskısı sebebiyle tamamen kapanmıştı. O damarları, çalışır hale getirdik. Bu sayede damar değişimine gerek kalmadı.

Ardından Vasile’yi yoğun bakıma aldık ve ameliyatın üzerinden 24 saat geçmeden ayağa kalktı. Dört gün sonra da taburcu ettik. Vücudunda tümör gözlemlenmediği için kemoterapi almayacak. Ancak biliyoruz ki, bu hastalık yüzde 30-50 arasında nüksedebilir. Dolayısıyla kendisini düzenli takip edeceğiz. Bu hastaların yüzde 70’i, sağlıklı bir şekilde hayatına devam edebiliyor. Umuyoruz ki, Vasile bu yüzdenin içinde yer alır.”

 

 

MOLDOVALI VASİLE TÜRKİYE’DE HAYATA DÖNDÜ

01.10.2018 Pazartesi

Göğsünde  20 cm.’lik bir  tümörle  Türkiye’ye  gelen  Vasile Gonceari, dört aylık tedavinin ardından  sağlığına  kavuştu.

Vasile Gonceari, bir yıl önce gözünde kızarıklık şikayetiyle doktora gitti. Tetkikler sonucunda hem gözünde hem de göğsünde tümör tespit edildi. Ülkesinde yapılan ameliyatla, protez göz takıldı. Hasta, göğsündeki tümör içinse Türkiye’ye      yönlendirildi.

Vasile’nin göğsündeki tümör, kalbinden çıkan damarların etrafını sarmış ve göğüs kemiğine zarar vermişti. Gördüğü kemoterapi tedavisinin ardından 20 santimlik tümör, halk arasında ‘iman tahtası’ olarak bilinen bölgeyle birlikte çıkarıldı. 14 yaşındaki genç, aynı yere takılan protezin ardından sağlığına kavuşarak, ülkesinde döndü.

Hastanın, kendisiyle aynı adı taşıyan babası aile olarak yaşadıklarını, Türkiye’deki operasyonu gerçekleştiren Medical Park Bahçelievler Hastanesi Göğüs Cerrahı Op. Dr. Yıldıray Bekar ise tıbbi süreci anlattı. 

‘Moldova’da şartlar yetersizdi’

Vasile Gonceari: “Oğlumun önce gözleri kızardı, ardından ateşi çıktı ve kusmaya başladı. Moldova’da sağlık sektörü yavaş çalıştığı için ancak iki gün sonra şikayetlerinin sebebini öğrendik. Gözün arkasında bir tümör vardı ama hastanenin şartları yetersizdi. Birkaç doktora daha gittik ve nihayet göz ameliyatı oldu. Tümör, 1.5 cm. olduğu ve organın tamamını kapladığı için göz çıkarıldı ve yerine protez kondu. Tetkiklerde, göğsünün arkasında başka bir tümör daha bulundu. Maddi durumumuz iyi fakat ülkemizin şartlarından dolayı tedavi olamadık. Araştırmalarımız sonrasında da Türkiye’ye geldik. Vasile, önce kemoterapi aldı, ardından da başarılı bir ameliyat geçirdi. Ailece çok mutluyuz. Türkiye’nin sağlık ve teknoloji alanında imkanları çok. Bu sektörde çalışanlar, sadece işini yapmıyor aynı zamanda hastalara vicdan, merhamet ve sıcaklık da gösteriyor. Buraya gelmekle çok iyi bir seçim yaptık.”

‘Tümör kalp damarlarını sarmıştı’

Op. Dr. Yıldıray Bekar: “Vasile, germ hücreli tümör tanısıyla kemoterapi almak üzere ülkemize geldi. Göğüs boşluğundaki kalbin önünde, damarların etrafını tamamen saran, ‘iman tahtası’ dediğimiz sternuma yayılan ve göğüs boşluğunun giriş noktasından itibaren, kalbin önüne kadar devam eden kocaman bir kitle vardı. Bu tümör, 15 cm. çapında ve 20 cm. uzunluğundaydı. Önce onkologlar ve hematologlar tarafından yaklaşık dört ay kemoterapi uygulandı. Tedavi işe yaradı ve tümör küçüldü, hasta cerrahi için uygun hale geldi. 

3.5 saat sürdü

3.5 saat süren, zor ve sıkıntılı bir ameliyattı çünkü tümör, kalpten çıkan damarların etrafını sarıyordu. Ön göğüs kemiğine kadar ulaşmış ve  bölgenin yapısını bozmuştu. Ağrılara yol açıyordu. Ameliyatın iki yönü vardı. Birincisi, çıkarılacak olan alanın damarsal yapıları tomografide çok net görünmüyordu. Damarların bir kısmı, baskı altındaydı. Buraların tamamen tutulmuş olduğunu varsayarak, operasyona girdik. Tümörü, üzerinde bulunduğu iman tahtası ve göğüs kemiğinin sağ ve sol tarafından belli bölümlerle birlikte çıkardık.

İkincisi, köprücük kemiklerinin bağlandığı iman tahtasının tamamen ayrılmasıydı.  Kalbin üzeri açıktı, sadece cilt ve ince bir kas tabakası vardı. Bölgeyi korumak için hastaya özel bir protez yerleştirdik. Sonrasında kalpten çıkan damarlarını tekrar değerlendirdik. Atardamarlar temizdi, fakat toplardamalar tümörün baskısı sebebiyle tamamen kapanmıştı. O damarları, çalışır hale getirdik. Bu sayede damar değişimine gerek kalmadı.

Ardından Vasile’yi yoğun bakıma aldık ve ameliyatın üzerinden 24 saat geçmeden ayağa kalktı. Dört gün sonra da taburcu ettik. Vücudunda tümör gözlemlenmediği için kemoterapi almayacak. Ancak biliyoruz ki, bu hastalık yüzde 30-50 arasında nüksedebilir. Dolayısıyla kendisini düzenli takip edeceğiz. Bu hastaların yüzde 70’i, sağlıklı bir şekilde hayatına devam edebiliyor. Umuyoruz ki, Vasile bu yüzdenin içinde yer alır.”

 

 

Yazarın Önceki Yazıları