Müzik Festivalleriyle, Bir Yaşam Tarzına Taraftar Topluyorlar

10.07.2018 Salı

Yazın en çok beklenilen elektronik müzik festivali ‘Big Burn İstanbul’, ikinci kez yine muhteşem bir line-up ile müzikseverleri 20-21-22 Temmuz'da Suma Beach’in büyülü atmosferine bekliyor. Festivalin detaylarını Burn Energy Drink Pazarlama Direktörü Gökçe Özer anlattı.

- Türkiye’de ve dünyada elektronik müziğin yükselişini neye bağlıyorsunuz?
Hayat artık daha bireysel yaşanıyor. Haliyle bu müziği ve müziğin üretimini de etkiliyor, özellikle işin içine teknoloji de dahil olunca. Eskiden bir rock grubu kurabilmek için tüm üyelerin bir enstrüman çalmayı bilmesi, bu insanların bir araya gelmeleri, çalışıp üretmeleri ve bir yere gelmeleri gibi bir süreç varken artık kaba bir tabirle bir bilgisayar ile süper star olabilirsiniz. Bu da az önce belirttiğim bireyselleşme ile birlikte insanların tercihlerini ve yaşam tarzlarını değiştirmelerine yol açıyor. Elektronik müziğin bu kadar büyümesindeki ana sebep bence bu.

- Gerçekleştirdiğiniz etkinlikler ile Türkiye'ye pek çok yabancı sanatçı getiriyorsunuz. Bu yıl kimler geliyor Festivale?
Bu yıl festivale yaklaşık 30 yabancı isim geliyor. Başlıca isimler de Adam Beyer, Ame, Claptone, Dubfire, Seth Troxler, Tale of Us, Peggy Gou ve Sonja Moonear. Türkiye'ye bakış açıları herhangi bir yere bakış açıları ile aynı; gelip işlerini yapıp bir sonraki durağa geçiyorlar. Tabii ki Suma Beach gibi özel bir lokasyon onları cezbediyor fakat bu isimler senede neredeyse 300 kez çalan ve kimi zaman hangi şehirde nerede uyandıklarını hatırlamayabiliyorlar, o yüzden çok da duygusal bir bağ beklememek gerekiyor.

- Kamplı müzik festivali yapmak zor mu? Tüm 3 gün boyunca kesintisiz bir operasyonda nelere dikkat ediyorsunuz?
Kamplı müzik festivali yapmak zor değil ancak 3 gün kesintisiz bir operasyon yapmak zor, zahmetli ve pahalı. Kimse de bizi böyle bir şeye zorlamıyor ancak İstanbul'da şu anda bizden başka kamplı festival yapan olduğunu zannetmiyorum. Bu da demek oluyor ki biz olmasak bu kültür bu şehirde var olmayacak.

- Peki, katılımcıların nelere dikkat etmesini önerirsiniz? Bu tarz etkinliklere dair ipuçları var mı?
Suma Beach gündüz ne kadar sıcak olursa olsun sabaha karşı oldukça soğuk, buna hazırlıklı olsalar iyi olur. Rahat ayakkabılar, pozitif bir ruh hali ve festival alanı girişinde bırakılan bir ego ile muhteşem bir 64 saat geçirebilirler

- Big Burn İstanbul Festivali için bir sonraki hedefiniz nedir?
Uzun vadeli planlarımız arasında da festivali uluslararası piyasada büyütmek var, Türkiye ve İstanbul bu konuda eksiksiz ve çok büyük bir fırsat var. Sırbistan, Hırvatistan ve Macaristan gibi ülkelerde dünya kalibresinde festivaller oluyorsa bizce Türkiye'de de olabilir ve biz de bunun peşinden koşmaya çalışıyoruz.

-  Sizin de bir DJ'lik geçmişiniz var bildiğimiz kadarıyla...
Dj'liği artık bir meslek olarak yapmasam da halen elimden geldiğince çalmaya çalışıyorum. 1998'de Radio 2019'da çalmaya başlamamdan beri tam 20 yıldır DJ'Lik yapıyorum. Bu sektörün sıfırdan varoluşu, inişi ve çıkışı hakkında yeterince bilgi ve tecrübe sahibiyim. Bu da şu anki kariyerimde oldukça işime yarıyor.

- Bir DJ’lik yarışması kazanma hikayeniz de var...
2002 yılında Türkiye'yi temsil ettim, benim müzik kariyerimde olmasa da profesyonel kariyerimde o yarışmanın büyük bir payı var.

- Pazarlama kariyeriniz ne zaman başlıyor?
Tabii ki, 2002 yılında profesyonel kariyerden vazgeçip DJ'lik yapmam insanlara enteresan geliyordu. Birisine "DJ’lik yapıyorum" dediğinizde anlamadıkları için "müzisyenim" demeniz gerekirdi. Artık düşünün ki, pazarlama stratejisinin önemli bir bölümünü elektronik müziğe ayıran marka ve markalar var. Özellikle dijital ve mobil pazarlamanın büyümesi, sosyal medya kanallarının var olması sayesinde artık yepyeni bir jenerasyona çok farklı şekillerde ulaşmaya çalışıyoruz. Bizler şu anda bir ürüne müşteri değil, bir lifestyle'a taraftar toplamaya çalışıyoruz.