Naz Aydemir Akyol: 'Karnımda bebek de olsa...'

Sezonu 4 kupayla kapatan, 4. kez CEV Şampiyonlar Ligi zaferine uzanan Vakıfbank'ın milli pasörü Naz Aydemir Akyol ve başantrenörü Giovanni Guidetti, Skorer'e özel açıklamalar yaptı.

08.05.2018 Salı Güncelleme : 08.05.2018-17:48 Salı
Skorer Özel Röportaj - Ezgi Toper / Kamera: Akif Taş 
 
Futbolla yatıp kalkan bir ülkede, Vakıfbank Spor Kulübü yine gazete manşetlerini voleybolla süslemeyi başardı! Sezonu 4 kupayla kapatan, 4. kez CEV Şampiyonlar Ligi zaferine uzanan Vakıfbank'ın milli pasörü Naz Aydemir Akyol ve başantrenörü Giovanni Guidetti ile bu başarı serüvenini konuştuk...
 
NAZ AYDEMİR AKYOL
 
- Öncelikle tebrikler... Adınızı efsaneler arasına yazdırdınız. Takım performansından önce ben sizin bireysel başarınızı sormak istiyorum... 10. Final Four'unuz ve 4. Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunuz. Siz kendi adınıza bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? 
 
Benim bu sene Vakıfbank'ta 6. sezonum. Bundan önce de Fenerbahçe ve Eczacıbaşı ile Final Four deneyimim olmuştu.  Bir sporcu olarak bu benim için çok büyük bir gurur çünkü çocukken hayalini kurduğum bir yerdi. 27-28 yaşında da aralıksız bir şekilde bu noktada olmak benim için çok büyük bir mutluluk. Umuyorum ki bu başarı devam edecek. 
 
 
- Peki takım olarak nasıl bir sezonu geride bıraktınız? 
Aslında bu sezondan önce geçen sezondan bahsetmek gerekiyor çünkü geçtiğimiz sezon aynı diyebileceğimiz bir kadro, yine Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu elde etmişti. Bu sene ufak tefek değişikliklerle şampiyon kadroyu bir nebze koruduk diyebiliriz. İki yıl üst üste şampiyonluk yaşadık. Sezon içinde tabii ki iniş çıkışlarımız da oldu, maç kaybettiğimiz zamanlar da oldu ama bu kayıplar da insana çok fazla şey öğretiyor. Önemli olan kazanmamız gereken yerde kazanmaktı. Bütün finalleri kazanarak sezonu dört kupayla taçlandırmak tabii ki çok ayrı bir mutluluk. 
 
- Final Four'da final maçı sizin için çok daha rahat ve güzel geçti ama yarı final nefes kesti. O geri dönüşü siz nasıl anlatırsınız? 
İlk iki set Imoco çok fazla hata yaptı. Biz de tabii ki iyi oynadık ama onların hataları bizim lehimize oldu. Sonrasında onlar oyuna girdiler ve iyi servis atmaya başladılar. Zhu'nun da ayak bileğinde ufak bir sakatlık yaşamasıyla, bizim oyun tempomuz biraz düştü. Tie break'te 12-9 gibi bir skorla geriye düştük. Çoğu insan belki de "maçı kaybettiler" demiştir ama bizim takım için böyle anlar çok daha özel. Çünkü ne zaman geri dönülmez bir an olsa ya da ne zaman bu takım kaybetti deseler, biz bir şekilde küllerimizden tekrar doğup, canlanıp o maçı ya da o kupayı kazanabiliyoruz. Sahadaki herkes bunun bilincindeydi. Kimse kaybettik diye düşünmedi. En önemli kırılma anı buydu. Kaybedeceğimize bir an olsun inanmadık. 
 
- Duygusal anlar da yaşadınız zira kaptan Gözde Kırdar veda etti. Onun vedası sizin için ne ifade ediyor ve takım onun yokluğundan nasıl etkilenecek?
 
Gözde'nin vedası takım için değil, Türk sporu için büyük bir kayıp, çünkü çok özel bir sporcu, özel bir insan, çok özel bir kaptan. Yeri kolay kolay dolmayacak kaptanlardan biri. Tabii ki sporcular bıraktıktan sonra yerleri bir şekilde doluyor ama kaptan olarak onun yerini doldurmak hiçbir zaman kolay olmayacak.
 
 
Umuyorum ki bundan sonra da en az spor yaşantısı kadar başarılı bir hayat sürer. Anne olmak en büyük hayali, umarım bir an önce bu hayaline de kavuşur. Ama sonrasında Gözde gibi bir sporcunun sporun içinde yönetici olarak kalması gerektiğini düşünüyorum, ki alacaktır da. Biraz kafasını  dinledikten sonra ve normal hayatın tadını çıkardıktan sonra eminim ki Gözde bu kulüp çatısı altında çalışmaya devam eder. 
 
- Türkiye'de başarılar genelde futbol dışı branşlardan geliyor ama biz hala futbol konuşuyoruz. Siz bu tip uluslararası başarılardan sonra voleybola ilginin arttığını gözlemliyor musunuz? 
Şunu biliyorum ki, her sene milli takımlarla ya da kulüp takımlarıyla kazandığımız başarılardan sonra spor okullarına kayıtlarda inanılmaz bir patlama yaşanıyor. Özellikle de kız çocukları konusunda ailelerin voleybola yönlendirmeye büyük bir ilgisi var. Bu oldukça gurur verici bir şey çünkü bu bir kelebek etkisi gibi. Siz yukarıda bir şey  başarıyorsunuz ve aşağıya kadar o kelebeğin etkisi devam ediyor. Küçük genç kızlarımıza umut olabiliyorsak (İstanbul'da, büyük şehirlerde yaşayan çocukların imkanları var ama Doğu'da imkanı olmayan, belki sadece bir file ve topu olan kız çocuklarına bile bir umut, bir ilham olabiliyorsak) bizim için çok büyük bir gurur. Umuyorum ki biz de bir gün "spor ülkesi" olabiliriz.Bunun için de çocuklardan başlamak gerek diye düşünüyorum. Çünkü büyükleri eğitmek bu yaştan sonra çok zor. Sporun aslında tribüne gelip bağırıp çağırıp deşarj olunacak bir yer olmadığını, aslında sabahları sahil kenarında bir yürüyüşün bile insan vücuduna ne kadar büyük bir katkısı olduğunu anlatmaya çocuklardan başlamalıyız ki onlar da sporu seven, spor kültürüyle yaşayan sağlıklı nesiller yetiştirebilsinler. 
 
- Peki gelecek hedefleriniz neler? 
Bundan sonraki sezonlarda da hedefler hiçbir zaman değişmiyor çünkü her sezon aynı kupa hedefleriyle sezona başlanıyor. Benim de kulübümün de hedefleri her zaman aynı olacak. 
 
- Bir de ailede genetik olarak başarıya yatkınlık var... Kuzeniniz İlkay Gündoğan da Manchester City ile şampiyon oldu. Siz Avrupa Şampiyonu oldunuz. kendisiyle bu konuları konuşma fırsatınız oldu mu? 
Onların kupa kazandığı gün biz de Şampiyonlar Ligi şampiyonu olduk. O yüzden tebrik etme şansım tabii ki oldu. Onlar da kupayı düşürmüşler sanırım. İlkay için çok önemli bir şey bu, çünkü son 2-3 senedir inanılmaz ağır sakatlıklarla cebelleşiyor. O sakatlıklardan geri dönüp iyi oynayıp yeni transfer olduğu bir takımda böyle bir şampiyonluğa imza atması hem onun adına hem de ailemiz adına çok büyük bir gurur. Umuyorum ki sağlıkla, çok daha uzun sezonlar devam eder. Baktığınız zaman, benim annem ve babam da eski milli voleybolcular. Eşim mili basketbolcu. Bizim aile biraz sporcu bir aile. 
 
- Final Four'u iki kişi oynadığınız haberleri vardı... Doğruysa bu şekilde sahada olmak nasıl bir his? 
Tabii ki çok keyifli bir his. Öncelik her ne kadar karnındaki bebek de olsa sahaya girdiğiniz zaman ne olursa olsun insan her zaman kendi performansını ve oynadığı oyunu düşünüyor. Ama doktorumun onayı vardı zaten. Hiçbir şekilde bir risk teşkil etmediğini söylediği için ben de gönül rahatlığıyla verebildiğim en iyi performansı sergiledim. Hiçbir bebeğe de anne karnında hem Türkiye Ligi hem de Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu nasip olmamıştır. İnşallah doğduktan sonra da başarılı bir hayatı olur. 
 
 
GİOVANNİ GUİDETTİ - VAKIFBANK BAŞANTRENÖRÜ
 
- Öncelikle tebrikler, 4. kez Şampiyonlar Ligi şampiyonusunuz. Hem sezonun geneli, hem de Final Four için neler söylersiniz? 
Bu sezon harika ve inanılmaz bir sezondu. Ama tabii ki kolay olmadı. İnişleri çıkışları olan, çok mücadele etmemiz gereken bir sezondu. Ama sonunda dört kupaya ulaşmayı başardık. 
 
- Özellikle yarı final maçını sormak istiyorum. Takım müthiş bir geri dönüşe imza attı. O geri dönüşte oyuncularınıza neler söylediniz? 
Yarı finalde, özellikle tie break'te 12-9'dan geri dönüş harikaydı. Bunun sebebi takım olarak kaybetmek istememeleriydi. Vurdukları her top mükemmeldi, sayıya ulaştı. Bu çok önemli bir başarıydı. 
 
- Zhu'nun sakatlığı herkesi korkuttu ama onun geri dönüşü de final için önemli bir noktaydı sanıyorum... 
Zhu'nun ikinci maça yetişmesi fizyoterapistlerimizin ve medikal ekibimizin başarısı. Biz oyuncular kadar harika bir teknik ekibe sahibiz. Onlar da en hızlı şekilde Zhu'yu tedavi edip ikinci maça yetiştirdiler. 
 
- Gözde Kırdar'ın vedası için neler söylemek istersiniz? Yokluğundan takım nasıl etkilenecek? 
- 9 yıl önce ben onu takım kaptanı olarak seçtim ve o doğru bir karardı. Hayatımda çalıştığım en iyi kaptandı. O herkese örnek bir sporcu. her antrenmanda, her maçta herkese nasıl yüzde yüzünü vermesi gerektiğini gösteriyordu. Ben onun gibi oyuncuların zor bulunacağını düşünüyorum. 
 
- Gözde de geçen hafta yine bize verdiği röportajda, "Giovanni seti 25-0 kazansa bile mutlu olmayabilir" demişti. Bu düşünceyle ilgili neler söylersiniz? 
Belki 25-0 kazanırsak mutlu olabilirim (gülüyor).  Biz mükemmeli arayan bir takımız. Gözde de benim gibi 25-0'ı beğenmeyecektir muhtemelen. Sahip olduklarımız bizi asla tatmin etmiyor. Bizim dört tane, beş tane kupamız var düşüncesiyle ilerlemiyoruz. Biz önümüzde neler var, neleri kazanabiliriz ve bu başarıları kazanmak için nasıl çalışabiliriz bunu arıyoruz. Bence Gözde'nin de bahsettiği buydu. 
 
- Son olarak gelecek hedeflerini de soralım... 
Öncelikle bu tişörtü giyiyorsanız (Vakıfbank armasını gösteriyor) hedef her zaman bellidir: kazanmak. Ama gelecek sezon oldukça zor olacak çünkü iki önemli oyuncumu kaybediyorum,  Naz ve Gözde...  Ama bu da yeni bir macera olacak bizim için. Bakalım bunu nasıl aşacağız? 
 
SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ