Neden Hep Terapi Alıyor Ama Düzelemiyoruz?

03.09.2018 Pazartesi
Teknoloji ve dejenerasyon hızlanınca hastalık yayıldı, 7’den 70’e hastalığı herkes kaptı. Kimse kimseye tahammül edemez ve kimse sorununu kendi başına çözemez oldu. En önemlisi günümüzde her şey ezbere yaşanmaya başlandı. 
 
Geçenlerde bir danışanım “çocuk sahibi olmak istiyorum, nasıl dileyeceğimi bilmiyorum” dedi. Düşünün ki ben odaklanma yapıp bebeği görüp ağladım. Hayal kurmayı ve istemeyi bile unuttuğumuzdan, hayalin duygu selini bile başkalarına yaşatmak uğruna hizmet ister olduk. İnsanlar danışmanlara gidiyor, spritüel konularda kitaplar, yayınlar, terapistler, dolanıp duruyor.
 
Bu kötü bir şey değil. Destek almak muhteşem bir fayda, o ayrı. Ben ezberlenmiş bozulmalardan bahsediyorum. Bir insanımız danışmana gidiyor ve “bu aşk acısından beni kurtarın” diyip yatıyor boylu boyunca. İşte “geçmiş nedenler şunlar, bir temizlik yaptık, şu olumlamaları 21 gün söyle” deniliyor. İnsanımız evine gidiyor ve birinin onun zihninde yaptıklarından rahatladığını düşünüp 21 gün kendisine verilmiş cümleleri söylüyor. 22. Gün “oh geçti” diyor, takriben 30. günde ise diline dökmediği bir içsel patlayış ve melankoli yaşıyor.
 
Kusura bakmayın burada terapistlerin hiç suçu yok. Ezbere yaşamaya bu kadar asılmanızdan bu olanlar. Oysaki “danışmak” ve “terapi” ne demektir? Danışmak, birinden fikir almak ve aldığın fikir ve desteği kendi benliğinde özümsemek, harmanlamak, kendine özgü hale getirmek ve hayatına katmaktır. Terapi ise iyileşmeye gidilen bir tedavi yöntemidir. Ne olmasını bekliyorsunuz, başınıza bir el sürülecek ve her şey geçecek mi?
 
Her şeyi birilerinin yapması gerekmiyor. Sorunlarınızı çözmek için yardım almanız, çok erdemli bir davranış ama sorunu komple birinin sizin adınıza çözmesini beklemek biraz akıl dışı, kabul ediniz.
 
Birinden hoşlanıyorsunuz, sevmesi gereken, sevgiyi vermesi ve adeta savaşı kazanması gereken karşı taraf oluyor. Siz istiyorsunuz ki “aşkı hazırlasın, beni çağırsın”. Patronlarınız her ay zam yapsın, her gün de gelip önünüzde yarım eğilerek “şükranlarını” sunsun.  Karşılıksız bir fedakarlık görmek neredeyse imkansız olmaya yüz tuttu. Düz kontak yokuş aşağı gidiyoruz.
 
Örneğin insan varlığı bir aşkın içinde iradesini yitirip kendini kaptırdığı, doğru ve yanlışı ayırt edemediği ya da ettiği halde duygusundan vazgeçemediği durum ve yaşanmışlıklar yüzünden aşka kendini kapatmaktadır. Peki aşk bütünüyle kendimizi kapatabileceğimiz kadar lanet bir şey midir?
 
Günümüzde kişisel gelişim konularında insanlar bir “oldu bitti” ısrarındadır. Sanılmaktadır ki insan gözünü kapatacak açacak ve cesur yürek olacak ya da bir cümle kurunca olmayan bir inanç ve özgüven “hoop” diye yüreğinde dolup taşacak.
Sözel çabalar, yüzeysel ve geçicilikten başka bir şey vermemektedir. Öze işlenmesi ve oldurulması gerekmektedir.
 
Nasıl olmak istiyorsun? Nasıl olmak istemiyorsun? Bunları ayrı ayrı listele. Bu listeyi yaptıktan sonra olmak istemediğin şeyler olmasın diye alan ve durumları terk etmek ve kendini olası güzelliklerden mahrum etmek yerine her gün düşün, benliğinde neler kalsın ve neler atılsın? Bunu başaramaz mısın? Sen, evde dolmuş çöpü ya da boşalmış parfüm şişesini eline alıp atamayacak kadar güçsüz müsün? Ne olmak ve ne olmamak istediğine dair kararları inanca dönüştür. Kendine inan ve gayen “olmak” olsun.
 
Bırakın kalıpları, ezberleri, mecburiyetleri ve sonradan öğrendiklerinizi!
 
Yeniyi yaşayın ama eski kültürel zihniyetleri hatırlayın.
 
Sevmenin eskiden nasıl olduğunu,
 
İnsanların birbirine nasıl baktığını, nasıl değer verdiğini, değeri nerden anladığımızı, insanların iletişiminin eskiden nasıl olduğunu,
 
Eski yaşam şekillerindeki sağlıklı oluşun kaynağının ne olduğunu ve nasıl mümkün olduğunu,
 
Düşünün, sorun ve hatırlayın.
 
Bugünü yaşayın, yeni halinizle yaşayın ama eski kültürel inanışlarımıza dönün. Kendinize dönün.
 
Sevmekten kaçmayın, düşünmekten kaçmayın! 
 
Birilerine bırakmak istediğiniz her şeyi kendiniz sırtlandığınızda bilinçsizce değil farkındalıkla yaşayacaksınız. 
 
Kendi ruhunuzdan kaçmayın. Aynaya bakın, siz kimsiniz?
 
 
Betül Yergök /Mentalizasyon
http://mentalizasyon.com/
mail: info@mentalizasyon.com
İnstagram/Youtube: @mentalizasyon