Öfkenizin Kaynağına Baktınız mı?

10.04.2018 Salı

Anne baba olarak zaman zaman çocuklarımıza öfkelenebiliriz. Eğer bu öfke duygusu iletişimde kullandığımız tek duyguysa artık gerçek duygularınızla yüzleşme zamanı gelmiştir. Aslında Öfke; korku, hayal kırıklığı, incinme ya da utanç gibi bir temel duyguyu bastırarak oraya çıkan duygudur.

Yani anne babalar temelde hissettikleri asıl duyguyu dile getirmek yerine öfkenin arkasına sığınmakta ve ilk tepki olarak öfkelenmektedir. Oysa ki temel duyguları ile temasa geçebilen anne babalar, öfelenmeye gerek duymadan kendilerini ifade edebileceklerdir.

Örneğin; eve geç geleceğini haber vermeyen çocuğumuzu beklerken saat ilerledikçe başına bir şey gelmesinden endişelenir ve korkmaya başlarsınız. “Acaba kaza mı geçirdi?”, “ Acaba kaçırıldı mı?”, hele de telefonunu açmıyorsa bu korku içinizde büyürde büyür.  Çocuğunuz eve geldiğinde bu endişe ve korkuları dile getirmek yerine öfke ile bağırarak, onu dinlemez ve  ceza verirsiniz.  Ve bu döngü her defasında tekrarlanır. Oysa ki “çok meraklandım, hatta sana ulaşamayınca çok korktum” diyerek gerçek duygularınızı dile getirdiğinizde çocuğunuz endişelerinizi dindirmek için niye geç kaldığını sizinle rahatlıkla paylaşabilecektir.

Anne baba olarak istemediğimiz davranış karşısında verilen ilk tepki olan öfkeyle çocuğumuzu cezalandırırız. Ceza ile bu davranışın bir daha tekrarlanmamasını umut edilir. Ceza ile çocuğunuza ders vermek isteyebilirsiniz. Oysa ki ceza, letişimi koparak anne baba ve çocuk arasında görünmez bir uçurum açar.  Tabi ki istenen davranış gerçekleşmez ve her şey daha kötüye gidebilir.

Eğer gün içinde sürekli ve aşırı öfkeli iseniz ve bu öfkeyi çocuğunuza, kızarak yansıtıyorsanız; öncelikle kendinize “öfkelendiğim konu ne?” sorusunu sorun.  Çünkü bazen başka nedenlerden ötürü gerçekten o kadar küçük ve önemsiz şeylere takılıp öfkelenebiliyoruz ki bunu fark etmemiz bile öfkemizi kontrol edebilmemiz için önemli bir adım olacaktır.

Büyük ihtimalle sizi gerçekte rahatsız eden temel duygu ile temasa geçmemişsiniz demektir. T. Gordon kitabında da belirttiği gibi, temel duygularınıza ulaşabilmek için yüzünüze bir ayna tutarak kendinize aşağıdaki şu soruları sorabilirsiniz;
-              “Derinlerde ne hissediyorum?”
-              “Hangi ihtiyaçlarım karşılanmıyor?”
-              “Niye daha mutlu değilim?”
-              “İçimi kemiren ne?”
-              “Çocuğumun davranışı bana ne hissettiriyor? Korku mu, üzüntü mü, utanç mı yoksa hayalkırıklığı mı?


Bu sorulara verdiğiniz cevaplar sonunda aslında çocuğunuza değil, kendiniz için yapamadığınıza şeyler nedeniyle  öfkelendiğinizi farkedebilirsiniz. Böylece çocuğunuza karşı öfkeniz büyümeden kendinizi yatıştırmaya çalışabilirsiniz. Ayrıca temel duygunuzu keşfettikten sonra bu duygunuz ile temasa geçerek ve onu aktararak çocuğunuza davranışını değiştirtme amacınızı gerçekleştirebilirsiniz. Burada önemli olacan çocuğunuza değil yaptığın davranışa odalanmanızdır. Örneğin; henüz bebek olan kardeşininin bindiği arabayı tehlikeli bir şekilde iten daha büyük çocuğunuza ilk tepkiniz öfkeyle“napıyorsun sen, yapma, şımarık seni”  olabilir. Oysaki anne baba olarak ilk hissediğiniz duygu muhtemelen “korku”dur ve aslında söylenmesi gereken “bebeği bu kadar hızlı ittiğin zaman düşmesinden ve bir yerini incitmesinden korkuyorum” şeklinde olabilir. Duygunuzla birlikte ifade tarzınızı değiştirdiğinizde çocuğunuzun aynı davranışı tekrarlamama olasılığı yüksektir. Çünkü öfke ile birlikte kullanılan suçlayıcı  sen dili ortadan kalkacaktır.

Unutmanız gereken en önemli nokta, çocuğunuzun tek amacı hayatı keşfetmek, sizi öfkelendirmek değil.

                                                                                                                                               Sevgilerimle,