Okullar açılıyor! Pedagog Sevil Yavuz’dan Ailelere Tavsiyeler

16.09.2017 Cumartesi
 
 
18 Eylül Pazartesi okullar açılıyor.  Peki anne baba olarak siz buna hazır mısınız? Okulların açıldığı ilk hafta ve sonrası çocuğun okula uyumunu nasıl kolaylaştırabilirsiniz?
 
Çocukların ilkokula başlama tepkisi okula başlamadan önceki yaşam deneyimleriyle ilgilidir. Daha önce anaokuluna giden ve okulu seven çocuklar büyüklerin okuluna gideceğim diye heyecan duyarken; anaokulunda tatsız günler geçiren çocuklar okula gitmek istemeyebilir.
 
Anaokuluna hiç gitmemiş çocuk için ise çevrenin yorumları (olumlu veya olumsuz) etkilidir. Bu nedenle anne babanın, yakın çevrenin okulla ilgili yorumlarına dikkatli olmalı. “Artık sen büyüdün, çocuk değilsin, ders çalışacaksın, öğretmenin sözünü dinleyeceksin, artık oyun, tv, pc..vb. yok” gibi sözlerle okulun başlamasıyla sorumlulukların artacağı, sıkıcı bir hayatın başlayacağı mesajları çocukta okul fobisine neden olur. Çocuk okula zorunlu olduğu için değil, istediği için gitmesi için ortam hazırlanmalı.
 
Diğer hatalı tutum ise anne babanın, çevrenin birden bire çocuk hakkındaki beklentilerin arttırmasıdır. Çocuk henüz üç ay gibi kısa bir süre önce anaokulunda oyuncaklarıyla oynarken, üç ay sonra artık “oyun çocuğu” olmaktan çıkıyor ve bir yetişkin gibi davranması bekleniyor. Sorumlulukları arttırılıyor, ders çalış gibi emirler; tv yok gibi yasaklar artıyor ve eğlenceli etkinliklere kısıtlama getiriliyor. Oysa çocuk hala oyun çocuğu ve oyun oynamaya, eğlenceli vakit geçirmeye ihtiyacı var. Bu nedenle anne babalar çocuklarının okul dışında eğlenceli vakit geçirmesine fırsat vermeli ve ev ödevleri yapmaları için baskı uygulamamalıdır.
 
Anne babanın yaptığı başka bir hata ise “okuma-yazma öğren” baskısı ve çocuğu arkadaşlarıyla karşılaştırması. Sevgili anne babalar çocuğunuzun kendini hazır hissettiğinde okuma-yazmayı öğrenecektir. Bunun için ne siz strese girin, ne de çocuğunuzu bu strese sokup okuldan soğumasına neden olun. Ben ilkokul 2. sınıfın 2. dönemi okuma-yazmayı öğrenmiştim ama ilk sene ilk dönem okuma-yazmayı öğrenen arkadaşlarım liseyi bile okumadı. Çocuğunuzun zekâsını ve akademik başarısını okuma-yazmayı öğrenme hızıyla ölçmeyin, arkadaşlarıyla karşılaştırmayın ve çocuklarınızın çocukluğunu doya doya yaşamasına izin verin.
 
Kısacası ilk sene anne babanın yaklaşımı, öğretmenin tutumu çocuğun okulu sevmesinde çok önemli rol oynuyor. Eğer ilk sene çocuk okuldan soğursa bu gelecekteki akademik başarısını da etkileyebilir ve kendine güvenmeyen, başarısızlığa alışan, ders çalışmak istemeyen bir çocuk olmasına neden olabilir. Bırakın çocuğunuz ders çalışmak istediğinde çalışsın, konuşmak istediğinde okul hakkında konuşsun. Her an her yerde konu okul ve dersler olmasın. Okula çocuk siz istediğiniz için değil, kendi istediği için gitsin.
 
Bu dönemde öğretmenler nasıl bir yol izlemeli? 
 
Öğretmenler ise ilköğretime yeni başlayan çocuklara yaklaşımında şefkatli, güler yüzlü ve anlayışlı olmalı. Derse olabildiğince eğlence katmalı, dersi oyun haline getirmeli. Ama sadece öğretmenin olumlu davranışları yeterli değil. Çocukların okuldaki başarısını artırmak, okulu sevmelerini sağlamak için eğitim sisteminde değişiklikler yapılmalı. Maalesef eğitim sistemimizde problem var. İlköğretim 3. sınıfa kadar oyun programın bir parçası olması gerekirken, anaokulundan ilköğretime çok sert bir geçiş var.   
 
Mutlu ve başarılı bir eğitim yılı diyorum.
 
Pedagog Sevil Yavuz
Klinik Psikolog, Oyun Terapisti, Akademisyen
 
Sevil Yavuz Psikoloji Enstitüsü
Instagram/ Pedagogsevilyavuz
Twitter/PedagogSevil