Okullardaki Akılcı İlaç Eğitimi ve Tüyleri Diken Diken Etmeyen Gelişmeler

07.10.2016 Cuma
 
Merhaba,
Gün geçmiyor ki, okullarda yeni bir uygulama ile karşı karşıya gelmeyelim; 4+4+4 leri konuştuğumuz günlerden, tam zamanlı eğitimi konuştuğumuz günlere doğru hızlı bir geçiş yaptık. Herhalde dünyanın hiçbir ülkesinde sistemi bu kadar sık değişen bir eğitimden bahsedemeyiz. Tam alıştık derken vazgeçiliyor, oh vazgeçtiler derken başka bir görünümle aynı yapının tekrar dayatıldığını görüyoruz. “Dayatılma” diyorum zira, bizim gariban evlatlarımız, sistemi belirleyenler için deneme tahtası usul ve yöntemleri içerisinde, en ergonomik hücreler. Hücre kelimesine de bu aralar takmış durumdayım ama buraya en uygun kelime olarak bunu uygun gördüm. Çünkü en küçük birim öğrencilerimiz. Kervan yolda düzelir mantığı içerisindeki, en küçük yapılar onlar. Yukardan gelen talimatları yerine getiren, olmayınca hoop çöpe giden projelerin baş aktörleri onlar.

Oğlum Toprak şimdilik anaokuluna gidiyor sistemi hala çözmüş değilim. Yani bazen düşünüyorum, acaba kapasitem mi yetersiz diye! Cidden anlamıyorum. Yani birini tam anlayacak oluyorum, sistem çöküyor. Eğitim sistemi denilince, tüylerimiz diken diken olur ya, ama benim tüyler hep stabil. Anlamıyorum vallahi!

Lakin anladığım ve gerçekten desteklediğim yeni bir uygulamayı hayata geçiriyor Milli Eğitim. Bunca kaosun ortasında yeşeren bir filiz. Müfredata alınacak akılcı ilaç kullanımı haberlerini okuyunca heyecanlandım bir an.

Çünkü gerçekten ama gerçekten, ilaç kullanma konusunda artık arşı aşmış olan boyumuz, kullanım konusundaki rahatlığımız, ona iyi gelen bana da gelir mantığımız ile, hala hayatta kalabilen biz sıradan vatandaşların, müsriflikten doğan ekonomik zararın yanında, ciddi sağlıksızlıklara gebe olarak yaşamamız cabası! Baktılar bizden adam olmaz, erken yaşlarda önünü alalım demiş olacaklar ki, okullarda böyle bir eğitimin verilecek olması çok büyük bir adım. Şu anda gerçekten ne söylediğimi anlamıyor olabilirsiniz ama giderek dibe vuran sağlık sektörünün tüm kaynaklarını, tedaviye değil hastalıkları önleyebilen sistemlere, projelere, gelişmelere aktarması gerekir. Dünya böyle yapıyor çünkü! Tedavi elbette önemli, ama erken teşhis ve mantıksız hareket etmeyi önleyici çalışmalar daha da önemli!
Bu anlamda, çocukların ilaçları nasıl akılcı kullanacağı, ilaçları hangi amaçla ve nasıl kullanacağı da son derece önemli. Bunu bilerek yetişen nesillerin ilerde sağlık alanında söz sahibi olacak olmalarını hayal etmek de güzel.

Peki bu konu neden bu kadar önemli?

Elbette ilaçların buzdolabında mı, oda sıcaklığında mı saklanması gerektiğiyle ilgili yığınla bilgi var etrafta. En doğru bilgiyi eczacılar size verecektir. Çünkü doğru bilinen epeyce yanlış var hayatımızda. Ama bence daha önemli olan bir şey var ki, çocuklar anne babaların kendi kendilerine teşhis ve tedavilerine şahit olarak büyüyorlar. Bu davranışı benimseyip geliştirebiliyorlar. İşte bu algının ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalar yapılmalı. Öyle ya, grip olunca antibiyotiğe sarılan annesini, kalbi ağrıyınca hemen dil altına sarılan babasına inanmasın da kime inansın?!!
Biz anneler hemen şimdi başlamalıyız eğitime. İlaçları önümüze alıp anlatmalıyız, neden bunu şeker gibi kullanmamamız gerektiğini. Belki bana kızanlar olabilir aranızda ama bir anımdan bahsederek yazımı bitireceğim.

Bizim evde buzdolabında saklanmasına gerek olmayan bazı ilaçlar (şuruplar, ağrı kesiciler, vitaminler gibi) salonda bulunan bir çekmecede durur. Alışkanlık işte. Toprak artık orayı keşfetmeye başlayınca, bir gün tüm ilaçları oradan çıkarıp önüne serdim. Bunların yenilemeyecek bir şey olduğunu, tadının da kötü olduğunu söyledim. E anlamadı tabi. Denemesi lazım. Evet işte bu noktada bana kızmayın ama, tam olarak hatırlamıyorum hangisi olduğunu, içlerinden bir tanesini diline değdirdim. Yüzündeki ifadeyi görmeliydiniz. Belki tesadüf bilemem ama, bir daha asla o dolaba yaklaşmadı. Merak etmedi, işi olmadı adamın yani orayla!

Akıcı ilaç kullanımı herkes için şart ve elzem. Ama bence çocuklarımız için daha da elzem. Güzel bir nesil, sağlıklı bir nesil böyle yetişsin, ne dersiniz?

Hoşçakalın

Ayşen Çatak Yalman