Sorunları kim çözecek?

13.10.2017 Cuma

Mustafa Denizli çok eskiden şöyle demişti: “Yabancı sayısı Türk Milli Takımı’nı etkilemez. 20 tane iyi futbolcuyu her zaman ay-yıldızlı forma için buluruz ve başarıyı da yakalarız...”
Bunu söylediği zaman yurt dışında çok az futbolcumuz oynuyordu. Aklımda kalan Erdal Keser ve İlyas Tüfekçi. Şimdiyse öyle bir konuma geldik ki, yurt dışından gelen futbolcularla bir, Türkiye’deki futbolcularla iki üst seviyede futbol oynayacak milli takım çıkarabiliriz. 
Bana hiç kimse ‘Yabancı futbolcu sayısı fazla, Türk Milli Takımı bundan zarar görüyor’ demesin. Hele Lucescu’nun böyle bir bahanesi olamaz. Futbolcu yetiştiremiyoruz, bunu ben de kabul ediyorum. Sorun psikolojik. 18 yaşındaki çocukların eline büyük paralar geçince sapıtıyorlar. Futbolu unutuyorlar. 
Milli takım forması kutsaldır, kulüplerin üstündedir. Bunu bize Ampute Milli Takımı gösterdi. O formayı giydiğin zaman duygulanmıyorsan, başka şeyler düşünüyorsan geleceğimiz nokta budur. Hatırlayın uzun senelerdir milli takım ne zaman azıcık bir başarı yakalasa hep sorunlar yaşadık. Bir ara tutturdular Mercedes araba isteriz diye. Bu sefer vergisini biz ödemeyiz, federasyon ödesin kavgası başladı. 
Son beş senede futbolcunun bir tanesi arkadaşına silah çekti ve daha sonra bu futbolcu milli takıma alındı. Mağdur olansa kadroya o dönem çağrılmadı. Fransa’da yaşananlar... Ne demekmiş, futbolcular hocalarıyla tartışacaklar. Daha sonra da uçakta gazeteciye saldıracaklar. Böyle bir şey olabilir mi? Yetki kimde? Teknik direktörde. Madem rahatsızlık veren futbolcu var, alma milli takıma. 
Bakın bir daha söylüyorum! Milyonlarca futbolcu gelir geçer ama o ay-yıldızlı forma, bayrak kutsaldır. Bunu hissetmeyen futbolcular olduğu zaman başarı gelmiyor. Kuralları teknik adam koyar, oranın patronu odur. Ne karar verirse o uygulanır. Uygulattıramıyor mu? O zaman kendisi bırakır milli takımı. Diretmek, soğuk savaş sadece zarar veriyor. 
Ampute Milli Takımımız bize tarihi ders verdi. Duygulandık, ağladık. 80 milyon kişi bir bütün olduk. Vodafone Park Stadı’na 42 bin taraftar gitti. Maç sonrası hepsi ağlıyordu. Milli duygularımız kabardı. Milli Takımı insanlar yine sevdi. Ampute Milli Takımı’nın maç görüntüleri, maçtan sonraki duyguları, ay-yıldızlı formayı taşıyan futbolculara maç önceleri 10 kere, 20 kere, 50 kere gösterilmeli. Her şeyin bir sonu vardır. Ben artık bu yaşanan kötü günlerin bittiğini düşünüyorum. Artık eskisi gibi sorumsuz hiç kimse davranamayacak. Prim mevzusu olmayacak. Türk insanının artık bu tür tartışmalara tahammülü kalmadı.

Hakemler dikkatli olmalı
Yabancı futbolcuların çok büyük katkılarıyla Türk futbolu tekrar keyif veriyor. Statlara insanlar gelmeye başladı. Ve inanın şu milli maçlar arasında bile ‘takımımızı özledik’ diyen o kadar çok taraftar var ki, sayısı milyonları aşıyor. Hakemlerimiz iyi eğitim alıyor. İyi de para alıyorlar. Hangi takım olursa olsun puan cetvelindeki durumunun, hakemleri ilgilendirmemesi lazım. Çıkıp mertçe, yüreğiyle en az hatayla maç yönetmeleri gerekir. Madem profesyoneller o zaman hataları da asgariye indirmeliler. 
Milli maç arası vardı. Bir hafta liglerimiz oynanmadı. Bugün Gençlerbirliği-Beşiktaş maçıyla Süper Lig tekrar başlıyor. Buradan bütün hakemleri uyarıyorum. Sizin hatalarınız yüzünden Süper Lig eleştiriliyor. Çok dikkatli olun. Siz iyi maç yönetirseniz, inanın futbolumuzdaki tartışmaların, eleştirilerin yüzde 90’ı bitecek. Elinizi vicdanınıza koyun, gördüğünüz pozisyonlara adalet dağıtarak düdüğünüzü çalın.   

Özbek hâlâ eleştiriliyor 
Galatasaray Futbol Takımı nereden nereye geldi. Ligi beşinci, sekizinci bitirirken bugün şampiyonluğun en büyük favorisi olarak görülüyor. Tribünlere 40 binin üzerinde seyirci geliyor. Gelirler ikiye katlandı. Görsel olarak oynanan futboldan herkes keyif alıyor. Taraftarların hepsi bütünleşti. Birlik-beraberlik sağlandı. Ama bakıyorum. Daha hâlâ eleştiriler devam ediyor. Başkan Özbek kulübü kâr ettireceğim diye söz vermiş ama ettirememiş. Gözünüzü seveyim bu takım başarılar kazandıkça borç da azalacak. Galatasaray markası bütün dünyada yeniden parlayacak. Biraz sabırlı olun. Hiç olmazsa şu ortamda susun.

Yazarın Önceki Yazıları