PEKİ BİZ NE YİYECEĞİZ?

12.09.2018 Çarşamba
"Yakın çevremde konuyu iyi bilenlerden aldığım bilgiler" diye etlerdeki şarbon salgını tehlikesinden bahseden bir yazı gönderdi arkadaşım.
Durumun sanılandan ciddi olduğunu, bir süre özellikle dışarıda et yememek gerektiğini, illa yenecekse, çok pişmiş olmasına dikkat edilmesini anlatıyor. Hal böyleyken korkudan çoğumuz et yiyemez olduk. Ben tavuk da pek yiyemiyorum, defalarca zehirlendim çünkü. Geriye, alternatif olarak balık, yumurta ve Dilara Koçak’ın pazar günkü Milliyet Cadde köşesinde tavsiye ettiği gibi, bitkisel protein kaynakları kalıyor. İçimde git gide artan bir ‘vejetaryen olma’ isteği vardı zaten, belki de tam zamanı... Bu arada et demişken, Nusret’in zengin müşteriler için eti altın tozuna bulayıp servis etmesi çok itici. Kendisi de hayatının bir bölümünü
zorluk içinde yaşamış biri olarak, milletin evine ekmek götürmekte zorlandığı, hayat pahalılığının zirve yaptığı bir dönemde biraz empati yapsaydı iyiydi.
 
MARTINEZ VE DENİZ SİPAHİ

Yazın bitiş ve yağmurlu havaların başlayış hız,ı bende bir şok dalgası yarattığından, Bodrum günlerinin hasretini taşımaktayım! Deniz Sipahi ve muhteşem orkestrasını, bayram tatilinde Martinez Türkbükü’nde dinledim. Gerçekten harika bir ekipler. Sipahi’nin sahnedeki duruşunu Sıla’ya benzettik arkadaşlarla... Sesi, repertuvarı, hiç kasmayan doğal tavrıyla bize çok keyifli bir akşam yaşattı. Başka sahnelerine de gideceğim, takipteyim! Türkbükü Martinez’in harika atmosferiyse, mekanın İstanbul şubesinde tam gaz devam ediyor. Akdeniz ve Uzak Doğu mutfaklarının en lezzetli örneklerini sunuyorlar. Biz, her şeyden tatmak için yemekleri ortaya söyledik ve tüm denediklerimiz çok iyiydi.
Müdavim olunası bir mekan!

ALICE HARİKALAR DİYARINDA!

Hazal ve Bahadır Yılmaz’ın el emeği göz nuru ürünlerinden oluşan sevimli dükkanlarına girdiğimde, kendimi aynen harikalar diyarına düşen Alice gibi hissettim! Gerçi yaz sezonu bittiği için (Ne çabuk bitti ya, bünyem kabullenemiyor!) Bodrum Gümüşlük’teki yeri kapandı ama 3on3 markasına, Instagram üzerinden de ulaşıp, sipariş verebiliyorsunuz. Takılardan çantalara, yaka iğnelerinden anahtarlıklara kadar her şey öyle farklı ve güzel ki, sizinle de paylaşmazsam olmazdı. Benim gibi yaz ruhunu devam ettirmek isteyenlere duyurulur.

BEYKOZ’UN YILDIZI

Yakınında oturmama rağmen Çubuklu 29’un sırasında, sahilde bulunan Balıkçı Abdullah’a yıllar önce bir kez gitmiştim. Alışkanlık işte, balık deyince Arnavutköy tarafına atarım kendimi. İstanbul’un en iyi balıkçı restoranlarından olan mekan, bundan sonra favorim. Geçenlerde bir yemek davetine katıldım; konumu, ortamı, yemekleri ve özenli servisiyle kusursuz... Hava kararmadan gidip, Boğaz manzarasının hem gün batarken, hem de gece ışıltısında tadını çıkarmak lazım. Bu arada sahile yapılan yürüyüş yolunu ilk kez gördüm, Beykoz civarında oturanlar için süper olmuş. Bundan sonra, deniz kenarı yürüyüşü için Bebek’e
gitmeme gerek kalmadı.

 

Yazarın Önceki Yazıları