Sena Baran / Gezgin, Blogger Dorikus Tüm Yazıları

Avrupa'nın en eski restoranı El Botin Madrid

Madrid’in yeme içme kültürü ağırlıklı olarak et, kızartma, hamur işleri, şarküteri ve tapas’tan oluşuyor. Kastilya mutfağı karbonhidratı proteinle harmanlamayı seviyor. Bu geçmişten günümüze gelen bir gelenek adeta. Ve her kime sorarsanız sorun, Madrid’in en meşhur restoranı olarak 1725 yılında restoran olarak kullanılmaya başlanan ve Guinness Rekorlar Kitabı’na dünyanın en eski restoranı olarak kaydedilen El Botin diyor. Boşuna Forbes’ın dünyanın en klasik 10 restoranından biri seçilmemiş anlayacağız. 16. yüzyılda Plaza Mayor’da tüccarların geldiği, 1590 tarihinde 150 düka karşılığında satın alınan bu ev sonraları küçük bir han ya da restoran olarak kullanılmaya başlanmış. 1792 yılında bugün halen kullanılan fırını inşa edilmiş. İlk günlerinden beri hem ısınma, hem yemekleri pişirme amaçlı kullanılan bu fırın aynı zamanda odun ateşinde pişen yemeklere lezzet veriyor.

El Botin’de ne yemeli derseniz önerim; başlangıç olarak spesiyal Botin salatası, patates kroket, tütsülenmiş samon olabilir. Başlangıç almadan çorba tercih ederim derseniz yumurtalı sarımsak çorbası herkesin favorisi. Ana yemeğe geçmeden önce kalamar, karides ve yengeç ızgara ya da sarımsaklı tereyağında kızartma deneyebilirsiniz. Et yemekleri arasındaki seçiminiz ise cochinillo ( süt kuzusu ) ya da cordero lechal ( fırında kuzu ) olmalı.

Madrid’e her gelen turistin bir kez Botin’e uğradığı tahmin edilirken, Calle de Cuchilleros numara 17’deki bu mekanda fiyatlar oldukça turistik. Bahar ve yaz aylarında artan turist mevsimiyle birlikte özel bir menüsü var.  Gazpacho çorbası, süt kuzusu ve dondurmadan oluşan bu fiks menüye ekmek, küçük bir kadeh ev yapımı şarap ya da bira dahil. Öğlen ya da akşam yemeği fark etmez, kalabalıkta ayakta beklemek istemiyorsanız mutlaka rezervasyon yaptırıp gitmeli. 

Sena Baran 

Dorikus.com