Nörolog Dr. Emel Gökmen Ağrılara Yeni Bir Yaklaşım Tüm Yazıları

Baş Ağrınız Nedir? Migren ya da Tansiyon mu?

Baş Ağrısı ve Hipertansiyon İlişkisi

Kan basıncı yükselince damarlar gerilir. Baş bölgesinde gerilen damarlara bağlı baş ağrısı ve ağırlık olur. Başı ağrıyan hastalar sıklıkla tansiyonlarına baktırırlar. Hipertansiyon ve migren arasında doğrudan bir ilişki vardır. Aslında her ikisi de kardeş hastalık gibidirler. Aşağıdaki özelliklere rağmen her ikisi de tedavi edilebilir ve bağlantıları vardır.

  • Her ikisi de damarlarda gerilmeye sebep olur.
  • Her ikisinin de nedeni bilinmiyor diye düşünülmektedir.
  • Her ikisi yaşam boyunca sürer.

Hipertansiyon tek başına olabilir. Kan basıncı yükseldiğinde başlangıçta başta ağırlık ve ağrı yapar. Daha çok enseden gelen ve tüm başta hissedilen bir ağrıdır. Bir süre sonra yüksek basınca alışılır ve baş ağrısı azalır.

Migrende ise ataklar halinde ve genelde yarım baş ağrısı olur. Çok nadiren hipertansiyon gibi enseden başlayan ağrı da olur.

Migren atağı sırasında nadiren kan basıncı yükselnler vardır. Bu kişiler hipertansiyon hastası değildir. Sadece ataka sırasında kan basınçları yükselmiştir. Çünkü migren ve hipertansiyon doğrudan otonom sinir sistemi hastalıklarıdır. Migren otonom sinir sisteminin aralıklı çalışmasının aksamasıdır, hipertansiyon sürekli daha hafif aksamasıdır. Her iki durumda da damar kontrolü bozulmuştur.

Otonom Sinir Sistemi Nedir?

Tüm yaşamsal faaliyetlerimizi otonom sinir sistemi yürütür. Organlarımız çalışır, damarlar genişler-büzülür, barsaklarımız çalışır, hormonlar salgılanır, terleriz, kalbimiz kan pompalar, midemiz asit salgılar... Tüm bu işlevlerde beyin ana kontrol merkezi olsa da sistem kendi kendine düzenler. Bunu sağlayan, tüm vücudumuzdaki her hücreye ulaşan ve her hücrenin bilgisini diğer tüm hücrelere ileten kompleks bir network olan otonom sinir sistemidir.

Otonom sinir sistemindeki belirli hasarlanmış alanlar sisteme sürekli olumsuz uyaran göndererek çalışmayı aksatır. Bu alanlar yaşam boyunca geçirdiğimiz enfeksiyon, ameliyat, travma gibi olaylardan etkilenerek bio-elektriksel yapısı bozulmuş olan alanlardır. Bozucu alan olarak adlandırdığımız bu bölgelerden çıkan olumsuz uyaranlar tüm network üzerinde olumsuz etki yaratır.

Bozucu alandan çıkan uyarım aralıklı olarak ciddi bir çalışma aksaması (disfonksiyon) yaratırsa migren atağı olur. Sürekli kontrolde sıkıntı ise damarlardaki basınç ayarlamasındaki bozulmaya yol açar hipertansiyon olur.

Gökmen Yaklaşımı Nedir?

Bozucu alan yaklaşımı üzerinden giderek hastalıkları çözümleyen Gökmen Yaklaşımı’nda hastalığın nedenini bulup neden üzerinden tedavi ve hastalığı açıklama çalışması yapılır.

Migren ve hipertansiyonu Gökmen Yaklaşımı ile ele alırsak her ikisi bozucu alanların yarattığı disfonksiyonlardır. O nedenle klasik tıp ‘nedeni bilinmeyen hastalıklar’ olarak değerlendirir. Film-tahlil ile bir neden tespit edilemez.

Bazı migren vakalarında atak sırasında kan basıncı yükselir. Atak bitiminde normale döner. Bazı küme baş ağrısı atak döneminde haftalarca kan basıncı yüksek kalabilir. Bu durum otonom disfonksiyona bağlıdır.

Kan basıncının yüksek olması kadar düşük olması da bir problemdir. Çoğunlukla düşük tansiyonlu olanlar ileride hipertansif olur.

Her hastalığın nedeni vardır. Özellikle film ve tahlille tespit edilemeyen hastalıkların disfonksiyon-çalışma aksaması- bozucu alan yaklaşımı ile düşünerek nedeni bulunup özellikle nöral terapi ile tedavisi sağlanabilir. Bozucu alanlar ilaçla düzeltilemez çoğunlukla nöral terapi etkili olur. Yeter ki ‘Aude Sapere’ özgür akılla düşünme cesaretini gösterebilelim. 

http://www.emelgokmen.com/migren/

http://www.emelgokmen.com/gokmen-yaklasimi-nedir/