Nigar Özalp Anne Bak! Tüm Yazıları

İki Yaş Sendromu Yaktın Bizi

Evde sıkı yönetim var.

 

Bizim küçük tiran canımızı okuyor. Allahtan iş denen şey icat edilmişte günde sekiz saat azad olmanın keyfini çıkarıyoruz.

 

Kreşten alırken başlayan vıyy vıyy ‘lar; gıy gıy’lar tüm gece beynimde tiril tiril titreşen yapraklar gibi. Zavallı kulak zarım sürekli çalışıyor. Nöronlarım Sariş’in çığlıklarını beynime taşımaktan mecalsiz düştüler.

Olsun gece dinleniyorsunuzdur demeyin. Küçük tiran gece nöbeti yazdı bize, hem de her gece.. Üstelik geceyi bekleyen tek asker olarak Murat seçildi. Ne yaptıysa bunu haketmek için artık. Ben gittiğimde “babaaaa” diye çığlıklarına devam ediyor. Çaresiz nöbet yerini Murat’a teslim ediyorum.

 

“Hayır” en popüler söz artık evimizde. Hayır hayır hayır... olacak, olmayacak ne varsa toptan hayır işte .

 

Zannetmeyin ki öyle çocuğa kul köle olacak tavizkar bir tip var bizde. Son derece kuralcı bir aileyiz. Çocuklar oldu olalı yemek saati, uyku saati, yenilecek yenilmeyecekler listesi hepsi kurallara bağlı idi. Ta ki Sare bir gün bu sistemi değiştirmeye karar verene kadar.

 

Spartaküs gibi isyan etti bize. Kırdı zincirlerini. Biz şimdi kaybetmek üzere olduğumuz otoriteyi tekrar ele geçirmek için o internet sayfası senin, bu uzman benim, kim ne reçete yazdıysa uygulamaya çalışıyoruz.

 

Sendrom denen şey ne feci imiş meğer. 2 yaş yaktın bizi.

 

Baktım olacak gibi değil. Geçen Sare’yi aldım karşıma . “Bak kızım” dedim, “tamam senin sendrom hallerini anlıyorum; lakin ben de orta yaş bunalımındayım. Senin büyüme ağrılarının benim kemik ağrılarımın yanında esamesi okunmaz , bunalım desen ona keza. Bak saçlarım tutam tutam beyazlıyor, kaz ayakları perdeli perdeli gülümsüyorlar yüzümde ama ben sendromumu yansıtıyor muyum sana? Adam gibi içimde yaşayaduruyorum. Ehh sen de yaşa, ama içinden olsun.”

 

Konuştum konuştum... Dinledi. Bir yerde terslik olduğunu anladı ise de olayı kavramadığını düşünüyorum. Biraz karışık mı konuştum ne?

 

“Tamam anne bir daha yapmayacağım, seni çok seviyorum” cümlesiyle noktaladı konuyu.

 

Sendrom hali başladığından beri genelde diyaloglarımız şöyle gelişiyor.

“Anne elbisemi giydir.”

Giydirmeye çalışırken

“Hayıyyy giydirme. Öle koyma, onu oraya katlayıp koy. Hayyıy katlayamamışsın. Katla ben giycem. Hayıyyy giyemiyorummm.”

“ Kızım yardım edeyim mi?”

“ Hayıyyy istemiyorum.”

Sonra ağlamaya başlar “Elbisemi giydirrrrr... “

 

Bu diyaloglar tüm gün ve gece döngü halindedir. Nesneler, temalar, konular değişse de “hayıy istemiyorumm; hayıy istiyorumlar “ sürer gider..

 

Ama demiş ya ozan; “bir derdim var bin dermana değişmem” diye. Var mı durumumuzu bu sözden daha güzel anlatacak şey.

 

 

 

Çocuklu maceramızın diğer kısımlarına ulaşmak için

 

https://www.facebook.com/ANNEEBAK