Tamer Kulaçoğlu Sorunlarınızın Hukuksal Çözümleri Tüm Yazıları

KADINA ŞİDDET HAKKINDA KANUNDA YER ALAN TEDBİRLER

Geçtiğimiz yüzyılın son çeyreğinde başlayan ve günümüzde de devam eden sosyal ve kültürel dönüşüm, hepimizi derinden etkilemiş durumdadır.
 
Çok değil 20-30 yıl öncesinde dahi, bugüne nazaran sıkça görülen, 
 
“Sokağa çıkmasına izin verilmeyen, çıktığında kocasının arkasında yürüyen, kayınpederinin ya da babasının sofrasında yeri olmayan, çalışmasına izin verilmeyen, bir birey olarak hiçbir talebi olmayan ya da olamayan kadınları” hepimiz duymuşuzdur. 
 
Başlık parası verilerek, bir eşya gibi alınan kadından, çağdaş kadına geçiş sürecinin tamamlandığını söylemek mümkün değildir. Bu süreç sosyal ve kültürel dönüşümün ayrılmaz bir parçası niteliğindedir. Bu süreci kabullenmek istemeyen, karşı tarafı da sosyal bir birey olarak görmeyen taraf, fiziksel ya da ekonomik gücünü şiddet unsuru olarak kullanmaktan çekinmemektir. 
 
Birlikte yaşayan, aynı evi paylaşan çok sayıda insanın başarılı bir iletişim gerçekleştiremediği için maalesef huzurlu ve kaliteli bir yaşam imkânı da bulunmamaktadır. Sağlıklı bir iletişimin olmadığı her ortamda çatışma ve huzursuzluk kaçınılmaz bir sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır. 
 
Aile içi şiddette bu iletişimsizliğin en çarpık sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Temelde kadın ve çocuklara yönelik aile içi şiddet eğitim ve gelir düzeyi ayrımı gözetmeksizin farklı kültür ve toplumlarda ortaya çıkmaktadır. Özellikle az gelişmiş ülkelerde yoğun ve yaygın görülmekle birlikte, gelişmekte olan ya da gelişmiş ülkelerde de sıkça karşılaşılan bir sorun niteliğindedir. 
 
Aile içi şiddete maruz kalan kadınlar, eşleri, babaları ya da erkek kardeşleri tarafından uygulanan şiddete maruz kalmaktadırlar. Şiddetin boyutu olaya göre değişmekle birlikte hakaret, küçük düşürme ve dayaktan başlayıp vahşice öldürülmeye kadar çıkmaktadır. 
 
Gelişen dünyanın kadının bir birey olarak kabulünü her ne kadar hukuki olarak tanısa da henüz fiili olarak kadın tam ve bağımsız bir birey olarak kabul edilmemiştir. Çeşitli yasal düzenlemeler ile bu konuda ki eksikliklerin ve mağduriyetin önüne geçilmeye çalışılmaktadır.
 
Ekonomik ve sosyal bir birey olarak var olabilmesinin ahlaki ve örfi temelleri fiiliyata henüz oluşmayan kadının, hukuken korunmaya muhtaç olduğu bir gerçektir.
 
 Bu kapsamda yapılan en önemli çalışmanın 11 Mayıs 2011 tarihli Avrupa Konseyi Kadına Karşı ve Ev İçi Şiddetle Mücadele ve Bunun Önlenmesi Sözleşmesidir. 
 
Sözleşmenin imzalanmasını müteakip, 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun 8 Mart 2012 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda oy birliği ile kabul edilmiş ve 20 Mart 2012 tarihinde Resmi Gazete ’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 
 
6284 sayılı yeni Kanun, detaylı ve geniş kapsamlı tedbirleri düzenlemekte ve bu tedbirleri alma yetkisini hâkimin yanı sıra ilgili kolluk ve mülki amirlere de yüklemiş, böylece tedbirlerin kısa sürede alınarak daha etkin bir koruma sağlanması amaçlanmıştır.
 
BU KANUNDA YER ALAN TEDBİRLER,
Bu kanun kapsamında verilebilecek ne önemli tedbir, şiddet uygulayan eşin ya da diğer aile bireyinin yaşadığınız eve gelmesi engellenmesine ilişkindir.
 
Başka Ne Tür Tedbir Kararları verilebilir?
 
  • Mahkeme, şiddet uygulayan eş ya da aile bireyinin, 6 aya kadar evden uzaklaştırılması için tedbir karar verebilir.
  • Ayrıca, ortak ev dışında bir yerde kalıyor ya da kalmak zorunda bırakılıyorsanız, şiddet uygulayan tarafın bu eve ve iş yerinize gelmesini de engelleyebilir.
  • Bu Kanun hükümlerine göre geçici maddi yardım yapılmasına karar verilmesi hâlinde, 16 yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık net asgari ücret tutarının otuzda birine kadar günlük ödeme yapılmasına karar verebilir. (Bu ödemeler, Bakanlık bütçesine, geçici maddi yardımlar için konulan ödenekten karşılanır.) 
Mahkeme evden uzaklaştırma tedbirinin yanı sıra, şiddet uygulayan eşin ya da diğer aile bireyinin;
 
  • Size, çocuklarınıza ve diğer aile bireylerine karşı şiddete ve korkuya yönelik söz ve davranışlarda bulunmamasını,
  • Sizin ve çocuklarınızın eşyalarına zarar vermemesini,
  • Telefon, ya da internet vs. iletişim vasıtalarıyla sizi rahatsız etmemesini,
  • Varsa silahın elinden alınmasını,
  • Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurmasını,
Sağlayıcı tedbirlerle karar verebilir.
 
Aile içi şiddet,
 
  • Fiziksel şiddet,
  • Psikolojik şiddet,
  • Cinsel şiddet,
  • Ekonomik şiddet
Olmak üzere 4 ana başlıkta değerlendirilmektedir. Her hangi bir türde şiddete maruz kalınması durumunda ya da maruz kalınma riski ortaya çıktığında, başvurulacak kurum ve kuruluşlar;
 
  • Cumhuriyet savcılıkları,
  • Polis ve Jandarma merkezleri,
  • Baroların kadın dayanışma komisyonları ve adli yardım kurulları
  • Alo 183 Aile, Kadın, Çocuk ve Özürlü sosyal hizmet danışma hattı
  • Kadın sivil toplum kuruluşları ( Mor çatı Vb…)
  • İl Sosyal Hizmet Müdürlükleri
  • Belediyelere ait kadın dayanışma merkezleri.
Aile içi şiddetin bir an önce engellenmesi ya da en azından gelişmiş ülkeler düzeyine indirilmesi dileğiyle,
 
Av. Tamer Kulaçoğlu