"Pes etmeyin spor yapın"

Tip 1 hastası olmasına rağmen, basketbolu bırakmayan Alper Saruhan, Dünya Diyabet Gününde önemli mesajlar verdi.

14.11.2017 Salı Güncelleme : 14.11.2017-2:30 Salı
 
ERKAN AYRAÇ - RÖPORTAJ
 
İlk olarak 26 yaşında diyabet hastası olduğunu öğrenen tecrübeli basketbolcu, “Birçok insan ‘basketbolu bırak’ dedi. Ancak ben savaşmayı seçtim. Basketbol olur, voleybol olur, yüzme olur herkesin hareket etmesi spor yapması lazım” dedi.
 
Birçok kulübün formasını giydikten sonra ‘ben de ayrı bir yeri var’ dediği Trabzonspor’a geri dönen Alper Saruhan, Dünya Diyabet Günü’nde, TİP 1 hastası olmasına rağmen nasıl sporu bırakmadığını anlattı.
 
Basketbola nasıl başladın, basketbol olmasaydı hayatın nasıl şekillenirdi?
Ankaralı olmak, spor salonlarında büyümek demek. Bunun yanına uzun boylu bir çocuk olmam eklenince, ailem ve çevrem beni basketbol oynamaya teşvik etti. Tekelspor’da başlayan profesyonel hayatım, Oyak Renault, Pınar Karşıyaka, Türk Telekom, Uşak Sportif, Trabzon ve Sakarya takımlarında devam etti. Bu sezon tekrar bende yeri olan Trabzon’a döndüm. Basketbol olmasaydı hayatım renksiz olurdu sanırım. Çünkü basketbolun içinde kendimden farklı özellikleri buluyorum. Bazen hırs, bazen hüzün, arkadaşlık, takımdaşlık, paylaşım özellikle de mücadele. Bunları basketbol sahasına çıktığımda her dakika yaşadığım için, o olmadan renklerini kaybetmiş bir hayat yaşayabilirdim.
Diyabet ile savaşıyorsun, şekerin dışında ilacın basketbol. Bu hastalığa rağmen mücadele edip örnek oluyorsun, bize savaşını ve tavsiyelerini anlatır mısın?
 
 
‘Ön yargıları kırdım’
Ben, 26 yaşında Oyak Renault takımında oynarken yaptırdığım incelemeler sonucunda Tip 1 diyabet olduğumu öğrendim. Belki birçok sporcu için böyle bir teşhis ile karşılaşmak, her şeyi bir kenara bırakıp sahalara veda etmek anlamına gelebilirdi. Ama ben savaşmayı ve mücadele etmeyi tercih ettim. Öncelikle kendimin bununla başa çıkması gerektiğini kendime inandırdım. Birçok insan bana ‘yaptığın sporu bırak’ dedi. Ama ben üzerine gidip, araştırdım, öğrendim ve basketbol ile beraber yaşayacağım hayatın bana negatif değil, pozitif bir katkı sağlayacağını belirledim. Bir anlamda, teşhis konulduğu ilk zamanlarda vazgeçmek yerine ön yargıları kırıp, doğru bir tedavi ve doktor ekibi ile beraber hem kariyerime hem de yaşantıma kontrollü bir şekilde devam etmeye karar verdim.
 
 
 
‘Asla pes etmeyin’
Basketbol ve diyabet ile ilgili vermek istediğin bir mesaj var mı?
Mesaj değil ancak önerim var. Basketbol olur, voleybol olur, yüzme olur ana noktada herkesin profesyonel olması gerekli değil, yeter ki hareket etsinler, spor yapsınlar. Spor bir denge aracıdır. Günlük egzersizler, hafif koşular bile vücudunuzun dengeye gelmesine yardımcı olur. Diyabet denince en önemli karşılığı dengenizi korumak. O yüzden bazen aileler, bu hastalığa yakalanmış çocuklarına ‘aman yapma sıkıntı olmasın’ diyerek onların yaşam standartlarını düşürmek yerine, doğru ve kontrollü bir şekilde yapmaları için teşvik olmalıdır.
 
Bazı röportajlarında diyabet için bir canavar diyorsun. Bir canavarla yaşamak ve ona karşı pes etmemenin formülü nedir?
Önyargıları kırmak. Canavar benim için zamanla yeni bir kavrama döndü; Arkadaş. Diyabetle arkadaş olup, iyi geçinirsem pozitif sonuçlar aldığımı gördüm. O canavara karşı öncelikle bir şeker kahraman oluşturmaya çalıştım. Sosyal medyamda #sugarman etiketi ile paylaşımlarımı yaparken esasında o canavara karşı, kahraman olarak kendimi konumlandırıyorum. Bu bir sorumluluk çünkü beni takip eden, örnek alan bu hastalıkla yaşayan birçok genç var. Onlara esasında pes etmeyin, standart yaşamınıza aynen devam edin, yeter ki kontrollerinizi ihmal etmeyin, sizi güçsüz bırakacak sözlere kulak asmayın demeye çalışıyorum.
 
 
‘Finali hayalimde tekrar oynuyorum’
Aklına ilk gelen; unutamadığın ve tekrar oynamak istediğin maç hangisi?
Tabii ki Trabzonspor ile kaptanlığını yaptığım Eurochallange senesi. Son saniye basketiyle şampiyonluğu kaçırmıştık. Trabzon’da ev sahibiydik ve binlerce taraftarımız o maça gelmişti. Avrupa ikincisi olduk ama bazı akşamlar hâlâ hayalimde oynarım o maçı ve kazandığımızı tekrar tekrar görürüm.
 
‘Değişik bir ilk 5’
Dünya’da en çok beğendiğin basketbolcular kimler? Bize bir ilk 5 oluşturur musun?
Bir basketbolcunun en sevdiği soru. Seve seve oluştururum. Benim için basketbola bakış açısı farklıdır, değişik isimlere hazır olun. Luka Doncic, Dmitrii Kulagin, Giannis Antetokounmpo, Yorgo Printzeis, Kristaps Porzingis...
 
 
 
 ‘Zupan farklıydı’ 
Kariyerin boyunca yaşadığın ilginç bir olay var mı?
Kariyerimdeki en ilginç olay Sloven Milli basketbolcu Miha Zupan ile aynı takımda oynamak. Tıpkı benim gibi, onu da özel kılan bir durumu var. Paralimpik bir sporcu ve işitme problemi var. İkimizinde kronik birer rahatsızlığı olmasına rağmen aynı takımda oynadık. Onunla her anımız unutulmaz ve eğlenceliydi.
 
 
 
 
 
 
 
SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ