Psikolojiniz Sizi Cinsel İlişkiden Uzaklaştırabilir!

13.04.2018 Cuma
Sertleşme bozukluğu kişinin sürekli olarak ve yenileyici biçimde yeterli bir sertleşme sağlayamama ya da cinsel etkinlik bitene kadar sertliğini koruyamamasıdır.
 
Sertleşme bozukluğu cinsel sorunlarda erken boşalmanın ardından 2. sıradadır. Erkeklerin %50-60’ında sertleşme sorunu vardır. Bu oran 50 yaşından sonra giderek artmaktadır. 2025 yılında tüm dünyadaki sertleşme bozukluğu olan erkeklerin sayısı 330 milyon olarak öngörülüyor. Hiçbir sağlık sorunu olmayan erkeklerin %15’inde sertleşme sorunu ortaya çıkabilir. Sertleşme sorunu için araştırma yapılırken kişilerin %20’sinde ciddi başka bir hastalık saptanıyor.
 
Sertleşme Bozukluğu Birçok Faktöre Bağlı Olabilir 
Sertleşme sorunu olan erkeklerin %30’u 2 yıl içinde kalp krizi geçiriyor. Sertleşme sorunu olan erkeklerin sadece %10’u tedavi için doktora başvuruyor. Hastaların %70’i utanma ve çekinme nedeniyle tedaviye başvurmuyor. Yine hastaların yaklaşık %75’i bu durumun hastalık değil de yaşlılığın bir göstergesi olarak görüyor ve tedaviyi reddediyor. Kontrolsüz şeker hastalığı olanların %50’sinde sertleşme bozukluğu var. Kontrol altında şeker hastalığı olanların %20’sinde sertleşme bozukluğu görülüyor.
 
Sertleşme üç şekilde olabilir:
• Cinsel uyaranların (görsel, işitsel, koku, düşler) etkisi ile olan psikojenik ya da doğal ereksiyon. 
• Cinsel haz bölgelerine (penis, meme başı, anal bölge vs.) dokunulması ile olan refleks ya da kendiliğinden ereksiyon. 
• Son olarak gece uykumuzun en derin kısmında oluşan nokturnal ya da gece ereksiyonları.
 
Organik (fizyolojik) nedenlere bağlı sertleşme bozukluğu; damarsal, sinirsel, hormonal, ilaçlar ve penil hastalıklara bağlı olabilir. Damarsal nedenlerin başında kalp-damar ve şeker hastalıkları gelir. Bu gruptaki hastalarda sertleşme bozukluğu görülebilme ihtimali sağlıklı kişilere göre 3-4 kata daha fazladır. Sigara, alkol, şişmanlık ve stres bu oranları daha da artırabilir.
 
Özgüven Eksikliği Sertleşme Bozukluğuna Yol Açıyor 
Sinirsel nedenlerin başında kazalar ya da travmalar gelir. Beyin veya bel sinirlerin hasarlarında sertleşme bozukluğu olabilir. Bunun dışında prostat kanseri ameliyatlarından sonra penise giden sinirlerin zedelenmesine bağlı oluşabilir. Sinir hasarlarının bir çoğu maalesef geri dönüşümlü değildir. Hormonal nedenler arasında en sık karşılaşılan yaşlanmaya bağlı testesteron azalmasıdır. Yine annede süt hormonu olarak bilinen prolaktin hormonunun fazlalığı sertleşme bozukluğuna neden olabilir.
 
Antipsikotik ve bazı tansiyon ilaçları sertleşmeyi azaltabilir. Özellikle epilepsi hastaların kullandığı ilaçların sertleşme üzerinde olumsuz etkileri vardır. Penil hastalıklar arasında travmalar ve peyronie sayılabilir. Peyronie hastalığı penisin sertleşen kısımlarında kireçlenme olması şeklinde basitçe tarif edilebilir. Peyronie’de sadece sertleşme kaybı değil aynı zamanda penis eğriliği, penis kısalması ve penis ağrısı sıklıkla görülebilir. Penis kırıklarından sonra sertleşme bozukluğu görülebilir.
 
Psikojenik sebepler arasında depresyon, performans anksiyetesi, özgüven eksikliği, partner ile ilgili çatışmalar, sosyal sorunlar, stres ve aşırı kaygı sayılabilir.
 
Örneğin cinsel yolla bulaşan hastalıklardan dolayı aşırı kaygı duyan bir kişi sağlıklı bir sertleşme sağlayamayabilir. Depresyonda olan kişilerde cinsel istek azlığı nedeniyle yeterince sertleşme sağlayamaz. Kanımca günümüz dünyasında erkeklerin en büyük sorunu performans anksiyetesi. ‘Acaba partnerimi mutlu edebilecek miyim, acaba penisim yeteri kadar büyük mü, acaba erken mi boşalacağım?’ gibi endişeler ile ilişkiye başlamak ciddi bir anksiyete yarattığı için sertleşme kayıplarına yol açabilir. Bu ise kişiyi cinsel ilişkiden soğutabilir. 
 
Acaba Tekrarlar mı? 
Sertleşme bozukluğuna organik (fizyolojik) nedenler, psikojenik nedenler ya da karma (organik ve psikojenik beraber) nedenler yol açabilir. Bugün en çok kabul edilen ve benimde benimsediğim tip karma olan tiptir. Çünkü kişiler fizyolojik olsun psikojenik olsun bir kez başarısız olduğunda hemen korku fantezileri geliştirerek ‘acaba tekrarlar mı?' sorusunu sıklıkla kendine sormaya başlar. Bu nedenle her fizyolojik sertleşme bozukluğunun altında az ya da çok psikolojik nedenler yatar. Buna en büyük örnek aynı dozda, aynı sertleşme ilacı kullanımda sertleşmenin bazen olup bazen olmaması gösterilebilir. Sonuç olarak organik sebepler tedavi edilirken psikojenik nedenler de göz ardı edilmemelidir.
 
Sertleşme bozukluğu olan hastalar üroloji uzmanına başvurduğunda tüm bu  sebepler tek tek gözden geçirilir ve bu bilgiler hastaların söyledikleri ile harmanlanarak önce bir tanıya sonra uygun bir tedaviye karar verilir. Örneğin uygun zaman, uygun yer ve uygun kişi ile yapılan cinsel eylemde sertleşme bozukluğu var ise bu daha çok organik (fizyolojik) olabilirken,  partner ile olamayan ama mastürbasyon ile olabilen bir sertlik var ise bu daha çok psikojenik olabilir. Bu ve bunun gibi daha bir çok ayrıştırma muayene sırasında yapılır.
 
Op. Dr. Berk Karataş
Üroloji Uzmanı