Şansal Büyüka

Şansal Büyüka

sansal.buyuka@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Önce sağlık... Fernandao’ya büyük geçmiş olsun diyerek ve acil şifalar dileyerek yazıya başlayalım... Çarşamba akşamı otuzlu yaşlarda bir vatandaş yanıma yaklaştı... “Benim adım Muhammed” dedi. “İyi bir Fenerbahçeliyim... 15 yaşındaki kızıma harcadığım kadar parayı Fenerbahçe‘ye de harcıyorum... Benim suçum ne?” diye sordu...

Açıkçası şaşırdım... Fenerbahçelinin mutsuzluğu için elli türlü şey duymuştum ama “Benim suçum ne?“ diye sorana ilk kez rastladım... Elbette Muhammed’in, Muhammed gibi on binlerin, yüz binlerin suçu yok ama ciddi bir şanssızlıkları var... Fenerbahçe’de futbol şubesini, futbolu çok iyi bildiğini sananlar yönetiyor... Sonuçlar ortada, hayal kırıklıklarına her yıl bir yenisi ekleniyor... Bunların tamamı raslantı olabilir mi? Demek ki yıllardır transfer dahil, hoca tercihleri dahil, çoğu iş yanlış yapılıyor ki Fenerbahçe seyircisinin payına yine hüsran düşüyor...

Haberin Devamı

Fenerbahçe seyircisi zaten çok uzun süredir tribünleri terketmişti... Konya maçında bu sayının 10 binin altına düşmesi, o mutsuzluğun en açık belgesi değil mi? Kadıköy’e gelirken elleri ayakları titreyenler, renkleri sararanlar, şimdilerde “puan cennetine gidiyoruz” diye o titreyen ellerini avuçlarını bu defa oğuşturarak geliyorlar. Fenerbahçe artık ürkütmüyor, korkutmuyor. Alışılmış ezici ağırlığını asla sahaya yansıtamıyor.

Konya maçında da futbolun güzellikleri genellikle misafir takımdan geldi. İlk golde Bajiç aldı - verdi - aldı - vurdu ve her adımında kendisinin olduğu mükemmel bir gol attı. İkinci goldeki vuruşunu, bırakın Fabiano’yu, dünyanın en iyi kalecilerinden biri sayılan Buffon bile çıkaramazdı. Ancak Konyaspor neyi var, neyi yok sanki hepsini ilk yarıda harcadı. Son yarım saatte Bajiç‘in, Miloseviç‘in, Hacıahmetoviç‘in adım atacak hali kalmayınca Konyaspor ilerde top tutamadı ve Fenerbahçe ezici bir baskı kurdu. Musa’nın dönüp vurduğu ve gol olan şutu elbette Fenerbahçe adına, futbol adına ender güzelliklerden biriydi. Aatıf’ın direkten dönen şutu da öyle...

Açıkçası Aykut Hoca‘yı merak ettim. Kendi takımı ile birlikte gelecek yıl başına geçeceği Fenerbahçe‘yi izlerken ne düşündü acaba? “Bu takım adam olur mu, bu takım ayağa kalkar mı?“ diye mutlaka aklından geçirmiş olmalı. Aykut Hoca için bir yanda Konya galibiyeti ile gelen sevinç, diğer yanda çalıştıracağı Fenerbahçe’nin kötü görüntüsü, boş tribünler, karamsarlık, dertler yumağı...

Haberin Devamı

Muhammed ve Muhammed gibiler “Benim suçum ne?” diye soruyorlar, oysa bu soruyu kendilerine sormaları gerekenler Muhammedler değil, Fenerbahçe futbol şubesini yönetenler. Üstelik yanlış yönettiklerini kabul etmedikleri için, her başarısızlığı başka adrese fatura ettikleri için “Benim suçum ne?“ diye kendilerine sormuyorlar, sorma ihtiyacını hissetmiyorlar. Aslında işin gerçeği ve en büyük sorun bu.