Savcı, Kara Harp Okulu kursiyerlerine müebbet istedi

FETÖ'nün darbe girişimine katıldığı belirlenen 156'sı Kara Harp Okulu kursiyeri, 8'i rütbeli 164 sanığın Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı davada, duruşma savcısı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Tüm sanıkların, eylemlerine uyan "anayasayı ihlal" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verilmesi istendi.

12.10.2017 Perşembe Güncelleme : 12.10.2017-19:02 Perşembe

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe  girişimi sırasında Kara Harp Okulunda yaşanan eylemlere ilişkin, aralarında  kursiyer ve rütbelilerin de bulunduğu 164 sanığın yargılandığı davada, duruşma  savcısı esas hakkındaki mütalaasını sundu. 

 Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları  Kampüsü'ndeki mahkeme salonunda görülen duruşmaya sanıklar, müştekiler, yakınları  ile avukatlar katıldı. Sanıklar ve avukatlarının taleplerinin alınmasının ardından ara kararı  okuyan Mahkeme Başkanı Oğuz Dik, kovuşturmanın genişletilmesi taleplerinin,  dosyanın geldiği aşama ve davaya katkı sağlamayacağı gerekçesiyle reddine karar  verildiğini açıkladı.

  Savcının mahkemeye sunduğu esas hakkındaki mütalaada, 1970'li  yıllardan bu yana faaliyet gösteren FETÖ'nün, 7 Şubat 2012'de MİT müşteşarını  gözaltına alıp tutuklamayı amaçladığı, buradan da iltisak bağı kurup hükümete  yönelik ilk başkaldırıyı denediği, daha da güçlendiğine inanarak, 17-25 Aralık  2013'te hukuk yolunu kılıf olarak kullanıp meşru hükümeti devirmeye çalıştığı  anlatıldı. Örgütün, bunu başaramayınca da Silahlı Kuvvetler içine sızdırdığı  "subay" kılıklı örgüt militanları ile 15 Temmuz 2016'da meşru hükümeti yıkmaya  çalıştığı belirtilen mütalaada, örgütün darbe girişimindeki bağına ilişkin  bilgilere de yer verildi.

 Çoğunluğu astsubaylıktan subaylığa geçen sanık kursiyerlerin, Kara  Harp Okulundan Genelkurmay Karargahı'na geliş sürecinin anlatıldığı mütalaada,  helikopterlerle getirilen kursiyerlerin, gruplar halinde çevre güvenliğinde  görevlendirildiği, sivil halkın karargaha girmesini önlemek ve içerideki askeri  darbeyi yöneten güruhun güvenliğini sağlamak için de karargah  çevresine sevk  edildiği kaydedildi.

Mütalaada, her kursiyere bir miktar mühimmat verildiği, belli  aralıklarla karargah çevresine dizilen kursiyerlerin başına da rütbeli askeri  personelin geçtiği, zaman zaman özel kuvvetlerden gelen ve darbeci diğer rütbeli  askerlerin de onlara emir verdiği bildirildi.

DARBEYİ BİLİYORDU

Tanıkların mahkeme huzurunda, okulda darbe yapıldığının, sıkı yönetim  ilan edildiğinin saat 22.00-23.00 sıralarında toplandıkları zaman bir albay  tarafından ilan edildiğini söyledikleri aktarılan mütalaada, bu nedenle  kursiyerlerin Kara Harp Okulunda bulundukları sırada askeri darbenin başladığını  bildiklerinin anlaşıldığı tespitine yer verildi.

Ayrıca dışarısı ile irtibat halinde olan sanıkların, yakınlarıyla  haberleşerek, darbeyi öğrendikleri aktarılan mütalaada, sanıkların mahkemedeki  savunmalarında, "iletişim imkanlarının bulunmaması, şarjlarının bitmiş olması  gerekçesiyle darbeden haberdar olmadıklarını ve güvenli bir yere  götürüldükleri"ni söyledikleri hatırlatıldı. Mütalaada, buna rağmen söz konusu  iletişim çağında bu savunmaların hayatın olağan akışına uygun olmadığı kanısına  varıldığı ifade edildi.

Mütalaada, tanık anlatımları karşısında, suçtan kurtulmaya yönelik bu  beyanlara itibar edilmemesi gerektiği, bilerek ve isteyerek darbenin  yapıldığından haberdar olmalarına rağmen halk tarafından etrafı sarılmış ve  darbecilerin etkisiz hale getirilmesine yönelik vatandaşların eylemlerine mani  olmak için destek kuvvet olarak Genelkurmay'a gittikleri tespiti yapıldı.

 Askeri darbenin başarılı olmaması üzerine kursiyerlerin ifadelerinde,  "askeri darbe olduğunu bilmediklerini, karargahı savunmak için getirildiklerini,  kandırıldıklarını sabah öğrendiklerini" söyleyerek suçtan kurtulmaya  çalıştıklarına işaret edilen mütalaada, kursiyerlerin kandırılarak karargaha  getirildikleri iddiasının doğru olmadığı bildirildi. Bazı kursiyer sanıkların ise karargaha terör saldırısı olduğunun  söylendiğini savundukları ancak bu tür olaylarda yetki ve görevleri olmadığına  yer verilen mütalaada, "İddia ettikleri gibi bir terör saldırısı olsa dahi  kursiyer sanıkların bulundukları pozisyon itibarıyla bu tür görevlerde  kullanılmayacaklarını bilmeleri gerektiği açıktır." değerlendirmesinde bulunuldu.

 Mütalaada, sanıklardan Erdoğan Kurt'un, Siirt'te görev yaptığı, 6  aydır da İstanbul Harp Akademisinde kursiyer öğrenci olduğu, darbeden haberdar  olup örgüt tarafından illegal şekilde görevlendirilmesi üzerine daha önce görev  yaptığı Harp Okuluna gelerek darbe faaliyetlerine katıldığı anlatıldı. Nizamiyelerden darbeci olmayan subayların geçişine izin verilmediği,  sanığın sivil olmasına rağmen kolaylıkla nizamiyelerden geçiş yaptığı ve darbenin  gerçekleşmesi için kursiyerleri Genelkurmay'a sevk ve idare ettiği kaydedilen  mütalaada, Kurt'un, yetkisiz olduğu halde Kara Harp Okulunun, darbecilerin  kontrolünde olması için emir ve talimatlar verdiği kaydedildi.

  GÖNÜLÜL OLARAK HELİKOPTERE BİNDİLER

 Sanıklardan 36'sının örgütün gizli haberleşme sistemi ByLock  kullanıcısı olduklarının da tespit edildiği aktarılan esas hakkındaki mütalaada,  şu bilgilere yer verildi:"Bütün sanıkların kandırıldıklarını iddia ettiği ancak başından beri  askeri bir darbe olduğunu bildikleri, gönüllü olarak helikopterlere binerek  silahlı şekilde geldikleri, askeri darbe yapıldığını bilerek mensubu oldukları  örgütün askeri darbesinin başarılı olması için ellerinden gelen gayreti  gösterdikleri, darbeciler tarafından karargaha müdahale eden sivillerin şehit  edildiklerini gördükleri, şehitleri taşıdıkları, meşru bir olayın içinde  olmadıklarını bildikleri halde darbe faaliyetlerine devam ettikleri, askeri bir  darbe olduğunu bilerek nöbet tuttukları, sivil halka ateş açıp korkuttukları,  bina içinde öldürmek için sivil aradıkları, şehit edilen sivillerin naaşlarını  sürükleyip taşıyarak karargah dışına attıkları, darbe olduğunu bilmelerine rağmen  aynı yerde saatlerce kaldıkları, silahlı olarak karargahta destek sağlayıp  karargahın sivil halkın eline geçmemesi için katkı sağladıkları, saatlerce  darbenin başarıya ulaşması için destek verdikleri, sabaha doğru darbenin  başarısız olduğunu anlayınca bu durumdan kurtulmak için çeşitli manevralar  yaptıkları, kendilerini er olarak tanıtmak için kursiyer olduklarını gösteren  alametleri ve rütbeleri üzerlerinden attıkları ve polise teslim oldukları  anlaşılmıştır."

 Mütalaada, tüm sanıkların, eylemlerine uyan "Anayasa'yı ihlal"  suçundan ağırlaştırılmış müebbetle cezalandırılmalarına karar verilmesi istendi.  Siirt'te görevli olmasına rağmen darbe girişiminin yaşandığı gece  Genelkurmay Karargahı'nda yakalanan sanık eski Albay Erdoğan Kurt'a ayrıca  "askeri komutanlıkların gasbı" suçundan müebbet hapis cezası verilmesi talep  edildi.  Sanıklara esas hakkındaki savunmaları için süre verilen duruşma, 15  Ocak-9 Şubat 2018'e ertelendi.

SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ