Cemal Ersen

Cemal Ersen

cersen@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Sene 1993. Aylardan mayıs. Tüm dünyanın gözüne perde inen Bosna savaşı yaşanıyor. Binlerce çocuk ve insan katliama uğruyor.
Türkiye askeri yardımlarının dışında bir hamle daha yapıyor. Amaç, Bosna’daki sporcuları tahliye etmek.
Niye seçildiğimi hâlâ bilmiyorum. Gururla söylüyorum dedem Sarayova’lı idi, o topraklara gitmek gurur verdi bana.
Milliyet gazetesinden ben, Hürriyet’ten meslektaşım Serdar Uluer, operasyona tanıklık için davet ediliyoruz.
Sabaha karşı Esenboğa havaalanındayız. Yanımızda sadece fotoğraf makineleri ve kişisel eşyalarımız var.
Kimliklerimiz sorgulanıyor, üzerimize çelik yelekler giydiriliyor, kurşun geçirmez miğferler veriliyor ve 200 kişiyi alabilecek askeri kargo uçağına biniyoruz.
Yaklaşık 3 saat süren bir yolculuktan sonra Bosna havaalanına iniyoruz. İstihbarata göre, bir saat sonra aralarında yaralı da olan 150 civarında sporcuyu alıp, Türkiye’ye döneceğiz.

Haberin Devamı

Can güvenliğimiz için dışarı çıkmamıza izin verilmiyor. Sadece kuyruk kapısı açılıyor ve hasarlı alanın fotoğraflarını çekiyoruz.
Bir süre sonra rütbeli subay yanımıza gelip “hadi gidiyoruz” diyor.

Savaş yol keser!
“Neden, sporcular nerede?” sorusunu yöneltiyoruz.
“Sırplar yolu kesmiş, kafileye izin vermemişler, dönmeliyiz” karşılığını veriyor.
Büyük bir hayal kırıklığı. Habercilik batsın, cehennemden çıkarılacak canlara ulaşamamanın üzüntüsü alıyor Serdar ve beni.
Çok uçak yolculuğu yaptım. Lakin böyle bir kalkış görmedim.
Komutan “kemerlerinizi sıkı bağlayın, gidiyoruz” dediğinde anlamamıştım.
Koca makine birkaç yüz metre hız aldıktan sonra burnunu dikip havalandığında tir-tir titrediğimi anımsıyorum.
Yarım saat sonra yanımıza geldi bizi yatıştırmaya çalışan rütbeli; “Böyle çıkmak zorunda idik, Sırp füzelerinden korunmak için zor bir manevra yaptık.”

Helal olsun Ağaoğlu’na
Aradan 20 yıl geçti. Savaş; kan demek, gözyaşı ve acı demek. Masumların ölümü demek.
Şimdi aynı dram Ukrayna’da yaşanıyor. Sebebi kimse, lanet olsun hepsine.
Dün akşam Trabzon’a bir uçak indi. Ukrayna’da yaşayan 155 altyapı sporcusu, savaş batağından çıkarıp ülkemize kavuştu.
Talep Ukrayna federasyonundan geldi, Kulüpler Birliği anında olumlu yanıt verdi. Önce otobüslerle Polonya’ya taşındılar, sonra özel bir havayolu şirketi ile Türkiye’ye geldiler.

Haberin Devamı

Trabzonspor Kulübü Başkanı Ahmet Ağaoğlu’nu selamlıyorum. Operasyonda büyük emeği var. Soluksuz bir senaryonun metin yazarı oldu.
Ayrıca Ukrayna büyükelçimiz ve kardeşlerimizi sahiplenen kulüplere de teşekkürler.
Biliyor musunuz? Biz yüreği, vicdanı büyük bir ulusuz. Yeter ki mazlum olsunlar, sığınmacı değil!
Bosna’dan Kiev’e uzanan bir hikaye paylaştım sizinle!
Umarım bir gün içinde “şiddet” sözcüğü geçmeyen güzel anıları da dile getiririm...

Korkuyorlar idi!

“Pırlantadan alınmayan vergi kitaptan alınıyordu. Çünkü pırlanta alandan değil, kitap okuyandan korkuyorlardı.” Emile Zola

Tahkim “talimat” alır mı?

Atanmış ne demek?
Bir görevi yerine getirmek için tayin edilmiş demek.
Ya seçilmiş?
İyi ve yetkin olanların hak ettikleri mevkilere gelmesi diyor sözlük. Bağımsız hareket eder ve liyakata özen gösterirler.
Türkiye Futbol Federasyonu bünyesindeki kurulların durumu ne?
Başta Tahkim, Disiplin ve Merkez Hakem Kurulu olmak üzere atanmışlar. Dolayısıyla bağımsız değiller.
12 hakem ve 3 gözlemcinin aforoz edilmesi operasyonu, geçen hafta Tahkim Kurulu’ndan döndü.
Peki, operasyonun tekerine çomak sokan, TFF’nin “atanmış” kurulu, bu adaletsizliğe nasıl karşı durdu? Bu gücü nasıl buldu?
Atanmışlar her vakit itaat edecek diye bir kural yok. Bazen öyle faktörler devreye girer ki, atayanların hükmü kalmaz!
Ne ilginçtir, yıllardır hakemlerden şikayet edenler bir anda “hakemci” oluverdi.
Hatta o kadar oldu ki, Tahkim Kurulu’nun bile kimyası bozuldu!
Kimse masal anlatmasın. Türk futbolunda hakemler üzerinden bir güç savaşı vardı, dozu arttı.
Aklanan isimler de umutlanmasın. Bu MHK, ikinci bir “emire” kadar onlara görev vermeyecek! Savaşın kaybedeni, tepeden tırnağa hakem camiasıdır.
Cüneyt hocaya İsviçre’den teklif gelmiş. Ne âlâ. TFF ve MHK izin vermez ise nereye gidecek?
Oysa giden gitmiş, biten bitmiştir!

Haberin Devamı

Bu kadar erteleme yeter!

Rizespor yenilgisinden sonra Trabzonspor Teknik Direktörü Abdullah Avcı şampiyonluğa işaret ederek, “bir hafta erteledik” demişti.
Bu kadar puan farkının verdiği özgüvenle ne söyleyecekti ki? Yarın Beşiktaş maçı var. Bordo-mavili ekibin aldığı krediyi doğru kullanması gerek. Tamam; futbolda her sonuç kabul görür. Ancak, Trabzonspor yarın kaybederse “psikolojisi” bozulur. Bünye kaldıramaz. Panik başlar. Geçmişteki acı deneyimler konuşulur.
Trabzonspor camiası 38 yıllık özlemden söz etmiyor. 2010-11 sezonunda uğradığı haksızlığa işaret ederek, çifte şampiyonluğu kutlama hazırlığı yapıyor. Bozmayın ağzının tadını!