Stil İkonu: Prenses Diana

11.10.2018 Perşembe
Öldükten sonra bile etkileri günümüzde hala hissedilen ikon prenses Diana’yı tanıyalım. 
 
Prenses Diana bir diğer ismiyle Diana Spencer soylu bir aileden geliyordu ve ailesi sebebiyle kraliyet ailesiyle hep bir yakınlık içerisinde oldu.
 
1 Temmuz 1961 yılında kraliçenin özel mülklerinden biri olan Sandringham’da dünyaya geldi ve çocukluk yıllarını da orada geçirdi. Diana’nın babasının bir dönem kraliyet ailesi için çalıştığı da söyleniyor. Annesi, Diana henüz küçükken onları terk etmiş bu nedenle Diana içine kapanık bir çocukluk geçirmiş.
 
Diana, küçükken teyzesinin peri masalı kitaplarını okuyup ondan çok etkilendiği için öğrenim hayatı boyunca hayatına hiç kimseyi sokmamış, önemli biriyle evleneceğinden emin olduğu için kendisini ona saklamak istemiş.
 
Prens Charles’ın, Diana’dan önce kız kardeşi Sarah Spencer ile ilişkisi vardı bu sayede Diana ile tanıştı. İlk tanıştıklarında Charles 28, Diana ise 16 yaşındaydı. Diana o dönemde bir anaokulunda öğretmenlik yapıyordu. Prens Charles, Diana ile yalnızca 13 kez görüştükten sonra ona evlenme teklifi etti.
 
Medyanın tüm ilgisi bir anda Diana’nın üstüne çevrildi, her yerde onu takip etmeye başladılar. Düğün tarihi yaklaşırken Prens Charles’ın eski sevgilisi Camilla’ya altın bir bilezik hediye aldığını öğrenen Diana, Charles ile evlenmenin iyi bir fikir olduğuna dair şüpheler duymaya başlamış ve bu durumu kız kardeşiyle paylaşmıştı, düğün bir an önce olsun ve tüm bu şüpheleri sona ersin istiyordu.
 
Prenses Diana’nın tasarımcısı düğünden önce gelinliğinin medyaya sızmaması için farklı tonlarda farklı kumaşlar sipariş etmiş böylelikle kimse asla nasıl bir gelinlik olacağını tahmin edememişti. Rüya gibi bir gelinlikti, metrelerce uzanan kuyruğu, kabarık eteğiyle İngiltere’nin peri masalı yaşanmıştı. Ancak işler hiç de göründüğü gibi değildi. Balayına çıktıklarında Charles, Camilla’nın ona hediye ettiği kol düğmelerini takmış, Diana’nın kilolarıyla dalga geçmişti ve bu Diana’yı yıkmıştı. Henüz ergenlikten çıkmış olan Diana, blumia hastalığına yakalandı.
 
Medyanın gözü sürekli üzerindeydi, her adımı, her giydiği moda oluyordu, insanlar saçlarını onun gibi kestiriyordu. Diana medyayı nasıl yöneteceğini çok iyi biliyordu, şimdiye dek hiçbir kraliyet ailesi üyesinin yapmadığı şeyleri yapıyordu; insanlarla tokalaşıyor, sarılıyor, onları dinliyor ve konuşuyordu. 2 çocuğunu kraliyet ailesinin sıkılığına göre yetiştirmedi, her şeyden önce onların bir çocuk olduğunu asla unutmadı.
 
 
Evliliği yürümeyince kendisini çocuklarına ve hayır işlerine adadı. Daha önce dünyada konuşulması bile ayıplanan AIDS hastalığına dikkat çekti, hastalarla bir bir görüştü, Afrika’da çocukları ziyaret etti, New York’ta rahibelerle bir araya geldi. Medyanın ona olan çılgın ilgisini hassas konulara dikkat çekmek için kullandı.
 
Evlilikleri bitince bile Prenses unvanını kaybetmeyen Diana, her şeye rağmen medyaya biten evliliğiyle ilgili herhangi bir şey yansıtmamaya çalıştı ancak Prens Charles’ın Diana’yı Camilla ile aldattığını itiraf eden açıklamasından sonra buna sessiz kalmayan Diana meşhur intikam elbisesiyle medya karşısına çıktı, o zamanki stilistine milyon dolarlar gibi gözükmek istediğini söyleyen Diana Christina Stambolian  tasarımı siyah elbisesini kraliyet etkinliğinde giyerek herkesi şok etti. Muhteşem zerafetiyle, vücut hatlarını belli eden bu cesur elbise tamamen kraliyet kurallarını çiğniyordu. Ertesi gün manşetler Diana ve elbisesinden bahsediyordu. Elbisenin sadece seksi bir elbise olmadığı, Diana’nın dik duruşu ve net tavrının bir simgesi olduğu söyleniyordu. Bu elbiseyle Charles’ın açıklamalarına sessiz ve zarafetle cevap vermiş oldu.
 
 
Diana her zaman stiliyle de ön plana çıktı, zarafetinden asla ödün vermedi. Her zaman bulunduğu yerin hassasiyetine göre giyindi, pek çok mücevheri imitasyondu. Medyayı yönetirken, aynı zamanda onunla savaştı. Güneş gözlükleri, mücevherleri Diana’nın imzası haline gelmiş detaylardı.
 
Medya ona karşı hep acımasız ve doyumsuzdu, sanki onun insan olduğunu unutmuşlar ve her zaman kusursuzluk beklemeye başlamışlardı. Her yerde, her adımını takip ediyorlardı. Çocuklarıyla çıktığı kayak tatili, sevgilisinin terası, teknesi…  Her an gözetleniyordu, fotoğrafları milyonlar ediyordu. Medya onun sonunu getirdi. Paris’te paparazzilerden kaçarken trafik kazası geçirerek hayatını kaybetti. Tüm dünya yasa boğuldu, insanlar halkın prensesini kaybetmenin acısıyla medyaya saldırdı. Prenses Diana günümüzde hala etkisini kaybetmeyen ikonik bir isim.