TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI HASTA EDİYOR

10.03.2018 Cumartesi

Güncel bir araştırmanın  sonuçlarına göre artık ders aralarında öğrenciler sınıftan dışarı çıkmıyor. Teknoloji bağımlılığı kaynaklı bu durum, öğrencilerin hastalanması ve bakteriyel bir salgın riskini getiriyor

İstanbul Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nüket Sivri ekibiyle birlikte iç ortam hava kalitesinde önemli bir rol üstlenen bakterilerle ilgili bir araştırma yaptı. Hedefleri solunan havada, insandan insana hava yoluyla geçen bakterilerin ne yoğunlukta olduğunu tespit etmekti. Teneffüs zili çalar çalmaz kendilerini koridora atan bir nesil oldukları için ders aralarında, koridor gibi ortak kullanım alanlarında bakteri yoğunluğunun çok yüksek çıkacağını düşünüyorlardı. Araştırma sonuçlarıysa hiç de bekledikleri gibi değildi. Koridorlar ve hatta tuvaletler bile bakteri yoğunluğu açısından sınıflara yaklaşamamıştı. Sınıflarda ciddi bir düzeye yükselerek öğrencileri hasta eden ve salgın tehdidini beraberinde getiren yüksek bakteri yoğunluğunun altında, şaşıracak mısınız bilmem ama teknoloji bağımlılığı yatıyor.

Bakterilerin yoğun olduğu alanlar

Teknoloji bağımlılığının esir aldığı yeni nesil, ders zili çalar çalmaz telefon, tablet gibi akıllı cihazlara yöneliyor. Tuvalete gitmek gibi ciddi bir ihtiyacı söz konusu değilse de sınıftan dışarı çıkmaya tenezzül bile etmiyor. Prof. Sivri bu durumu son olarak ilkokullarda gözlemlemiş olsalar da önceki araştırmalarında üniversitelerde de benzer bir durumla karşılaştıklarını anlatıyor. Bu da dersliklerde bakteri yoğunluğunun ciddi şekilde yükselmesine yol açıyor. Dersliklerden sonra bakterilerin en yoğun olduğu alansa yeterince havalandırılmayan kantinler… Sivri ve ekibi, üniversitelerde iç ortam hava kalitesini araştırırken vakıf üniversiteleriyle devlet üniversitelerini de karşılaştırmış. Yeni ve havalı binaları olan vakıf üniversiteleri iç ortam hava kalitesi açısından sınıfta kalmış. Nedenini sorduğumda, Sivri vakıf üniversitelerinde yerin üç-dört kat altında bile sınıfların olduğunu, bu sınıfların doğal şekilde havalandırılamadığını söylüyor. Doğal havalandırma bakterilerle savaşın en yıkıcı geçtiği kış döneminde özellikle önem taşıyor. Çünkü bu bakteriler soğuğu hiç sevmiyor, sıcağaysa bayılıyor.

Antibakteriyel doğal spreyler

Prof. Sivri ilköğretimdeyse özel okulların daha iyi durumda olduğunu anlatıyor. Bazı özel okullarda ders aralarında sınıfların boşaltıldığını, havalandırıldığını ve sınıfa ısırgan otu gibi çeşitli bitki ekstrelerinden hazırlanan antibakteriyel spreylerin sıkıldığını anlatıyor. “Sınıflarda klimaların kullanılması da sorun yaratabiliyor” diyor. Klimaların rutin temizlik ve bakımlarının yapılmaması durumunda bakteriyi tutucu özellikleri sonucu sınıflardaki bakteri yoğunluğunun ciddi şekilde arttığını vurguluyor.

Haydi harekete geç, sosyalleş

Prof. Sivri gelişmiş ülkelerde her bir ortam için hava kalitesinin, bakteri yoğunluğunun belirli standartları ve eşik değerleri olduğunu söylüyor. Araştırmanın yapıldığı okullarımızı bu standartlarla kıyasladığımızda sınıfta kalıyoruz. Ülkemizde iç ortam hava kalitesiyle ilgili bir standardın da zaten olmadığını öğreniyoruz. Yani “Bir sınıfta sağlığınız bozulmadan eğitim almak için o ortamın hava kalitesi ne olmalı?” sorusunun cevabı olacak bir kural yok.
Bu durum üst solunum yolu enfeksiyonlarının çok hızlı bir şekilde yayılmasına yol açıyor. Çocuklar açısından
daha da büyük tehlike yaratan bu durumun bir salgını bile tetikleyebileceği konusunda uyarıyor Prof. Sivri. Haydi gençler harekete geçin. Ders arasını sanal bir dünyada geçirmek yerine arkadaşlarınızla dışarıda sosyalleşerek geçirin. Yoksa akıllı cihazlar önce aklınızı esir alacak, sonra sağlığınızı...

 

 

Yazarın Önceki Yazıları