Türkiye medyası neyi bekliyor!

07.01.2018 Pazar

Türkiye’de kadına yönelik algı ve şiddet rayından çıktı.  Türkiye medyası çözüme yönelik ses getiren proje, düzenleme ve toplumsal bilince katkı sağlayan kampanyalara öncülük etmeli…

Yıl 1984. Türkiye’de özellikle kadınların iş güvencesinden ve güvenliğinden henüz yoksun olduğu yıllar. Milliyet kadınlar için “can ve mal sigortası” kampanyası başlatır. Yer yerinden oynar, Genel Sigorta kurumsal işbirliği ile 30 bin kadın sigorta ve can güvenliğine kavuşur…

Türkiye medyasının bugüne kadar toplumsal sorunlarımıza çözüm üretmek ve ortak toplumsal bilinç yaratmak adına açtığı kampanyaları biliyor musunuz? Medyanın çeşitli kurumlarla bir araya gelerek öncülüğünü yaptığı kampanyaları…

Milliyet Gazetesi’nin arşivi bu kampanyalarla dolu… Öyle ki; Milliyet’in “Kadınlarımıza can ve mal sigortası“ kampanyasının yanı sıra  “Temiz Toplum” kampanyası, “Çürümeye son” kampanyası”  “Milliyet Tüketicinin Yanında” kampanyası,  “Baba beni okula gönder” kampanyası, “Haydi Güneydoğu’ya gidiyoruz” kampanyası, “Engelleri birlikte aşalım” kampanyası sadece benim bildiklerim… Başka gazetelerde de benzer kampanyalar düzenlendi. Hürriyet’in aile içi şiddete karşı kampanyası gibi… Kısacası Türkiye medyası; 2000’li yıllara kadar toplumsal sorunlara çözüm üretmek amacıyla düzenlediği kampanyalarla toplumsal kimliklerimizin oluşmasına da kanımca önemli bir katkı sunmuştur. 

ABD’de “süre doldu” dedi

Bugün kadına yönelik cinsel taciz, tecavüz ve çoğu ölümle sonuçlanan şiddet olayları dünyanın her yerinde ve bunun sadece azgelişmişlik ya da kültürel yapıyla ilişkisi yok. Fark; soruna nasıl çözüm ürettiğinizle ilgili. Türkiye medyası son on yıldır her yıl sayısı katlanarak artan kadın cinayetlerinin sessizce çetelesini tutarken, taciz ve tecavüz olaylarını gündemine alan Amerika medyasında durum biraz daha farklı yol almakta…

TIME dergisinin, sosyal medyada uğradıkları cinsel tacizleri anlatan kadınları “yılın kişisi” seçmesinden hemen sonra 300’den fazla oyuncu, yönetmen ve yazar; kadınlara karşı sistematik cinsel tacizle mücadele etmek için “Time’s Up” (Süre Doldu) adıyla bir kampanya başlattı.

Yapmak istedikleri şu; medyanın destek verdiği bu kampanyayla 15 milyon dolar toplamak… Bu para, iş yerlerinde cinsel istismara maruz kalan, tarım sektöründe, fabrikalarda çalışan, bakıcılık ya da garsonluk yapan ve kendini savunmak için yeterli maddi kaynağı bulunmayan insanlara yasal destek sağlamak için kullanılacak. “Süre Doldu” kampanyası  ayrıca “cinsiyete dayalı ücret adaletsizliğinin ortadan kaldırılmasını  ve kadınlara kamuyla ilgili tüm kurumlarda daha fazla yer ayrılması”nı da talep etmekte…

Türkiye medyası ise 2018’e yine “genç bir kız barışma teklifini reddettiği erkek arkadaşı tarafından kurşun yağmuruna tutulup hayatını kaybetti” haberiyle girdi…  2017’de 409 kadın öldürüldü,  332 kadın cinsel şiddete uğradı,  387 çocuk istismar edildi” bilgisine de yer vererek…

Türkiye medyasının, son on yılda binlerce kadını hedef tahtası haline getiren erkek şiddetine karşı çözüme yönelik ses getiren proje ve benzer kampanyalarının zamanı gelmedi mi? Kamuoyunun Türkiye medyasının devletin ilgili bakanlıklarının, kurumlarının sivil örgütlenmelerinin işbirliğiyle toplumu iyileştirecek kampanyalara ihtiyacı var… Belli ki, şiddet ve kadına yönelik algı rayından çıkmış görünüyor. O halde bir yerden başlamak zorundayız.

BİR YERGİ

Diyanet İşleri Başkanlığı, Dini Kavramlar Sözlüğü’nde yer alan “İslâm hukukçularınca buluğ çağının alt sınırı, erkekler için 12, kızlar için 9 yaş olarak belirlenmiştir”  ifadelerinin bazı gazete ve haber sitelerinde “Diyanet erken yaşta evliliklere destek veriyor” şeklinde yorumlamasına tepki gösterdi. Ancak daha önce de benzer haberlere Diyanet’in resmi sitesinde yer verdiğini ve tepkiler sonrasında kaldırdığını biliyoruz. Bazı okurlarımızın eleştirisi ise basına. Okurlarımız “Sürekli bir adım ileri iki adım geri tavrıyla dikkatleri üzerine çeken Diyanet’in bu bilgilere resmi sitesinde her defasında neden yer verildiğini de basının sorgulaması gerekmez mi?” diye soruyor. Okur haklı.  Ayrıca basının Diyanet’in açıklamalarını “Fetva” olarak yorumlaması da yanlış... Fetva bir işle ilgili yargıda bulunmak, bir işin yapılmasına olur vermek demektir.  Türkiye’de evlilik yaşı kanunlarla belirlenir fetvalarla değil…

HAFTANIN FOTOĞRAFI

Suriye’yi harabeye çeviren iç savaş yedinci yılında… Milliyet Fotoğraf Servisi Müdürü Bünyamin Aygün yeni yıla Suriye’de girdi. Çektiği her karede savaşın insanı yerinden, yurdundan, ailesinden, köklerinden koparan en kötü yüzünü görüyor, savaşın en trajik halinin yine çocuklar olduğunu hatırlıyorsunuz… 

Yazarın Önceki Yazıları