Uçtu Uçtu Bebek Uçtu !

05.06.2018 Salı

  Herkese kocaman merhaba. Şuan bu yazıyı okuduğunuza göre bebekli uçuş için gün sayıyor ya da vaktinden önce merak edip aklındaki sorulara cevap bulmaya çalışıyorsun. Hatta belki hiçbirisi değil yalnızca Masal ve bizim uçak maceramızı merak ediyorsun. Her hangi sebepse seninki yazı bittiğinde tüm endişelerinizden arınmış, acaba’sız, merakını gidermiş bir okur olacağına garanti veriyorum :)

  Tatil içeriği öncesinde bir uçak yolculuğunu  kapsıyorsa hele de bir bebeğin varsa durum senin için karışık, haklısın. Şimdi ben tüm bu korkularımı, endişelerimi naısl yendim, neler yaptım, peki sen neler yapsan iyi olur bunlardan bahsedelim.

  En öncelikli konu bilet alım aşaması aslında. Çünkü henüz uçağa binmedin ve tüm koşullardan belki de daha önemli bir faktör uçuş saati. Ilk uçuş deneyimimi kızım Masal ile İstanbul-Amsterdam arasında yaşadım geçen hafta. Örneklerim fazla değildi, biraz iç sesimi dinlemeli ve mantıklı hareket etmeliydim. Iç sesim bana uçuş saatimin uyku saatine denk gelmesini söyledi. Reel dünyada mantıklı bir hareket değildi. Çünkü Masal araba dışında asla dışarda uyumazdı, fakat annelik ya bildi işte. Ve Masal tam öğle uykusu saatine denk gelen 12 uçağında 3,5 saatlik yolculukta ilk saatlerini uyuyarak geçirdi. Gerçekten başlangıç için bu epey iyiydi.

  İknci husus hala uçağa binmediğin için elbette ki koltuk seçimi. Okuduğum bloglarda ve forumlarda 100 anneden 90 ı koridor koltuğu seçmemi, bebeğin aksi taktirde durmadığını söylemişti. Oysa ki şu hesaba katılmamıştı, uçuş uyku saatine denk geldiğinde bebek geçekten çok yüksek ihtimalle uyuyacaktı. Kalan saatlerde ise özellikle kızım gibi yerinde durmayan, hareketli, meraklı bebekler uçuşun keyfini yaşamak ve bulutları, uçağın kanadını seyredip uçuşu deneyimlemek şansını her zaman yakalayamayacaklardı. Anın tadı koridord insanları seyrederek değil, gökyüzünde hızlanışı, yüksekliği birlikte sarılarak korkuları yenip, maviliğe kendini kaptırarak çıkacaktı. Bu yüzden benim seçimim keisnlikle Cam Kenarı idi.

  Tamam cam kenarı mı koridor mu seçtik peki ya lokasyon? Burda da annelerin seçiminin tam da tersini yaptım. Genellikle bebekli yolcular uçağın en ön sıralarında otururlar. Arka taraf tuvalet olduğundan insan akışının fazla olacağı düşünüldüğünde mantıklı gibi fakat ya diğer etkenler? Ben gidişte de dönüşte de uçağın en arka koltuğunu tercih ettim tüm annelerin aksine. Çünkü; uçağın arka kısmı gerçekten çok yüksek motor sesli ve ebek için tam bir anne karnı beyaz gürültüsü, uyumaması için çıldırmış olması gerek :) Çünkü; tüm bebekler en önlerde ve bebeğin en çok dikkatini dağıtan ve uykusunu kaçıran yürüyen insanlardan çok Diğer Bebek oluyor. Etrafta devamlı ağlayan ve susmayan bebekler olduğunda tüm bebeklerin huzuru kaçıyor. En iyisi mi tüm yaşlıların olduğu en arka sıra yani :) Ayrıca arka koltuklar tercih edilmediği için boş olma olasılığı ve sizin rahat rahat seyahat etme olasılığınız epey yüksek oluyor.

  Harika, epey aşama kaydettik. Biletimizi aldık, koltuk seçimi yaptık. Şimdi uçağa binme zamanı. Bebek arabasını uçağa girişte teslim edebiliyorsun ve ücretsiz taşınıyor. Bu çok güzel bir hizmet. Yerimize geçtik. Bebeğimiz 2 yaşına henüz basmadığı için kucağımızda seyahat edeceğiz. Yeni sorunsalımızın adı; basınç. Bizler yanımıza aldıımız sakızı uçak kalkış ve iniş anında çiğneyerek dengelebileceğiz fakat ya bebekler? Burda yapmamız gereken meme emen çocuklar için kalkış ve iniş esnasında emzirmek. Ben özellikle o anlarda daha çok emsin diye pilotun anons yaptığı sırada İngilizce kısmında Masal’a; “Çabuk meme emmelisin, yoksa uçağı uçuramam” dediğini söyledim : ) O da bunu sorumluluk olarak üzerine alıp tam o anlarda daha çok emdi. Çok tatlı bir oyun değil mi? Hatta bu oyuna host ve hostes çalışanlar bile eşlik etti :)

  Uçak kalktıktan sonra güçlü motor sesi sayesinde Masal huzurla kucağımda emerek uyudu. Uyandığında yolculuğun çoğu gitmiş azı kalmıştı. Tabiiki uçaktaki dar alan mesafesi de bu ana eşlik ettiğinden baskı makinasından çıkmış gibi ezilmiştim ama olsun bu keyifli yolculuğa değerdi. Masal uyandıktan sonra birlikte gökyüzünü ve bulutları seyrettik. Uçağın kanadındaki at resmini canlandırıp bizimle seyahat etmekten mutlu olup olmadığının sorusunu sorup durduk birbirimize. Çünkü görebildiğimiz tek simge kendisiydi gökyüzünde :) Onun dışında uçak modunda olan telfonumuzdan birkaç video izlemek de keyifliydi. Bebek olduğu için yanımıza soğutucu çanta ile aldığımız yogurt ve meyveli yoğurtlardan da uçakta yiyip açlığımızı yatıştırdık, e daha ne olsun :)

  Ve yolculuk bitti. Bence tamamı seçimlerin en iyisiydi. Tüm bu süreçte içgüdülerime ve uygulasam ya da uygulamasam dahi okuduğum tüm bloglara teşekkür ederim :) Şimdi ise en büyük sorumuz; Bir daha ne zaman uçuyoruz? :)

  Tüm sorular için yorum bırakabilir Instagram hesabımı takip edip benimle etkileşime geçebilirsiniz;

instagram: https://www.instagram.com/masalaksel/

Teşekkürler,