Uzay Gökerman

Uzay Gökerman

uzaygokerman@yahoo.com

Tüm Yazıları

“Görünen ile öz aynı olsaydı bilim olmazdı” ilkesi aklın, merakın, araştırmacılığın nedenidir.

Şu sanırım ilk olarak herkesin kendisine yöneltmesi gereken soru olmalıdır; hemen olan bitenden şikayetçi, en çok eleştiriyi yapanlar sistemden en fazla pay alanlar, beslenenler hem sorunun içinde yer alıp belki de yaratanlar çözümün nasıl parçası olurlar?

Önceki gün Ahmet Çakar’ın bir videosu düştü sosyal medyaya; Fenerbahçe’nin kongresine yönelik manipülasyona açık bir yorum yapıyordu. Bunun üzerine sosyal medyada Ahmet Çakar’ı eleştiren bir yorum yazdığımda hiç beklemediğim bir tepki ile karşılaştım.

Haberin Devamı

Ahmet Çakar’ı günahı kadar sevmediğini çok iyi bildiğim kişiler kendi düşündükleri ve inandıkları doğrunun hayata geçmesi adına “Ahmet Çakar az bile söylemiş” mealinde çıkış yaptılar.

3 Temmuz olduğunda Fenerbahçe taraftarı hiç kimseden bir talimat almadan sürece müdahalede bulundu. O gün Aziz Yıldırım avukatları aracılığıyla “direnin” demiş olsaydı bugün başka bir şey söylüyor olurduk ancak onun bile sessiz kaldığı bir ortamda taraftar sivil inisiyatif kullandı ve duruma adeta el koydu.

3 Temmuz tarihin gördüğü çok organize bir komplo olarak yaşandı, bitti mi?

Oraya geliriz.

3 Temmuz sürecinde yönetim boşluğuna destek olan sivil inisiyatif bir süre sonra parçalara ayrıldı. O günlerde derin analiz yazanlar teker teker sustular ya da başka bir mecra yönünde dümeni kırdılar.

Kimileri de bulundukları yolu değiştirmediler.

Bir başka soru da bu olmalıdır. Neden?

Mesele eninde sonunda gelip yönetimde söz sahibi olmaya ya da yönetimin uygun göreceği yerlerde olmaya bağlanıyor. Çünkü herkesin bir iktidar sorunu var.

Olamayan karşı tarafta mevzi alıyor.

Bu erken hesaplaşma yer ve mevki kazanma derdi kuşkusuz onu yıllarca hiç kimseyle paylaşmamış kişi için kabul edilmesi mümkün olmayan bir gerçekliktir.

Kimden söz ediyoruz; Aziz Yıldırım.

Geride bıraktığımız dört beş yıl sürecinde yönetimde ya da kulübün çeşitli önemli mevkilerinde görev almak isteyenlerin başlattıkları bilinçli kavga, yönetimin de süreç içinde yaptığı yanlış ve hatalarla bir kısım taraftar kitlelerini de kucaklayarak bugünkü duruma getirdi.

Haberin Devamı

Sportif başarının nasıl kazanıldığıyla değil de her ne şekilde olursa olsun başarı gelsin zihniyetiyle beslenmiş, büyütülmüş paradigmanın sonucudur bu durum.

Zaten toplum olayların genetiğinde de bu vardır.

Fenerbahçe cazibe merkezidir. Bu sözü Fenerbahçe’nin yönetimine aday olmuş Ali Koç için kullanmıyorum, yanlış yerlere gitmesin, yarın olası bir yönetim değişikliğinde bu Ali Koç’un da meselesi olacaktır çünkü.

3 Temmuz normal bir operasyon değildi. Ülkenin yönetimini ele geçirmek için darbe yapmaya ve bunun için kendi insanının üzerine ateş etmeye varıncaya kadar elinden geleni ardına koymayan bir örgütün ana meselelerinden biridir 3 Temmuz.

Bugün burada yazıyoruz çünkü 3 Temmuz’un artık Aziz Yıldırım’ın meselesi olduğunu düşünen ve Fenerbahçe ile ilgisinin kalmadığını sanan ya da işine öyle gelen bir kesim için yarına notlar vermemiz; işler yine ters gitmeye başladığında, bir türlü aşılamayan sorunlarla karşılaşıldığında durumun birilerine daha kolay anlatılabilmesi gerekiyor.

Haberin Devamı

Fenerbahçe bu sezon çok kötü bir kadro kurmuş olabilir ancak tarihinin en iyi kadrolarına sahip olduğu yıllarda dahi nasıl şampiyon olamadığını unutanlar yarın benzer şeylerle karşılaştıklarında Google arama motoruna belki bu soruyu sorarlar ve cevabı bulur, okurlar.

Yıllardır Fenerbahçe sıra dışı ve akla hayale gelmeyecek deneyimlerden geçiyor. Bunun dünyada eşi benzeri örneği var mıdır çok emin olamıyorum. Ancak bildiğim bir şey varsa o da kimileri için yönetim beceriksizliği olarak gösterilmeye çalışılsa da ortada hiç de normal olmayan bir durum hatta süre gelen operasyonlar var.

Böyle yazdığımız zaman sanki yönetimi savunuyor, onunla hareket ediyormuşuz izlenimi doğuyor; bunun altına odun taşıyanların amacını da bilmiyor değilim, ancak mesele Fenerbahçe’nin bir daha 3 Temmuz ve böylesi tuhaflıklarla karşılaşmaması adına öğrenme ve bilme amacıdır.

Sorun Aziz Yıldırım orada duruyor ve onun Fenerbahçe’nin başından gitmesi için üretiliyorsa bunun da bilinmesi gerekiyor çünkü en başta da söylediğim gibi öncelikle bilimsel aklın yapması gereken şey budur.

Toplumsal olaylar zaten genellikle manipülasyonlarla organize edilirler. Nedenselliklerini yıllar sonra öğreniriz. Yaşarken nedeni farkına varamamamız “kör nokta” durumudur. Dikiz aynasında aracı göremeyebilirsin ancak araç oradadır ve ona çarptığında “bu da nereden çıktı şimdi” dersin!

3 Temmuz’da operasyona dair sorduğum en önemli sorulardan biridir; Aziz Yıldırım 15 senedir neredeyse tüm işini kitaba uygun yapıyorken, vergisini düzenli ödeyip, modern hayat alanları inşa ediyorken, tüm spor branşlarında başarılı olurken nasıl olur da futbolda yan yollara girme ihtiyacı duyar?

Görünen ile öz arasında bize gösterilmeye çalışılanın ne olduğunu çok sonra ayırt edebildik.

Paralel devlet yapılanması içerisinde devletin iki ayrı savcısından birinin verdiği talimatları uygulayıp, diğerine yalan yanlış delil toplayan ve onu bambaşka yere götüren FETÖ unsuru güvenlik güçleri, dilediği dinlemeleri yapıp, kaydederken birçok suç unsuru olan dinleme kaydını yok etmesini veya birilerini yönlendirmek adına kullanmış olduğunu gerçekler ortaya çıktığında fark edebiliyoruz. Kuşkusuz bu buzdağının sadece küçük bir uzantısıdır.

Türkiye’nin her yerinde ve kurumunda büyük bir temizlik ve operasyon yapılırken özellikle Fenerbahçe’yi hedef alan ve neredeyse 10 yıldır devam eden futboldaki organize yapının olduğu gibi yerinde sabit kalması, 3 Temmuz’da Fenerbahçe’nin şike yaptığı üzerinden yorum yapanların, bugün futbol takımı üzerinden hakarete varan sözler söylemesi asla tesadüf değildir.

Bu etkileri “sadece” Fenerbahçe’nin dışında aramak da eşyanın doğasına aykırıdır.

Bu tuhaflıklar Fenerbahçe’nin içine yuvalanmış ve zaman zaman operasyona dahil olmaktan geri durmayan bir takım unsurlarla güçlendirilmiş de olmalıdır.

Fenerbahçe dışında operasyonel davranış içinde olanları üç aşağı beş yukarı kestirebiliyoruz; ancak içeriden hareket edenleri öncelikle kondurmak kolay değil, sonra da bilmek.

Fenerbahçe’de olanları Aziz Yıldırım’ın tek adam yönetiminden kaynaklandığına inanırsanız yarın Ali Koç ya da bir başkasının da başına bunlar geldiğinde bunun Fenerbahçe’nin sanki kaderiymiş gibi batıl bir anlayıştan öte bir yere gidemezsiniz.

Bugün Fenerbahçe’de Aziz Yıldırım’ın karşısına Ali Koç’u çıkaranların Ali Koç üzerinden yine Fenerbahçe’ye bir başka operasyon ya da manipülasyon yapıp yapmadığından asla emin olamıyoruz.

Ali Koç elbette kendi iradesiyle aday olmuştur, buradaki “çıkaranlar” ibaresi kendi gizli amacını bir süre örtmek adına, kısa bir süre için destek olma anlamda kullanılmıştır.

Fenerbahçe Aziz Yıldırım tarafından yaratılmış çok büyük bir endüstridir.

Tüm branşlardaki altyapısı sağlam oluşumlar, stadyum, salon, Fenerium, HD TV, Radyo, Topuk Yaylası, İncek Tesisleri; basketboldaki Avrupa şampiyonu marka, sosyal medya maalesef bugün tam kapasite çalışamasa da dışarıda bekleyen ve bunun ekonomisinin ne olduğunu çok iyi bilenler tarafından elleri ovuşturularak takip edilmektedir.

3 Temmuz’da da şu cümleyi duymuştuk; Fenerbahçe Aziz Yıldırım’a bırakılamayacak kadar büyük bir ekonomidir.

Öyle midir, öyledir.

Bizim meselemiz Aziz Yıldırım ya da Ali Koç’tan birinin tarafını tutmak değildir. Sokaktaki Fenerbahçe taraftarının da böyle bir derdi olduğunu düşünmüyorum. Ancak o taraftarın peşinden gittiği şeyin tam olarak farkına varması gerektiğini düşünüyorum.

Başarı gelecekse nereden ve nasıl gelirse gelsin, yeter ki gelsin pragmatizmi bir seçimdir. İnsanlar çağın gereklerine uygun şekilde bunu tercih edebilirler, ancak bu bilimsel akla inanan ve sebep sonuç ilişkisi kurmadan yatağa başını huzurla koyamayanların asla yolu olamaz.

Fenerbahçe bugüne kadar yaşadığı tüm tuhaflıkları Aziz Yıldırım gitsin diye yaşamışsa biz bunu da bilelim.

Televizyonda yorum yaparken “Fenerbahçe takımından Beşiktaş’a hangi oyuncuyu alırsın” diye kışkırtıcı soru soranların gerçekte neye hizmet ettiğini bugün bilemeyeceğimiz yerdeyiz.

Fenerbahçe futbol takımının son on, on beş yirmi yılda ezeli rakiplerine karşı olağanüstü derecede başarılı olmasına karşın Kayserispor, Osmanlıspor’ı yenememesi tek başına Aykut Kocaman ile onun teknik adamılığının yetersizliği ya da beceriksizliği ile açıklanamaz.

Açıklanmaya muhtaç olan; Aykut Kocaman göreve başladığı anldan itibaren üzerine yapılan algı operasyonunun neden yapıldığıdır. Aykut Kocaman üzerinden olmadık hakaretler savuranların 3 Temmuz’da Fenerbahçe’ye saldıranlar olması sadece tesadüf müdür?

2006, 2010 ve 2012’de yarımşar puan ile kaçan şampiyonlukların da teknik direktörlerin seçimlerine kalmadığı gibi…

Hiç kuşkusuz hakem hatası ile ilgilenmeyen, dışarıda olup bitenlere gözü kapalı sadece bir futbol topunun üç kale direğinin içinden geçmesine yoğunlaşan, ilgilenen ve bunu konuşanların kendine ait özel dünyaları için çok yabancı ama nesnel gerçeklerdir bu söylediklerimiz.

Fenerbahçe çok uzun süredir önü alınamayan ve gelmeyen operasyonel bir süreçlerle deney tahtasına dönüştürülmüştür.

Şampiyonluk yarışında öne geçtiği 4 Nisan günü Trabzon’da tüm futbol takımının öldürülmeye çalışılmasının üstünden neredeyse 1000 gün geçmiştir. Günlük hayatınıza kaldığınız yerden devam edebilirsiniz belki ancak bu kadar duyarsız kalmayı bile bilinçli bir tercih olarak gördüğümü burada ifade etmeliyim.

Hepsi normalse, hayatın akışına uygunsa bugün Fenerbahçe’nin başarısızlığına neden bu kadar ölçüsüzce ve dünyanın sonu gelmiş gibi tepki gösteriyorsunuz ki?

Başarı gelirse, basketbol takımında olduğu gibi Allah’tan gelmezse futbol takımının sorumlularından öyle mi?

Yok ya!

http://twitter.com/uzaygokerman