Uzay Gökerman

Uzay Gökerman

uzaygokerman@yahoo.com

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

İyi futbol kaliteli oyuncularla oynanır, klişesine çok itibar eden biri değilim; takım oyununa inanmış, bunun için oynamayı bilen ortalama oyuncularla, ne yaptığını ve yapacağını bilen bir teknik adam yönetimiyle başarılı olunabileceğini düşünüyorum.

Bunu neden yazdım?
Böylesine farklı yenilmiş bir maç sonrasında genel beklenti nedir?

Futbolcuların yeteneksizliği ve kalitesizliği üzerinden ezberden bir yorum ve bunları oynatan teknik adama en yaratıcı cümlelerle bindirme…

Bu yorumu yapanlar geçen sezon iki kulvarda finale çıkmış bir takımı ve teknik direktörüne olmadık hakareti söyleyenlerdir.

Hayır, bizim ihtiyacımız olan yöntem ve bakış açısı bu değil; ancak görülmesi ve anlaşılması gerekeni de olabildiğince aklımızı kullanarak bulmalıyız.

Dünkü kadroya baktığımızda ve buna 65 dakika kenarda sabreden Hocayı gördüğümüzde ne düşünmeliyiz?

Aslında şeytanın avukatı olarak ilk akla gelen “bu kadar yeteneksizi nasıl bir araya getirdiniz de benim kucağıma bıraktınız?” mesajını vermek oluyor.

Ancak Cocu’nun böylesi bir içten pazarlık yapacağını sanmadığımı, ummadığımı da yazmam gerekiyor.

Nihayetinde Hollandalı teknik adamın bizim yerli kafası gibi çalışmayacağına inanıyorum.

Evet, dün takımın neredeyse büyük bölümü acemi mangası gibiydi; ancak her takımın zaman zaman böylesi görüntüye bürünebileceğini de yeterince tecrübe etmiş olmalıdır.

Fenerbahçe geçen sezon da bu takımdaki oyuncularla oynadı ama bu kadar sürekli kalesinde açık veren, tehlike yaşayan bir takım değildi; sorunu yine bireysel hatalarda düğümleniyordu.

Takımın kalitesizliği ve yetersizliği üzerinden, işleyen bir düzenin bozulmuş olması bu ülkenin temel yanlış paradigmasıdır.

Yeni bir takım her zaman 11 benzemezdir. Maalesef zamana ihtiyacı vardır. Her şeye yeniden başlamayı göze alıyorsanız bu zamanın gerekliliğini de bilmeniz şarttır.

Yeni oyuncular da kimi durumlarda Rus Ruleti gibidir. Ne zaman nerede patlayacağını bilemezsiniz.

Tabii her koşul bir diğer koşula bağlıdır; yapılan her transfer de doğru değildir.

Dün maçta İsmail çırılçıplak sırıttı, Şener kabak gibi ortaya çıktı. Topal neden müdahalede geç kaldı sorusunu sordurdu; Roman’a kızıldı. Aatıf zaten her an sorgulandı.

Ama… Hani Reyes’i formalı görmesek sahada ne yaptığını anlamak için gerçekten insanın kendisini çok zorlaması gerekirdi. Saha gözlemcisi mi, temsilci mi, karar vermek gerçekten çok zor. Orta alanda neler yapabileceğini test ettik, fakat stoperde tanınmaz haldeydi. Bu görüntüden bir futbolcu çıkması herhalde bir futbol mucizesi olur.

Frey’in de Fenerbahçe’nin aradığı golcü olduğuna emin olmak çok zordu.

Bu bahiste Benzia’yı dışarıda tutmak şarttır.

İsmail’in iyi niyetine söz söylerse insan çarpılabilir; ancak olmuyor. Yani böyle sakarlık görülmüş şey midir, bilemiyorum.

Hatalar zincirinin ortasında dahil oldu evet ama önce Topal’a çarpıp onu devre dışı bıraktıktan sonra gidip Harun’u indirmesi görülür hal değildi. Talihsizlik diyerek geçmek mümkün ancak, Dinamo Zagreb Fenerbahçe’nin sol kanadını öyle bir hale getirdi ki bir rüzgar santralı kurulsa 90 dakikada bir evin bir gecelik ihtiyacını karşılayacak elektrik üretilirdi.

İsmail’in zafiyetini kapatacak oyuncu Reyes olduğu için Fenerbahçe’nin bütün savunma kurgusu bir anda çöktü ikinci golde o boşluğu Roman kapatmak istedi ve her şey alt üst oluverdi.

Fenerbahçe son yıllarda hiç bu kadar kötü olmamış, ezilmemişti.
Hiç kuşku yok ki kenardan buna müdahale edilmesi şarttı.
Cocu’nun 65 dakika tepkisiz kalmasının akla yakın en mantıklı sebebinin, bu maçı kafasında zaten kaybetmeyi kabullenmesi, hafta sonu Beşiktaş maçına kafasındaki futbolcularla çıkmak istemesi olabilirdi.

Bu kadarını Cocu da beklemiyordur mutlaka ancak ortaya çıkan tüm camiayı şok eden, umutsuzluğa karamsarlığa sokan bir sonuç oldu.

Bir Avrupalı bunu kaldırabilir, hazmedebilir fakat gel gör ki Fenerbahçeliye nasıl anlatır, kuşkusuz öğrenmesi de zaman alacaktır.

Fenerbahçe’nin her hangi bir hücum planı yok… Takım tamamen futbolcuların bireysel yeteneğine kalmış görünüyor.

Mesela Harun’a bu kadar çok kale vuruşu yaptırmak bir oyun planı mıdır?
Bu plan Kayserispor maçının son 25 dakikasındaki doldur boşalt gibi midir?

Zamanla bunu da anlayacağız.

Hafta başı Fenerbahçe gerçekten çok zor bir sınava çıkacak.
Bununla ilgili detaylı analizi maçtan önce yaparız; ancak Fenerbahçe’nin bu dahil son üç maçında kalesinde 50 şut görmesi ve bunun yarısında rakiplerin isabet sağlaması çok dikkat çekici bir durumdur.

Tehlikenin farkında mısınız?

http://twitter.com/uzaygokerman