‘VATANIM SENSİN’ NEDEN DEĞERLİ?

09.06.2018 Cumartesi

Şahsen bir eleştirmen ya da senarist değil, seyirci olarak izlediğim, kolay kolay unutulmayacak bir diziydi ‘Vatanım Sensin’. Bir savaşın sadece cephede değil, hayatın her alanında kazanılması gerektiğini gösterdi. Tepkilerden çekinmeden Yunan kahramanları da, hain Osmanlı subaylarını da anlatabildi. Aşkı, aileyi, dostluğu ve insanın zaaflarını da hiç ihmal etmedi. Mutlaka eksiği, beğenmeyeceğiniz tarafları vardır ama bu çalışma koşulları içinde olabilecek en özenli ve meşakkatli işti. Ülkenin yaşadığı çok kritik günlerde bize Kurtuluş Savaşı’nı ve Mustafa Kemal’i anlatarak, ‘Birleşmiş bir halkı kimse yenemez’ sloganını hatırlattı ve umut verdi.

Halit Ergenç, Bergüzar Korel, Onur Saylak, Baki Davrak, genç yıldızlar Miray Daner, Boran Kuzum ve adını sayamayacağımız onlarca oyuncunun performansları unutulmayacak. Nuran Evren Şit başta olmak üzere senaryo ekibi, yönetmenler Taylan Biraderler, müziklerini yapan Yıldıray Gürgen ve tüm ekip çok iyi bir iş çıkardı.

Bazen düşünüyorum, sıradan bir entrika dizisine de milyonlarca TL, onlarca insanın  emeği harcanıyor. Olmasa hiçbir şey kaybetmeyeceğimiz, emek, zaman ve kaynak israfından öte bir şey değil. İşte o yüzden, ‘Vatanım Sensin’ çok değerli. Emeği geçen herkese teşekkürler!

OYUNCULAR DOKUNULMAZ MI?

Son günlerde ‘Yasak Elma’ dizisi setteki taciz iddiasıyla gündemde. 100’e yakın insanın sabahlara kadar çalıştığı ortamda her şey yaşanabilir. İnsanlar yorulur, üzülür, hastalanır, psikolojisi bozulur. Ama bu 100 kişiden sadece birkaç başrol oyuncusunun yorgunluğu, üzüntüsü, psikolojisi, keyfi, diyeti düşünülür ve beklemesin diye kalan onlarca kişi cansiperane çalışır.

‘Oyuncunun devamlılığı var’dır... Yani özetle, kamera arkasındaki kişileri seyirci görmez, dolaysıyla onların yerine başkası gelebilir. Ama oyuncular, özellikle başroldekiler, asla değiştirilemez ve her şey onlara göre dizayn edilmelidir. Gerçek usta oyuncular, hele hele içinde vicdan ve adalet de varsa, bunu asla kötüye kullanmaz. Olabildiğince eşit koşullar isterler çalışma arkadaşlarıyla... Onlara kibar davranır, bir ast üst ilişkisine girmezler.

Ama, “Başrol oyuncusuyum madem, tadını çıkarayım. Buralara gelmek için neler yaşadım” diye düşünüp acısını çıkaranların sayısı da az değil. Kamera arkasında çalışanlar düğün ve cenaze dışında asla özel muamele isteyemez. Ama başrol oyuncusu kendine yeni araba bakmak için bile “O gün doluyum, çalışamam” diyebilir.  İşte… Tüm bu manzara içinde aşağılama da olur, hakaret de, taciz de… Evet, devamlılığı vardır oyuncunun ama ne vazgeçilmezdir, ne de dokunulmaz. Bu profesyonel zihniyetin yerleştirilmesi lazım. O zaman kimse ne kötü muamele etmeye cesaret eder, ne de ‘ona bir şey olmaz’ diye mağdurlar geri çekilir.

‘Ufak Tefek Cinayetler’

Dizi tarihimizin en ilginç bölümlerinden biriydi ‘Ufak Tefek Cinayetler’in sezon finali. Ben öyle bir kadın kavgası mizanseni ilk defa izliyorum. Yönetmenler Ali Bilgin ve Deniz Yorulmazer, dövüş mizansenini kurgulayan Uğur Yıldıran bir şov denemesi yapmış resmen. Tabii gelecek sezon tanıtımı da bir o kadar farklı ve güzeldi. Böyle işler izleyince, sektörün geleceğine dair umutlanıyorum. Bir hafta içinde bu kadar zor işlerin üstesinden gelmek kolay değil. Bence bu konuda dünyada tartışmasız ve açık ara birinciyiz.

Tebrikler TRT World

TRT World’ün ‘Sessiz Ölüm’ (Off the Grid) belgeseli, İtalya’da Uluslararası Araştırmacı Gazetecilik Ödülü’ne (DIG Investigative Medium Award 2018) layık görüldü. Yapım, Suriye’den kaçan mültecilerin hayatta kalma ve organ mafyasıyla verdiği mücadeleyi konu alıyor. İnsan hikayelerini, hele hele güncel olayların ve trajedilerin belgeselleri çok değerli. TRT böyle belgeselleri her zaman        desteklemeli.

 

 

 

 

 

 

Yazarın Önceki Yazıları