Vedaları Sev!

23.08.2017 Çarşamba

Veda insanı en çok zorlayan duygulardan biridir. Bazen hayatın akışı bizi buna zorlarken bazen de hoşça kalabilmek için gideriz. O halde tam olarak ne için veda ederiz? Bir daha görmeme ihtimali mi bize bunu yaptıran, yoksa yaşananlara, edinilen tecrübelere bir teşekkür mü? İyi ya da kötü paylaşımda bulunduğumuz bir yerden, bir kimseden taşınırken o son noktaya varıldığındaki isteksizliğin sebebi ne olabilir?

Elbette hiçbir şeye veda etmek kolay değildir ancak yaşam boyunca bazen kucak açar, bazen de veda ederiz. Alışkanlıklarla, kişilerle, yer/mekan ya da bir şehirle vedalaştığımızı sanırken aslında veda ettiğimiz yaşarken paylaşılan duygularımız, biriken anılarımızdır. Bazı vedalar kısa süreliyken bazıları bir daha görmemek üzere olabiliyor. İste tam bu nokta da vedanın süresi aslında yaşadığımız acıyla paralel ilerliyor. Birey eğer kısa süreli veda ediyorsa pek bir sarsıntı yaşamazken, bir daha görüşmemek üzere veda ettiğinde aslında ölüm acısıyla eş bir yas sürecine giriyor. Nasıl ki bir yakınımız vefat ettiğinde onu bir daha görmeyeceğimizi bilerek acı çekiyorsak, hayattayken ettiğimiz uzun süreli vedalarda da aynı acıyı yaşıyoruz.

İyi hissettiren, eksikliği yaşanan vedaların yanında kötü hisler uyandıran, hazzetmediği yer veya kişiden ayrılırken de beden ilginç bir şekilde aynı duyguları yaşıyor.

Vedaları kabul etmek önümüze yeni çıkan olanaklara kucak açmamızı sağlıyor. Rahatlıkla vedalaşın, üzüntülerinize ufak tecrübeler edinin, hatıralarınızla yüzleşin, kazanımlarınızı sevin. Yaşamın götürdüklerine yürekten veda edin, yaşamın getireceklerine tebessümle kucak açın.

Sizlere; olayın üzüntüsünü yaşadıktan sonra veda edilen şeye ya da bireye değil, vedanın ardından gelecek yeniliklere konsantre olmanızı ve o anıları en nadide köşenizde saklamanızı öneriyorum.

Sağlıcakla kalın.

PSİKOLOG AYŞE DÜŞÜNGÜLÜ