Ankara rüzgârı!

10.08.2018 Cuma

ÖSYM Başkanı Mahmut Özer, Milli Eğitim Bakan Yardımcılığı’na atanmış.

Göreve başlayalı daha 1 yıl bile olmamıştı!

Terfi mi, tenzili rütbe mi, yoksa birilerine yer açma mı?

Söylenti çok ama sanki gerçekler çok farklı!

Nereden bakarsanız bakın, enteresan bir gelişme!

Hem de tam tercih döneminde!

ÖSYM Başkanı’nın başka bir göreve kaydırılması elbette düşünülebilir ama şu günlerde belki de yapılması gereken en son iş bu olmalıydı.

Görünen o ki çok önemli gerekçeleri var!

Ankara’da olup bitenleri, siyasi dengeleri, atamaları ve özellikle de son dakika operasyonlarını, örneğin sınav sistemlerinin son dakikada değiştirilmelerini bugüne kadar hiç anlamadık ama bu son atamayı hiç ama hiç anlayamadık!..

Milli Eğitim bakan yardımcılıklarından bir diğerine ise YÖK Denetleme Kurulu üyesi Prof. Dr. Mustafa Safran getirildi.

Bakan yardımcılıklarına daha önce de İbrahim Er ve Reha Denemeç atanmıştı.

Dört yardımcı da eğitimi yakından bilen isimler.

Son atamalar ile Ziya Hoca’nın kadrosu daha da güçlendi. Keşke bir de bakanlık içinden icracı bir isim olsaydı, işte o zaman çok daha iyi olurdu. Hatta o isim de belliydi ama belli ki Ziya Hoca’nın gücü o kadarına yetmedi!..

Eğitim sil baştan!

Eğitimin artık dikiş tutmadığını herkes biliyor.

Orasına burasına yama yaparak bugünlere kadar gelindi ama bundan sonrası için çok daha büyük bir revizyon gerekiyor.

Hem de anaokulundan doktoraya kadar.

Yoksa fazla değil, birkaç yıl sonra tüm kadrolar sil baştan yeniden değişir!

Neden mi?

Çünkü ortada bir sistem bütünlüğü yok!

Keşke önce sistemi bir rayına oturtsak ve sonrasında da liyakat ve ülke ihtiyaçları çerçevesinde insan gücü planlamasını dikkate alabilsek, işte o zaman, biraz daha umutlanabiliriz.

Şu an için “Bekleyip görelim” demenin ötesine maalesef geçemiyoruz. Çünkü, sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yermiş!..

YÖK, ÖSYM, TTK, TÜBİTAK

Ankara’da, son dönemde, çok önemli atamalar oluyor.

Örneğin TÜBİTAK’ın başına Hasan Hoca’nın, MEB’in başına Ziya Hoca’nın getirilmesi, YÖK’te Yekta Hoca ile yola devam edilmesi memnuniyet verici gelişmeler. Bir de Talim Terbiye Kurulu’na benzer atamalar gerçekleşirse, işte o zaman, eğitime şaşı bakanların bile söyleyecek sözü kalmaz.

Tabii ki bu arada bu isimlere özgür çalışma ortamlarının da yaratılması gerekiyor. Örneğin, ille de kalite ve liyakat diyen Yekta Hoca’nın pek çok atama ve kararda ters köşe olduğunu yakından takip edenlerdeniz.

Umarız, bundan sonrasında benzeri sıkıntılar yaşamaz!..

Sınav maratonu!

Bu yılki sınav maratonunun ağır hasarla tamamlanması kaçınılmaz! Yüz binlerce öğrenci açıkta kalırken, bir o kadar da kontenjan açığı olursa hiç şaşırmam!

Çünkü son dakikada alelacele değiştirilen sınav sistemlerinden daha               fazlasını beklemek abes olurdu.

Öyle ya da böyle, hem liselere hem de üniversiteye giriş sistemi gelecek yıl muhtemelen yine değiştirilmek zorunda kalınacak.

İşte bu yüzden, değişikliği yine son dakikaya ertelemek yerine, şimdiden kafa yorulmaya başlanırsa çok iyi olur.

En azından, üzerinde konuşulacak, tartışılacak, kamuoyuyla paylaşılacak bir zaman olur...

Özetin özeti: Eğitimde taşlar yerli yerine oturmadan ne evlerde ne de ülkede huzur olur! Ve artık iyi bir eğitim istiyoruz...

Yazarın Önceki Yazıları