Ne oldu bize böyle?

24.04.2019 Çarşamba

Birkaç gündür Fethiye çevresindeydim. Binlerce yıldır, onca medeniyete ev sahipliği yapmışlar.

Dikkat çeken en çarpıcı ayrıntı, antik kentlerin neredeyse tamamı yamaçlara yapılmış. Tarım alanları, özelikle de ovalar, sadece kendilerinin değil, gelecek nesillerin de yaşam alanı olarak görülmüş ve bir tane de olsa kent kurulmamış. Oysa şu anki tüm kentlerin neredeyse tamamı, en verimli tarım alanlarına inşa edilmiş!..

Dün, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ydı, yine çok büyük laflar edildi. Peki, onlara nasıl bir dünya bırakıyoruz?

Başkalarını bilmem ama binlerce yıldır korunarak bugüne kadar gelen tarım arazileri, doğal güzellikler, su kaynakları, pırıl pırıl bir gökyüzü, yer altı madenleri ve aklınıza her ne geliyorsa, hemen hepsi, akıl almaz şekilde yağmalanmış, yağmalanmaya devam ediyor...

Hani çocuklarımızı çok seviyorduk!

Eğer onları zerre kadar seviyor olsaydık, bilinçsiz gübre kullanımıyla ve kentsel atıklarla zehirlenmemiş topraklar, zehirlenmemiş akarsular, zehirlenmemiş temiz bir hava bırakırdık.

Fethiye değil ama çevresi adeta beton yığınına dönüşmüş. 1957’de yaşanan büyük depremden sonra üç kattan fazlasına izin verilmemiş. Özal döneminde de sit alanı ilan edilmiş. Bu yüzden çok katlı beton bloklar yok. Ancak, denizin doldurulmasıyla epeyce bir alan yaratılmış. Kimileri rant için diyor kimileri de kente nefes aldıracak yaşam alanları yaratmak için başka seçenek yoktu iddiasında ama görünen o ki doğayla oynamaya bayılıyoruz!..

Ölüdeniz, Göcek

Ölüdeniz ve Göcek ülkemizin en güzel doğal güzelliklerine sahip tatil yörelerinin başında geliyor.

Kaş, Kalkan, Kekova, Köyceğiz, Gökova ve daha nice güzellikler...

Ölüdeniz’in bir başka örneğini, ne ülkemizde ne de dünyanın başka bir yerinde görmeniz çok zor. Varsa da en azından ben duymadım, görmedim.

Lafı hiç uzatmadan çok net bir şekilde vurgulamakta yarar var.

Bu bölge, ring seferleri konularak, kesinlikle araç trafiğine kapatılmalı, özellikle de Ölüdeniz’e, akülü ve yelkenli deniz araçları dışındaki araçlarla giriş izin verilmemelidir.

Yoksa torunlarımıza miras bırakacağımız bir Ölüdeniz kalmaz!

Dün sabah, çevrede biraz yürüyüş yapalım dedik, bin pişman olduk. Çöpler dağ yığınına dönüşmüş ama çok daha vahimi yatların ve tur teknelerinin bıraktığı sintineydi. Denizin üzerindeki yakıt atıkları kara bir leke olarak ben buradayım diye adeta haykırıyordu ama gören ya da uyaran birisini ara ki bulasınız...

Yeni Başkan Alim Karaca’dan halk umutlu. O da mazbatasını bir hafta gecikmeli aldığı için belli ki kutlamalardan fırsat bulup çevreyi henüz dolaşmamış ama yeni sezon kapıda ve bölge turizme hiç hazır değil!

Büyükşehir yasası nedeniyle, iplerin tümüyle Muğla Belediye Başkanı Osman Gürün’de olduğu söyleniyor. 5. döneme damga vuracak Osman Başkan, umarız, tecrübesiyle, yeni dönemde alkışlanacak icraatlara imza atacaktır!..

Göcek, ülkemizin en gözde turizm kentlerinden birisiydi ya da bana öyle geliyordu. Dünya yatçılığının en önemli merkezlerinden biri olmanın yanı sıra koyları, mimarisi, esnafı ve en önemlisi de yaşam standardıyla fark yaratıyordu. Dün, birkaç saatliğine uğradım ve adeta kaçar gibi ayrıldım. Tam bir curcuna vardı. Dağlara doğru tırmanan siteler ise 10 yıl sonrasının sinyallerini veriyordu. Neydi bu sinyal? Burası da bitmek üzere!..

Dünya mirası olan bütün bu güzelliklere sahip çıkmak, çocuklarımıza, torunlarımızın torunlarına bırakacağımız en değerli miras ama bunun bile farkında değiliz.

On binlerce yıldır nadide bir hazine gibi korunan, kollanan ve bize miras bırakılan bu güzelliklere, aynı ölçüde sahip çıktığımızı söylemek, abartılı olur!..

Özetin özeti: Çocuklarımızı seviyorsak, onlara, her karışı yağmalanan değil, daha yaşanılası bir dünya bırakalım!..

Yazarın Önceki Yazıları