YÖK’ün özrü kabahatinden büyük

05.09.2018 Çarşamba

YÖK, 2018 YKS ile ilgili bir rapor yayımladı.

Tam evlere şenlik.

2017’de, devlet üniversitelerinde hiç öğrenci yerleşmeyen 225 program varmış, bu yıl bu sayıyı 68’e indirdik diye adeta hava atıyorlar!..

Eminim ki çok daha fazlası vakıf üniversitelerinde var.

Güler misiniz, ağlar mısınız!

Şimdi YÖK’e sormak istiyoruz: Geçen yıl da, bu yıl da bu bölümlerin açılmasına, öğrenci almalarına kim karar verdi, kontenjanlarını kim belirledi?

Tabii ki kendisi!

Bu nasıl bir YÖK ki tek öğrencinin dahi tercih etmediği bölümlerin açılmasına izin veriyor?

Çok daha vahimi, kontenjanlarını dolduramayan binlerce bölüm ve yüzbinlerce kontenjan açığı var.

Bu konuda da, boş kontenjan sayısını 128 bine indirdik diye, neredeyse zil takıp göbek atacaklar.

Nasıl bir planlama, nasıl bir öngörü ki 128 bin kontenjan boş kalıyor.

Dahası, kazanıp da kayıt yaptırmayanlarla birlikte bu sayı 200 bine yaklaşırsa sorumlusu kim olacak?

Bu çok daha vahim

Bu yıl YKS’ye yani üniversiteye girmek için başvuran 2 milyon 381 bin adaydan 633 bini daha önce üniversiteye giren ve aradığını bulamayan gençlerden oluşuyor.

Bunlardan 397 bini daha önce üniversiteye yerleşen, 191 bini herhangi bir üniversiteyi bitiren, 45 bini de üniversite eğitimini yarıda bırakanlardan oluşuyor.

Yani bir anlamda, hemen her yıl 600 binin üzerinde aday daha önce üniversiteyi kazanmasına rağmen, yeniden sınavlara hazırlanıyor, dershaneye gidiyor ve yeniden sınavlara giriyor!

Bazı bölümler var ki 100 öğrenci kazanıyor, 80’i kayıt yaptırıyor, sadece 20’si mezun oluyor!

Bu, öngörüsüzlük ve israf değil de ne?..

Bütün bunların sorumlusu kim ve çok daha önemlisi, bu konuda hiç kimseye ya da hiçbir kuruma hiçbir zaman hesap sorulmayacak mı?

Sıfır çeken liseler

Sınav sonuçlarına göre yapılan iller sıralaması çok çarpıcıydı. Şapka düşüp kel görünüyordu.

Hemen her alanda ilk 10’a giren kentlerimizin, başarı sıralamasında nasıl en dibe düştükleri o kentte yaşayanları sarsıyordu.

Peki, ne oldu?

Tablo nasıl tersine çevrilir diye kafa yorulacağına, listelerin açıklanması yasaklandı.

Tıpkı, hiçbir öğrencisi üniversiteye giremeyen liselerin isimlerinin açıklanmaması gibi.

Keşke, bu listeler açıklanmaya devam edilse ve onunla da yetinilmeyip hesap sorulsa ama nerdeeee...

İşte bütün bunlar yapılmadığı için eğitim bu hale geldi desek yalan olmaz...

Özel okullar

Devlet öğretim kurumlarının durumu içler acısı da özeller farklı mı?

Alın birini vurun diğerine.

Onlar da kontenjanlarını dolduramıyor, ödedikleri onca paraya rağmen, onların mezunlarından pek çoğu da hiçbir yeri kazanamıyor.

Şu rakamlar çok çarpıcı!

158 bin özel lise mezununun sadece üçte biri yani 49 bini, 75 bin yabancı dille eğitim veren özel lise mezunundan da sadece 30 bini lisans bölümünü kazanabilmiş! Peki ya onca yıl harcanan emekler, paralar?..

KKTC’deki durum daha da ilginç; boş kontenjan sayısı kayıtlardan daha fazla.

Vakıf üniversiteleri de güya ciddi planlama yapıyor! Onlarda da 85 bin kontenjanın 23 bini boş, kazanıp da kayıt yaptırmayanlarla bu 30 bine çıkarsa hiç şaşırtıcı olmaz!..

Bütün bunları niye yazıyorum?

Hani israfa son verecektik ve buna da eğitimden başlamıştık ya, işte bu kampanyaya yani tasarrufa, keşke, bilişim teknolojilerine harcanan paraları ya da bursları kısmak yerine, bu yatırım ve kontenjanları çok daha iyi değerlendirerek katkıda bulunabilseydik...

Özetin özeti: Akıl, bilim, öngörü, planlama, verimlilik, kalite ve en önemlisi de sorumluluk eğitimde değil de nerede olacak?..

Yazarın Önceki Yazıları