Babaya cevap verilsin

19.06.2017 Pazartesi
Bünyesinde bu kadar çok “Sesini kes, otur oturduğun yerde, sorma, sorgulama, itiraz etme” temalı deyiş barındıran kaç dil vardır acaba? Basbayağı dirlik düzenimiz devamını, bu kişiyi uysallığa davet eden atasözü ve deyimlere borçludur demek mümkün.

Fatih Belediyesi, Babalar Günü’nü kutlamak için reklam panolarına klişe baba cümlelerini yazmış bu yıl. En çok ilgi çekeni, sosyal medyada en çok konuşulanı, “Babaya cevap verilmez!” oldu. O kadar içimize işlemiş ve üzerine düşünmeden sindirmişiz ki.

Zira bu cümle, insan yetiştirmeye yönelik ilk adımı atan ailenin temel direğidir. Doğup büyüdüğünüz evde bir takım ilk kimin tarafından konduğu meçhul ama sürdürülmesi şart olan kurallar vardır, kendinizi bilip de neden diye sorgulamaya, hele hele haddiniz olmadan itiraz etmeye başladığınız anda ilk sopa iner kafanıza: “Sus bakayım, babaya cevap verilmez!”

Bunun tabii duruma göre anne, abi, abla versiyonları da olabilir ama aslolan otorite, onun evde vücut bulmuş hali de babadır çoğunlukla. Babaya cevap verilmez.

Ama siz haklısınızdır belki, anlatsanız anlardı? Ya da bir diyalog olurdu en azından? Hayır, cevap verilmez dedik. Nokta. Şimdiki moda deyişle “Bu konu tartışmaya kapalı”dır. Biz babamızdan böyle gördük, böyle de devam edecektir.

Arkadan gelir okul çağı. Karşınızda mutlaka çoğu pek muhterem insanlar olan yeni otorite figürleri vardır: Öğretmenleriniz. Ama onların da sorgulanacak yanları olamaz mı? Olabilir.

Siz artık otoriteyle ilişkinizin ne olması gerektiğini ufaktan bilmektesinizdir ya, yine de kendinizi görece özgür bir ortamda zannedip hocalarınızın anlattıklarına şüpheyle yaklaşmaya, hikmetlerinden sual etmeye kalkıştığınız anda ikinci sopayı yersiniz: Tabii ki hocaya da cevap verilmez çünkü. Herkesin bir rolü vardır hayatta; hoca konuşacak, sen susacaksındır. Bırakalım da ‘her kafadan bir ses mi çıksın?’dır.

Böylelikle ev ve okul fasıllarından geçip hayata intikal eden ‘birey’ artık ne yapması gerektiğini öğrenmiştir: Cevap verilmez! Kadınsan kocaya, memursan müdüre, vatandaşsan devlet babaya cevap verilmez.

Bu aynı zamanda ‘soru da sorulmaz’ demektir. Neden, niçin denmez, itaat edilir.

Ve tabii soru sormayan, cevap aramayan, mevcut olana ayak uyduran insandan öyle çok ilerici bir zeka, yenilikçi adımlar, bir şeyleri alıp ileri götürecek buluşlar da beklenemez. Kendisi de babasına cevap verememiş olan babasının izinden öyle yürür gider. Keşifler, icatlar soruların ve cevapların herkese yöneltilebildiği başka coğrafyaların konusudur. 

Bir Babalar Günü’nü daha geride bırakırken, her şeyin dört dörtlük olduğu muhteşem bir düzende yaşadığımızdan, insanlığın gelebileceği en üstün noktada dert üstü murat üstü olduğumuzdan birazcık kuşkumuz varsa, değiştirmeye şu atasözlerinden başlayalım diyorum.

‘Her kafadan bir ses çıksın’ ki, duyulmaya değer fikirler yerine ulaşsın. ‘İcat çıkaralım’ ki, şu dünyaya bir katkımız olsun. Hepsinden önce de ‘Babamıza cevap verelim’ ki, evde de sokakta da bir diyalog ortamı, bir tartışma kültürü ve bir ortak dil kurma imkanı olsun.

Yazarın Önceki Yazıları