Ayşe Özgener

Ayşe Özgener

ozgenerayse@gmail.com

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Abraham Maslow 1943 yılında ‘İnsanın İhtiyaçlar Hiyerarşisi’ adında bir kuram geliştirmiştir. Bu kuramda, bir insanın yaşam içinde motivasyonunu oluşturan güdülerini belirlemiştir.
5 ana grupta topladığı bu ihtiyaçları önem sırasına göre bir piramidin basamaklarına yerleştirmiştir. Bu ihtiyaçlar insanın hayatının içinde önem sıralamasına göre belirlenmiştir. Yani bazı ihtiyaçlarımızın diğerlerinden daha önce giderilmesi gerekmektedir.
Fizyolojik ihtiyaçlarımız, sıralamada birinciliği almıştır.
Hiyerarşinin en alt basamağını oluşturan fizyolojik ihtiyaçlarımız açlık, susuzluk, uyku, barınma ve bunun gibi yaşamak için temel olan ihtiyaçlarımızdan oluşur.
Bunlar yaşamda fiziksel varlığımızı korumamız için ihtiyaç duyduğumuz gereksinimlerdir.
Fizyolojik ihtiyaçları karşılanmamış bir insan bir üst basamağa geçemez.
Örneğin karnı aç ve susuz bir insanın öncelikle bu fiziksel ihtiyacını karşılaması gerekecektir.
Açlıktan ayakta duramayan bir kişi o anda sevgi ihtiyacı aramayacaktır.
İkinci basamakta insanın ‘güvenlik ihtiyaçları’ vardır. Fizyolojik ihtiyaçlarını yeterli derecede karşılayan bir kişi, şimdi de kendini dış etkenlere karşı güvende hissetmek isteyecektir.

Üçüncü basamağa çıktığımızda karşımıza ‘ait olma ve sevgi ihtiyacı’ çıkar. Bu basamakta kişinin sosyal ihtiyaçlarına vurgu yapılmıştır.
İnsan sadece fiziksel ihtiyaçları karşılandığında mutlu olan bir varlık değildir. Mutlaka sosyal olarak da doyurulmak ister.
Kişi aile, arkadaş, eş ve ait olduğu gruplarla ve kurduğu ilişkilerle zenginleşir. Bu basamaktaki ihtiyaçlarını karşılayamadığında kendini yalnız hisseder.
Dördüncü basamakta ‘saygı ihtiyacı’ vardır.
Sevgi ve ait olma ihtiyacı giderildikten sonra kişi hem kendine saygı duymak ister hem de başkaları tarafından saygı görmek! İnsanın kendine olan özsaygısı da dış dünyada saygı görmek kadar önemlidir.
Son ve en üst düzey basamak olan “kendini gerçekleştirme ihtiyacı” herkesin ulaşabildiği bir basamak değildir. Bu basamağa gelmeden yolda kalan çok kişi vardır.
Örneğin sevgi ihtiyacını karşılayamamış, sevilmemiş veya sevmeyi bilmeyen biri, sevgi eksikliği nedeniyle yaşadığı sorunlardan bu basamağa varamamış olabilir.
Kendine saygı duymayan ve kendisiyle barışık olmayan birisi de kendini gerçekleştirme ihtiyacı içinde değildir.
Burada Maslow’un vurguladığı noktalardan biri de bazı kişilerin tüm alt basamakları tamamlamış olmasına rağmen bu son basamakta takılı kalmalarıdır.
Yani her insan kendini gerçekleştirme anlamında yeterli bir içgörü ve farkındalık kazanmaz. Veya bunun için çaba göstermez.

Bu son basamaktaki ihtiyaçlarımıza ‘üst düzey ihtiyaçlar’ der ve bunlar diğer ihtiyaçlarımız gibi aciliyet içermez. Yani karnı aç biri hemen karnını doyurmak isterken kendisini geliştirmek isteyen biri bunu zamana yayabilir. Bu düzeyde herkesin davranış şekli farklıdır. Kimi olduğu kadarıyla yetinmek ister. Kimi ise hayatın içinde öğrenmenin ve gelişmenin bitmeyen bir süreç olduğunun farkındadır.

İlk dört aşamada insan eksikliklerini gidermeye güdülenmişken bu son aşamada büyüme yani üstüne ekleme söz konusudur. Kişisel potansiyeli fark etmek, kişisel gelişimi için çabalamak ve kendini geliştirmeye yönelik çabalar bu basamağa varmış kişilerin hedefleridir.
Kendini gerçekleştirme çabasında olan insan, yaşamına bir anlam bulmaya çalışır. Bu basamaktaki hedefler de kişiden kişiye değişir. Herkes potansiyelini farklı alanlarda ortaya çıkarmaya çalışabilir. Önemli olan, bu noktaya varmış olmaktır. Ve kendini geliştirmek için ne kadar uğraştığındır.
Dilerseniz siz de bir değerlendirme yapın. İlk dört basamakta ne durumdasınız? Aşamadığınız veya aşmakta zorlandığınız bir basamak oldu mu? Ve son basamakta ne durumdasınız? Kendinizi geliştirme çabasında mısınız? Öyleyse bunun için neler yapıyorsunuz? Bir çabanız yoksa, neden çabalamayı denemiyorsunuz?