Cadde'nin Patisi

Cadde'nin Patisi

itir.ilgaz@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Evet, herkes kedi sahiplenmek zorunda değil, ama göreceksin hayatın nasıl değişecek... Bu arada tabii ki maması-kumu dışında bilmen gerekenler var

BİR ŞANS VER İŞTE

Önceki gün işyerinden biriyle aramda şöyle bir sohbet geçti:
- Sen “Cadde’nin Patisi”ni yazıyordun değil mi?
- Evet.
- Elimde bir kedi var.
- Eee?
- Sahip arıyorum.
- Ben sahip bulmaktan çok sorumluluk alınması taraftarıyım.
- Acıdım aldım. Yağmurda ıslanmıştı. Sahiplenmek istemiyorum.
- Kaç gündür seninle?
- Birkaç gün oldu.
- Hiç alışmadın mı?
- Akşamları oynuyoruz, kafama falan çıkıyor.
- İçinde bir sıcaklık olmadı mı? Isınmadın mı yani hayvana?
- Isındım. Onun için hemen sahip bulmak istiyorum.
Hoppala...
“Herkes kedili olmak zorunda mı?” diyeceksiniz. Hayır, belki. Ama önüne çıkmış, evine, hayatına girmiş; eee, için de ısınmış. Sevmişsin işte. Hem kendine hem ona bir şans ver. Göreceksin hayatın nasıl değişecek... Nasıl bağlanacaksın, ne muhteşem bir deneyim olacak senin için... O minicik hayvan sana neler öğretecek... Hayvana, insana bakışın nasıl değişecek, gelişeceksin. Bir şans ver. Pişman olmayacaksın.

Velev ki sahiplendin...
Tabii ki maması- kumu dışında bilinmesi gerekenler var. İşte ikinizin de hayatını kolaylaştıracak ayrıntılar:
* Genelde ideali, yavru kedinin 3-4 aylık olana kadar anneleri ve kardeşleriyle kalması. (Ama öyle bir dünyada yaşamıyoruz.) Çok bebekken ayrılanlarda ısırma ve tırmalama huyu daha fazla görülebiliyor. Çünkü onları eğitecek kimse yok. O yüzden birçok şeyi daha senden öğrenmesi gerekecek. (Uzmanlar iki yavru birden sahiplenmenin en doğrusu olduğu kanısında. Böylece ısırma limitlerini öğrenebiliyor ve hedef olarak ayak bileklerini değil birbirlerini seçiyorlar.)
* Tuvalet terbiyesi kolay. Yemekten biraz sonra kuma koyup ön patilerini kuma sürttün mü tamam...
* Isırma ve tırmalama konusunda da yumuşak olmak çok önemli. Oynarken dişlemeye başlıyorsa (ki bir dönem olacaktır, dişleri kaşınacak çünkü) elini çek ve dikkatini başka bir şeye yönlendir. Asla ama asla cezalandırma, ona bağırma ve vurma.
* En kısa zamanda veterinere götür. Yavru kediler dayanıklı görünse de çabuk hastalanabilir. Erken teşhis hayat kurtarır.
* Çok küçükse onu önce bir odada tut. Olmadık yerlere girip, başlını belaya sokabiliyor. Bir de bulamayınca kafayı yiyorsun. Başıma geldi, oradan biliyorum. 16 saat aradım. O çamaşır makinesini durdurup içini nasıl korkuyla karıştırdığımı ben bilirim.
* Evi biraz emniyetli hale getir. Kediler meraklı hayvanlar. Hele bebekken... Patisiyle dokunacak, yalayacak, ısıracak, olmayacak yerlere girecek. Elektrik kabloları, zehirli bitkiler, çamaşır/ kurutma/bulaşık makineleri, yutabileceği cisimler, açık klozetler, balkon kapıları onun için ölümcül olabilir. Emekleme pozisyonuna geç ve eve o açıdan bir bak. Potansiyel tehlikeleri daha net görebilirsin.
* Sakın süt verme. İshal yapar. Vereceksen mutlaka 1/2 oranında sütle karıştır.
* Rutin olarak, kulaklarına bak, ağzını kontrol et, patilerini tut. Yumuşak şekilde fırçalamaya başla. Alışsın ve bunların normal olduğunu anlasın.

Haberin Devamı

BİR ŞANS VER İŞTE

Haberin Devamı

SOSYAL MEDYAYI SEViYORUM!

Haberin Devamı

Cuma günü, tam da hayvanları koruma gününde, sosyal medyada ağzı ve bacakları iplerle, kayışlara bağlanmış, yerde sürüklenen bir köpeğin fotoğrafları dolaştı. Bir kadın, doktormuş üstelik, mahallelinin baktığı küpeli köpeği, çocuğu korkuyor diye toplatmaya karar vermiş. Ancak talihsizlik, fotoğrafta kadının üzeride çalıştığı firmanın (Desan Yardgem Tersaneleri) tişörtü var. (Eee, ayağına dolanacak elbette.) Resmi gören, firmayı aramış. Biz de tabii. Biraz sonra firmadan döndüler. Olay tersanede değil kadının evinin yakınında olmuş. Ama bütün gün firmanın telefonları çaldığı için yönetim, kadın ve firma avukatıyla toplantı yapmaya karar vermiş.
Bu güzel bir şey. Sadece isimleri karıştı diye olsa da bir anlamda hayvana yaptığı yüzünden kadından hesap soruyor firma. Ben de kendilerine köpeği Tuzla Barınağı’ndan alıp tersanenin köpeği yapmayı düşünmezler mi diye sordum. Cevap bekliyorum.